Yaylı, rıhtımdaki yolcuyu almak için hızla uzaklaştı. Yolun deniz tarafında torbaları ayak dibinde bekleyen genç bir adamın önünde durdu. Cihan başını arabanın köşesindeki karanlıktan itinayla dışarı uzattı. İşte tam buluşma yerinde Ayşe duruyordu. Siyah ve çocuk bakışlarıyla kendisini arıyordu. Birden atlar dörtnala kalktı. Araba ufak tefek taşlara çarpıp sallanıyordu. Cihan köşesine çekildi. Gözlerinden iri iki damla yaş yanağından aşağı yuvarlandı. Arabacı kamçıyı salladıkça atlar şaha kalkıyordu. Yol boyunca sıralanmış ağaçlar daireler çizerek kayboluyorlardı. Bazen de eğri büğrü ağaçlar birbirine giren dallarıyla kucaklaşmış gibi görünüyorlardı. Zikzak çizen dar toprak yollarda karşısına çıkan küçük kayalar akıllı atların yavaşlamasını söylüyorlardı. Araba dik bir bayırdan tırmanırken sağ taraftaki düzlüğe inen meyilli yamaçlarda köy olduğu anlaşılan yerlerden soluk minik ışıklar gözüküyordu.