Bir şehir düşün; kocaman, yıkılmış, viran olmuş bir şehir. Mevsimlerden kış, soğuklar baş göstermiş. Her şey dağılmış, etrafta düzene, güzelliğe, sanata hatta yaşama dair hiçbir kırıntı yok. Yalnız bir çiçek var, bunca viraneye rağmen dimdik ayakta karlar içinde açıvermiş. İşte o çiçeğin ismi Mavirane. Bu hayattaki azmin, vazgeçmemenin, başarmanın bir sembolü bu çiçek. İlk şiirlerimden yalnızca bir kesit olan ilk kitabımın ismi bu yüzden Maviranem olsun istedim, okuyan herkesin içinde bir başarma arzusu uyandırması dileğiyle.
Hayatta yaşamaya dair bunca güzel anlam varken kendi içinde yaşamak, kuytulaşmak neden? Niyedir bu hüzün? Bir gün kendimle tanıştım... Evet garip gelebilir, ”bir insan kendisiyle nasıl tanışabilir ki” diye sorabilirsiniz, hakkınız da var. Oysa insanın ilk tanışması gereken kendisidir. Önce kendinizi tanımalısınız ki insanları da tanıyabilmelisiniz. Kendini bilmeyen kimseyi de bilemez. İşte o gün tanıdım kendimi ve kendimi tanıdığım gün benim miladım oldu, O gün. Bir şiirle konuştu sözcüklerim, bir daha hiçbir şey anlamsız olmadı. O gün hayat kifayetsizliğini kaybetti, ruhum anlama kavuştu. Kendinizi tanımaya bir şiir dehliziyle başlamaya ne dersiniz ?