Vladimir Mayakovski'nin (1893-1930) sadece Rusya'nın ve kendi döneminin değil bütün zamanların en büyük şairlerinden biri olduğunu söylemek abartı sayılmamalıdır. Rus şiirinin ve Avrupa modernizminin en seçkin kazanımlarını kendi kişisel potasında eriterek yeni ve özgün bir senteze ulaştıran bu şair Ekim Devrimi'ni "kendi devrimi" olarak karşılayıp benisemiş, yeteneğini olanca cömertliğiyle devrimin hizmetine sunmuş. halkın yaşamıyla birleştiğinde bir şair yaşamının nasıl bir enginlik ve tarihsellik kazanacağını yaşamıyla ve yapıtıyla kare, Whitman'da, Avrupa kanıtlamıştır. Mayakovski şiirinin bir rucu Baudelaire'd modernizminde, simgeci-imgeci-fütürist açılımlarda, bir ucu, her biri ondan derinliğine etkilenmiş olan Aragon, Neruda, Ritsos, Brecht, Nazım Hikmet şiirindedir... Yirminci yüzyıl dünya şiirinde, şairin kişisel yaşamıyla halkın yazgısı, toplumun ve tarihin akışı üzerine düşünüp Mayakovski şiirinden etkilenmemiş, bu şairin baş döndürücü şiirsel yeteneği, pek çoğu kendi buluşu olan yöntemleri, trajik ve aynı ölçüde de insanca ve aydın yaşamı Üstüne düşünmemiş bir dünya şairinin bulunabileceğini sanmıyorum. Mayakovski olağanüstü yapıtı ve yaşamıyla, benzersiz ve cömert yeteneğiyle, böyle bir şairin ve şiirin toplumsal yaşam için nasıl ekmek ve su gibi doğal ve yaşamsal bir gereksinim olduğunu kanıtlayarak, eşsiz bir örnek olma özelliğini sürdürüyor. Elinizdeki kitap, bu eşsiz yaşama ve şiire düşürülmüş aydınlatıcı bir ışıktır.
152 sayfa (4 sa. 18 dk.) · Gendaş