Mitos'tan Logos'a Eski Yunan Felsefesinde Aşk

·
Okunma
·
Beğeni
·
387
Gösterim
Adı:
Mitos'tan Logos'a Eski Yunan Felsefesinde Aşk
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055888329
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilim ve Gelecek
Aşk, insanı ele alan, onu anlamaya ve kavramaya yönelen hiçbir düşünsel etkinliğin kayıtsız kalamayacağı en temel insani fenomenlerden birisidir. Bu nedensiz değildir; insan sırf akıl varlığı değil, aynı zamanda bir duygu varlığıdır; hatta olağan yaşamda duygusal yönünün akılsal yönüne ağır bastığı bile söylenebilir. İnsan hem kendi varoluşunu hem de diğer varlık, nesne ve olayları aklıyla sorunsallaştırdığı gibi duyguları ile de sorunsallaştırır. Varlık, nesne ve olaylara rasyonel anlamlar kadar, duygusal, hatta irrasyonel anlamlar da yükler. Kuşkusuz insanın duygusal yönü gündeme geldiğinde, bir fenomen olarak en köklü etki aşk yaşantısında ortaya çıkar.

Aşkın felsefi yazındaki izleri sürüldüğünde, onu ilk defa felsefenin nesnesi kılan öncü görüşlerin Eski Yunan filozoflarına ait olduğu görülür.
344 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Aşkın Eski Yunan Felsefi Yazınında tam olarak ele alınamadığını (Mitos'tan Logos'a geçemediğini) söyleyen filozof Schopenhauer'i eleştirerek başlıyor yazar kitabına. Cesurca davranıyor ve acaba gerçekten bu büyük filozofu bu konuda haksız çıkaracak mı merakı uyandırıyor okuyucu üzerinde. Platon'un Sokrates diyaloglarını yazdığı kitaplardan onlarca alıntı ve bu alıntıların çözümlemesinin yanı sıra Hesiodos, Aristoteles, Anaksimandros ve diğer Eski Yunan Filozoflarının aşk hakkındaki görüşlerini öğrendiğimiz bu eser gerçekten altın değerinde. 1000Kitap'ta ilgi görmemesi beni üzdü. Felsefeyle alakalıysanız okumanız gereken kitaplardan.
"Mitolojide kadının varlık nedeni, Prometheus'un cezalandırılmasina bağlansa da, ironik bir biçimde erkeğe tanrısal bir hediye (doron) olarak gönderildiği, erkeğin sevmeye ve okşamaya doyamadığı, erkeği kandırmak için güzel bir biçimde süslenmiş bir bela (kalon kakon) olarak sunulduğu görülür."
Hasan Aydın
Sayfa 64 - Bilim ve Gelecek Kitaplığı
Herhangi bir karşılık beklemeden vermek, mutluluk için değil, erdem için, yani iyiliğe yaklaşmak için aşka önem vermektir.
Hasan Aydın
Sayfa 205 - Bilim ve Gelecek Kitaplığı
"Yersel Aphrodite, bedenleri aşka düşürüp, cinselliği ön plana çıkarırken, göksel Aphrodite, ruhları, gönülleri sevdalandırır. Ona göre, bedenin istek ve arzuları sadece geçici bir doyum sağlar; tensel güzelliğin kendisi gelip geçicidir; bu yüzden tensel arzuların tam olarak doyurulması mümkün olmadığı gibi, onlar insanı özgürleştirmek yerine köleleştirir. Öte yandan tensel-cinsel aşk kötüye kullanıma müsaittir; maddi çıkar amaçlı olarak kullanılabilir; çıkar için birlikte olunanın onurunu yok sayabilir."
Hasan Aydın
Sayfa 101 - Bilim ve Gelecek Kitaplığı
"Aşkın ruhsal ve bedensel tezahürleri ya da dışa vurumu konusunda, Eski Yunan felsefi yazınında, ilgi çekici gözlemler ve bu gözlemlere bağlı çözümlemeler ile karşılaşılır. Güzelden ilk bakışta etkilenme ve bu etkinin iştaha yetisini harekete geçirmesi, âşık olunanı temaşa etme, yalnız kalmayı arzulama, cinsel isteğin belirmesi, kıskançlık, sahiplenme, güven krizi vb. hem Sokrates-Platon hem de Aristoteles'te güçlü bir ifade bulur. Bu andan itibaren heyecanlanma, ürperme, sararıp solma, bakışma, birlikte olmayı isteme, sevileni öpmeyi ve onunla baş başa olmayı arzulama, çıldırma, delirme, uyuyamama, bayılma ve hatta aşktan ölme gibi pek çok paradoksal psikolojik ve fizyolojik tezahür ortata çıkmaya başlar."
Hasan Aydın
Sayfa 216 - Bilim ve Gelecek Kitaplığı
"Gerçekten ussalı, mantıksalı ilke edinen filozoflar, duygusal ve irrasyoneldir diyerek, aşk fenomenini bir kenara bırakıp ona gereken önemi vermemişler, onu felsefi söylemin dışında mı bırakmışlardır? Her şeyden önce felsefe, pek çok felsefe tarihçisinin de tanıklık ettiği gibi, ussal bir yaklaşımla, varlığı anlama çabası olarak ortaya çıkmışsa ve varlıklar dünyasının en önemli unsurlarından birisi de insansa, felsefenin ve dolayısıyla insanın felsefesini yapan filozofun, aşk denen fenomeni görmezden gelmesini ve onu ıskalamasını beklemek boşunadır. Boşunadır; çünkü filozof, diğer insanlar gibi bir fenomen olarak aşkı kendi içinde yaşamakta, varlığına bir anlam bulma ve kendini tanım çabasına yöneldiğinde ya da insanı felsefenin nesnesi kıldığında, aklın yanında duyguları ve tutkularıyla da yüzleşmektedir. Bu, filozofun insan olarak kendisini aynı zamanda bir bilgi nesnesi olaeak konumlandırışının, kendi üzerinde refleksif bir biçimde düşünmesinin, bilincini kendine doğru, içine doğru kıvırışının zorunlu bir sonucudur."
Hasan Aydın
Sayfa 19 - Bilim ve Gelecek Kitaplığı
"Bireysel olarak yaşanan pek çok insansal fenomenin, bireysel tezahürlerinin yanında köklü toplumsal tezahürleriyle de karşılaşılır. Bu anlamda, narsizmi bir kenara bırakırsak, iki varlık arasında yaşandığı için aşkın pek çok toplumsal yansıması söz konusudur. Sözgelimi cinsel birliktelik, türün devamı, aşktan doğan dostluklar, evlilik ve aile kurumu gibi toplumsal birlikler aşk fenomeninin toplumsal yansımaları konumundadır Yine aşk etkinliğinden doğan yaratıcılık ve bunun doğurduğu diğer sonuçlar da aşkın toplumsal bağlamı konusunda önemli veriler sunarlar. Tüm bunlar doğal olarak aşkın etik ve toplumsal bağlamda tartışılmasına neden olmaktadır. Tarihsel veriler Eski Yunan felsefi yazınında aşkın etik ve toplumsal boyutlarının da tartışma konusu edildiğine işaret etmektedir. Şu an sahip olduğumuz tarihsel verilerden yola çıkarak felsefi bağlamda Eski Yunan'da aşkın etik ve toplumsal yorumunun ilk izlerinin Pythagoras ve Pythagorascılarda bulunduğunu söylemek olanaklıdır."
Hasan Aydın
Sayfa 227 - Bilim ve Gelecek Kitaplığı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mitos'tan Logos'a Eski Yunan Felsefesinde Aşk
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055888329
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilim ve Gelecek
Aşk, insanı ele alan, onu anlamaya ve kavramaya yönelen hiçbir düşünsel etkinliğin kayıtsız kalamayacağı en temel insani fenomenlerden birisidir. Bu nedensiz değildir; insan sırf akıl varlığı değil, aynı zamanda bir duygu varlığıdır; hatta olağan yaşamda duygusal yönünün akılsal yönüne ağır bastığı bile söylenebilir. İnsan hem kendi varoluşunu hem de diğer varlık, nesne ve olayları aklıyla sorunsallaştırdığı gibi duyguları ile de sorunsallaştırır. Varlık, nesne ve olaylara rasyonel anlamlar kadar, duygusal, hatta irrasyonel anlamlar da yükler. Kuşkusuz insanın duygusal yönü gündeme geldiğinde, bir fenomen olarak en köklü etki aşk yaşantısında ortaya çıkar.

Aşkın felsefi yazındaki izleri sürüldüğünde, onu ilk defa felsefenin nesnesi kılan öncü görüşlerin Eski Yunan filozoflarına ait olduğu görülür.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Rainbow 2071
  • Mustafa Merthan Merdoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0