Nilüfer

Semih Çar
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 40 dk.
Sayfa Sayısı:
200
Basım Tarihi:
Ocak 2026
Yayınevi:
Mosquito Yayınları
ISBN:
9756259396439
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·200 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap hakkında küçücük de olsa spoiler vermeyeceğim. Kitaplığımda, tanıdık bir şahsiyetin kitabının yer alması beni mutlu ediyor. Bir yerde bu kitaptan söz edildiğinde, göğsüm kabararak “ben onu tanıyorum” diyeceğim. Tanıdığım kadarıyla seni anlatacağım. Eline, emeğine sağlık; iyi ki varsın, hep var ol.
Duygu ve Düşünce
NilüferSemih Çar · Mosquito Yayınları · 20269 okunma
Yaşamın Yansıması: Nilüfer
Puan vermedi·200 syf.··
2026 12. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 01:54
Semih Çar'ın kaleminden "Nilüfer" hepimize umudu tekrar hatırlatıyor.Aslında yaşamın özü umuttur. Geleceğe dair beklenti ve hayal tükendiği zaman, ister istemez, her şey bulanıklaşır. Ne kadar zorlukla karşılaşmış olursak olalım, yeniden ayağa kalkmak gerekiyor. Bu cümleyi fısıldıyor kulağımıza. Eseri bitirdiğimizde de fısıltı görevini çınlamaya devrediyor. Zorluklar karşısında pes etmeyen, tam tersine çabalayan, umudunu hep diri tutan yazarın hayat hikâyesini okuyoruz. Her zorlukla gücünü perçinleyen bir yapıya sahip. Bu güçlü duruşun hiç bozulmadığını anlıyoruz. Umudunu yitirmiyor. Kendine olan güveni de hiç eksilmiyor. Elinden geleni yapıyor. Tevekkül ediyor. Hayatı hikâyesini yazıyor ama her şeyi açıkça ifade ediyor. Bazen üzüldüğünü, sarsıldığını da ifade etmekten geri durmuyor. Yaşamı sözcükleriyle resmediyor. Neticede yaşamdan bahsediyoruz. Tek taraflı bir yön değil. Bazı yollar hüzne çıkıyor, mutluluğa çıkan yollar da yok değil.Bu eserin"yaşamın aynası" olarak nitlendirilebileceğimi düşünüyorum.
NilüferSemih Çar · Mosquito Yayınları · 20269 okunma

Yazar Hakkında

Semih ÇarYazar · 0 kitap
Semih, 1992 yılında Ankara'da doğdu. Aralık ayında dünyaya geldiği için, hayatı boyunca üşümesi hiç gitmedi ellerinden. Çocukluğu; yollar, hastane koridorları ve ameliyathanelerde geçti. Tıp okuyarak değil, çekirdekten yetişip hasta olarak öğrendi kelimeleriyle yaptığı tabipliği. Çocukluğu alıp başını gitse de kendisinden; kendisi hiç gidemedi çocukluğundan. Öğrenimini ise gözyaşı, yağmur ve bulutlara bakarak tamamladı. Muhtaçlık üzerine henüz literatüre girmemiş profesör doktorluğu bulunmaktadır. Duygusal zekâsının yüksek olmasını, başkalarının küçük gelen elbiseleriyle geçen çocukluğundan kaynaklandığını öne sürmektedir. Ayrıca Semih; Allah'a, Peygamberlere ve tasavvufa sarılarak yaşamayı tercih etti. Stratejik oyunlar, kitaplar ve kalemleriyle odasında kendi başına yaşamayı sevdi. Yabancılık çektiği dünyada; Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Aliya İzzetbegoviç ve nice şair ile düşünce adamını kendisine dost edindi. En sevdiği arkadaşı ise Hasan Dağı'dır. Tesbihiyle uzaklara dalıp çağırdığı duaların yanı sıra zaman zaman Neşet Ertaş, Çekiç Ali, Hacı Taşan ve Zeki Müren dinlemektedir. Çiçeklerle konuşmayı ise çocukluğunda annesinin öğrettiği sarı çiçekten öğrenmiştir. Kalbini emanet ettiği doktorlardan birkaçı; Yunus Emre, Mevlânâ, Ferîdüddin Attâr, Ataullah İskenderî ve Fahreddin er-Râzî'dir. Bütün evliyaları sevmektedir. Kendisi şimdilik yaşamaya devam etmektedir.