·
Okunma
·
Beğeni
·
259,5bin
Gösterim
Adı:
Nutuk
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
560
ISBN:
9786052050415
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dokuz Yayınları
“Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.

Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u-zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!



Mustafa Kemal Atatürk
599 syf.
·37 günde·10/10 puan
Bizzat tarih yapanın kaleminden çıkmış tarih kitabı.
Milli mücadele yıllarını anlatıldığı kitapta Atatürk şahidi olduğu veya tarafı olduğu birçok olayı burada anlatmış. Samsun'a çıkmasıyla başlayan serüven Cumhuriyetin kurulması ve ardından gerçekleşen devrimlerle devam etmiş.
Geçmişi anlatıp, geleceğe yön vermesi açısından herkesin Nutuk okuması gerekiyor. Ayrıca Mustafa Kemal Paşayı kendi anlatım biçimiyle tanımış oluruz.
314 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Bu ülke iki kitabı okumadığı için bu hale geldi... 1) Kuran-ı Kerim; okuyup anlasaydık dini kullandırmazdık. 2) Nutuk; okuyup anlasaydık düşmanı tanır, vatanı sattırmazdık." Yılmaz Özdil'in sözüyle başlamak istedim 2019'un ilk incelemesine. Bu söze katılanlar olur katılmayanlar olur konumuz burası değil :) Nutuk, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği okuyan ben için fazlasıyla gecikmiş bir kitap. (Son sınıfta okumuş olduğum için üzgünüm.) Atatürk'ü, Milli Mücadele Dönemi'ni, Mondros'un yıkıcı maddelerine olan direnişi ilk kaynaktan, ilk ağızdan okumak ve anlamak herkes için gerekli bir durum. Görüşü her ne olursa olsun Nutuk'un okunması, okutulması ve anlanması taraftarıyım. Henüz birinci cildi bitirebildim ve birinci cilt M. Kemal'in Samsun'a çıkışıyla başlayıp TBMM'nin açılacağı haberiyle son buluyor. Bu zaman çerçevesinde Anadolu'nun durumunu her açıdan (Padişah, Hükümet, Temsilciler Kurulu) genel hatlarıyla görüp anlayabiliyorsunuz. O dönemi yaşamış birinin ağzından okumak sizi daha çok meraka sürükler ve öğrenmenizi kolaylaştırır. Bu yüzden tekrar diyorum her ne görüşte olursanız olun yine de okumanız gereken bir kitaptır. Yalnızca Nutuk gerçekten sabır isteyen bir kitap bunu da burada ekleyeyim. Özellikle söylev niteliğinde olanları okursanız anlamanız daha kolay olur. Onun dışındakilerin dili oldukça ağır. Benim gibi söylevle başlayın derim. Kitabı okumanızı önermem çünkü öneri değil bir zorunluluk bence Nutuk okumak. O yüzden okuyabilirsiniz demiyorum okuyun diyorum : ) Sabrınızı diri, algınızı açık tutun ve başlayın: )
599 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Gazi Mustafa Kemal Atatürk;

1919 yılı Mayıs'ın 19. günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüm:

(...)Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnızca tahtını güvenceye alabileceği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet zavallı, beceriksiz, onursuz ve korkak; yalnızca padişahın buyruğuna bağlı ve onunla beraber kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma razı (...)

O Sarışın Kurt Samsun'a ayak bastığında bir milletin yazgısı değişti...
Bir millet yeniden doğdu.
Küllerinden doğan bu millet emperyalizme çelme takıp, Mustafa Kemal'in önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu ve o dedi ki;

"Tarihi yaşadığımız gibi yazdık fakat geleceği Cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır..."

Yani; BİZE!

Unutulmuş, yenilmiş, bir kenara itilmiş, fakir ve yoksul bir halkı ayağa kaldırmış, darmadağınık bir orduyu düzenli hale getirmiş, onları zafere inandırmış; ayaklarında çaput bile olmadan kilometrelerce dağ yolunda düşman kovalamaya ikna etmiş, Türk'ün unutulmuş vasfını tüm cihana göstermiştir.

Mustafa Kemal Atatürk "Dünya Devlet"lerine kafa tutmuştur. Emperyalizmin göbeği olan İngilizler'in kalplerinin tam ortasına hançeri geçirmişmiştir.

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Harbi'ni kaybetmiş, Mondros imzalanmış, daha sonra Sevr'e tutsak edilmiş, İstanbul ve İzmir işgal edilmiş, düşman Anadolu'ya girmiş, İngilizler Sevr ile birlikte Doğu'da ayrı bir devlet kurma hayalleri türetmiş, o yörenin halkını milli mücadeleye düşman etmek istemiştir. Ve İngilizler bunları bizzat içeriden, yani padişah/halife vahdettin ve damat ferit destekli hükumet ile birlikte yapmıştır! Hilafet ordusu kurulmuş, ayaklanmalar tertiplenmiş, Mustafa Kemal'in vatanı kurtarması engellenmek istenmiş, İngiliz sömürgesi altında kendi kişisel zenginlikleri'nin şatafatın da yaşamak istemişlerdir!

Mustafa Kemal, Samsun'a göreve gitmeden 3-4 ay gibi bir süre İstanbul'da sessiz sedasız planlar yapmış, görüşmelere devam etmiş, yakın arkadaşları ile sürekli irtibat halinde olmuştur. Anadolu'da yavaştan hareketlilik başlamış, İngilizler Vahdettin ve kabinesinin imza ettiği Mondrosu'u bahane ederek İskenderun ve İzmir'e ayak basmış, o yörelerde isyanlar çıkmaya başlamış, eğer isyanlar bastırılmaz ise işgalin başlayacağının ultimatomunu bizzat vahdettin'e bildirmiştir. Mustafa Kemal o zamanlar isyanların bastırılması için bir komutanın Samsun'a gönderileceğinin haberini alır almaz, bunun için tüm arkadaşlarını seferber etmiş, tüm imkanları ile kendisinin gönderilmesi için baskısını yapmıştır. Saray'da ve hükumette adaylar konuşulmuş, Mustafa Kemal üzerinde mutabık kalınmıştı. Hükumet onayı ve vahdettin imzası ile İSYANI BASTIRMAK için Samsun'a Müfettiş olarak gitmesine karar verilmişti. Mustafa Kemal bu görev kendisine verildiğinde "heyecandan dişlerini sıkmış, elini ovuşturmuş ve yapacaklarını hayaline getirmiştir." Artık istediğini almıştır... Ve tüm yetkileri çeşitli kurnazlıkla üzerinde toplamıştır.

Yalnız; Mustafa Kemal ayağını Samsun'a attığı anda amacı olan isyan bastırmak hızlıca bir kenara itilmiş ve Tüm arkadaşları ile görüşüp İSYAN hazırlıklarını başlatmış ve İSYAN'I destekleyerek tüm yurtta girişimlere başlamıştır. İlk girişim Havza Genelgesidir.

28-29 Mayısta Havza Genelgesi Kararları açıklanmıştır, bu maddeler;

1- İşgallere karşı protesto mitingleri yapılacak.
2- İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümetine işgalleri kınayan telgraflar çekilecek.
3- Mitingler sırasında azınlıklara kötü davranılmayacak.
4- Milli cemiyetlerin etkinliği sağlanacaktı.

Bu Genelgenin önemi büyüktür;

*Milli direniş bilinci ilk defa uyandırılarak, Ulusal bilinç ilk kez direnişe dönüştü,
*İç ve dış düşmana karşı birlikte hareket etme yönünde karar alınarak halk desteği alındı,
*Mustafa Kemal bu genelgeden sonra İstanbul’a geri çağrıldı. Ancak emri dinlemeyecek ve Amasya'ya hareket edecekti.

Hazva Genelgesi ile birlikte, Kurtuluş Mücadelesi Ulusal benlik kazanmıştır. Kurtuluş yolundaki önemi büyüktür.


Daha sonra Amasya Genelgesi yayınlanlış, Erzurum ve Sivas kongrelerini tertiplemiş, Milli Egemenliği o zamandan benimsemiş, bütün kararları oy birliği ile almıştır. Yani en başından itibaren Demokrasiyi kullanmış, Millet'in efendisi olmamış, Milleti'ne hizmet etmiştir. Her şeye rağmen, her zorluğa rağmen hizmet etmekten vazgeçmemiştir.

Milleti O'nu Çanakkale'den biliyordu artık ve dillerinden düşmüyordu Mustafa Kemal.

Bu paşa başka paşa, bu paşa ANAFARTALAR KUMANDANI MUSTAFA KEMAL PAŞA diyecekler, Anadolu halkı bağrına basacak ve yanında yürümekten asla geri adım atmayacaktı ve atmadı da.

Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamak için onun hakkında sınırsızca okumak ve araştırma yapmak gerekmektedir. Yazmış olduğu Nutuk önemli bir mirastır. Onu anlamak ve içeriğinde ki her şeyi araştırmak görevimizdir.

Nutuk başlı başına bir tarih değildir. Lakin; Tarih'in çok önemli bir parçasıdır. Nutuk Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basması ile başlayıp, o zaman ki Osmanlı Devleti hakkında genel düşüncesini belirterek, milli mücadele ile durmadan yola devam eder, bu yolda karşılaştığı zorlukları, yaptıklarını, ona karşı olanları belgelerle ortaya çıkarır.

Nutuk'un en güzel yanı her şeyin bir belgeye dayalı olmasıdır. Bu belgeler telgraflar ve tutanaklardır.

Vesikalar: https://archive.org/...lar.%C2%A0#mode/2up

Nutuk bize Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözünü ödev edindirir;

"Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak olan sizsiniz."

Bu görevi iyi anlamak, özümsemek ve ilke edinmek gerekmektedir..!

Nutuk ne anlatır!?

Mustafa Kemal Samsun'a ayak bastığında Osmanlı'nın genel durumu nasıldı?
Cumhuriyet Nasıl kuruldu?
Kimlere rağmen kuruldu?
Milli mücadele nasıl başladı?
Padişaha ve İstanbul hükumetine nasıl kafa tuttu?
Hakkında İdam fermanı verildi mi?
Emperyalizme nasıl çelme taktı?
İlk meclisi nasıl hangi şartlarda kurdu?
ilk meclisten itibaren nasıl bir muhalefet ile karşılaştı?
Verilen kararlar nasıl alındı?
Dönemin meşhur Mandacı taraftarları kimlerdir?
Kimler Cumhuriyet taraftarı, kimler düşmanıdır?
Mustafa Kemal'in silah arkadaşlarına bakış açısı nasıldı?
Bağımsızlık ve demokrasi nedir, ne değildir?
Cumhuriyetin ilanı nasıl karara bağlanmıştır?
İnkılâplar nasıl yapılmıştır?
Yapılan komplolar? Meclis içi ve dışı nelerdir, ne karşılığı olarak neler yapılmıştır?

Ve daha fazlasını...

Kısacası Mustafa Kemal'in nasıl Atatürk olduğunu, milletinin onu nasıl gönülden Atatürk yaptığını anlamanız için birinci elden acilen okumanız gerekmektedir.

Nutuk bir kitaptan öte ödevdir.

Türk evladı, kanma sakın yalana!
Kanma sakın Atatürk Düşmanlarına!!
Araştır....!
Ve Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözüne kulak ver!!!;

"Türk çocuğu, ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır"

Bu Cumhuriyet hepimizin Unutma..!

Kulak ver Gençliğe Hitabe'ye;

"(...)Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
#30737229

~Mustafa Kemal Atatürk

*

Ey Şanlı Komutan! Ulu Önder! Milli Şef! Mareşal! Başbuğ! Başkomutan! Reis-i Cumhur! Gazi! Mustafa! Kemal! Atatürk.....!

Gösterdiğin YOLDA,

Durmadan ve 'KARARLILIKLA' YÜRÜYECEĞİMİZE,

AND İÇERİZ!!!!!

Yolun; YOLUMUZDUR...!

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.....!

Ruhun Şad Olsun Büyük Komutan...!
599 syf.
·29 günde·10/10 puan
"Tarihi yapanlar kadar yazanlar da önemli"

Kitabı tarihi olayları belgelerle inceleyerek değil ,doğrudan doğruya o tarihi yaşayan o tarihi yapan kişidir Mustafa Kemal Atatürk. "Nutuk" bunun en canlı örneğidir.
19 Mayıs 1919 Tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışıyla başlayan (bana göre de hala devam eden mücadele) Cumhuriyetin yapi taşlarından oluşan bir eser.

Bir taraftan kendi vatanını işgal edilmesini
düşmana teklif edecek kadar alçalan ,kendi ülkesinin aydınlarını gammazlayan is birlikçi bir siyasi kadro,bütün ümidini Allaha sonra İngiltere'te bağlayan bir padişah .
Diğer tarafta Türk'ün, Türklüğün,bayrağın,vatanın, istiklalin bir sesi :
"YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM" .
Bu çağrıyı yapan ve çağrıya kulak verenler, ülkesi İngiliz köpeği olmuş iken , ihanet had safhada iken ,yok olmaya mahkum bir ülke ve bir milleti 7 duvele karşı zafer kazanıp düşman elinden almışlardır.
Hilafet'ten-Adalet'e
Esaret'ten- Hürriyet'e
Sefalet'ten -Medeniyet 'e
Saltanattan- Cumhuriyet'e bizi ulaştıranlara bugünlerde kani bozuk olmayan herkes minnettar .
Kitap Atatük'ün gençliğe seslenişi ile bitmesi beni hüzünlendirdi . Çünkü ne bizler ne de gençlerin bir kısmı ne kendisine ne de mirasina sahip çıkabildik. En değerli hazine dediği Cumhuriyet Bayramında bile bir çoğumuz çıkıp kutlamadik .
Bugünlerde Atatürk'ü aşacagini iddia edenler önce ona ulaşabilmeleri gerek.
Bugünlerde Atatürk'ün yolunda gittigini iddia edenler önce onu özümsemeleri gerek .
Bugünlerde Atatürk'ü silebilecegini sananlarin akıllarından şüphe edilmesi gerek .
Basta da dedigim gibi ,ecdat tarih yazmış, okuyun :))
736 syf.
·Beğendi·10/10 puan
ATATÜRK'ü ve onun inkılaplarına en iyi yine onun yazdığı bir eserde bulabiliriz. Nutuk her Türk Vatandaşının okuması gereken bir kitaptır. Özellikle de her Türk gencinin kılavuz edinmesi gerekir.
Keşke herkese okutabilsem dediğim , kalbimin , aklımın istediği bu. Değerli Eşsiz Lider Ata’mın kaleminden, eşşiz eseri.
616 syf.
·4 günde·10/10 puan
Nutuk ilk defa mecliste okunmuştur ve Atatürk'ün 1919-1927 yılları arasında yaptıklarını anlattığı eseridir. O dönemin şartlarında neler niçin yapılmış birinci ağızdan okumak için tavsiye ederim hatta okullarda ders kitabı olarak okutulmali. 1927'de siyasi nedenlerden dolayı yazımı son bulmuştur.
Nutuk okyanusu geçenlerin bir çift mavi gözde nasıl boğulduğunu , bir milletin kullerinden nasıl yeniden doğduğunu anlatıyor bize.

Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.
Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
599 syf.
·Puan vermedi
Asil, zeki, Osmanlı delikanlısı Mustafa Kemal'in kaleminden harika bir kitap. Modernliği, kalitesi, şıklığı, zekası ile Osmanlının yetiştirdiği örnek bir isim Atatürk.
358 syf.
·10/10 puan
Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün, büyük Türk Ulusuna söylevi. Söylev 36 saat 31 dakika sürmüştür ancak Anadolu'nun ve dahi Türk Ulusunun kurtuluş mücadelesi senelerce sürüp gitmiştir. Saygıdeğer okurlar, bu Söylev yalnız bir kitap olmanın çok ötesindedir, bu bir ulusun kurtuluşunun gözler önüne serilmesidir. Uzun yıllar Mustafa Kemal Atatürk'ün dıştaki düşmanlar ile çatışması ve ulus mücadelesi sanırım ki hepimizce bilinir. Ancak Söylev'de yalnız hariçteki düşmanı değil aynı zamanda dahildeki birlik ve beraberliği, kurtuluş ve çağdaşlaşma çabalarını baltalamaya çalışan düşmanları da göreceksiniz. Bu vatan uğruna ve dahildeki, hariçteki düşmanı durdurma konusunda Atatürk'ün çabalarını da göreceksiniz. Söylev'i okumak, Türk Milleti için canını vermeye hazır olan Atatürk'ün ardında bıraktığı Türk Ulusuna bir ödev sayılabilir. Tarihi gerçekler ve Atatürk'ün çektiği sıkıntılar, verdiği mücadeleler, kendisini tarihçi olarak bildiren kişilerden yahut kulaktan dolma olarak günümüze kadar getirilen birtakım eksik ve yanlış bilgilerden öğrenilemez. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurtuluş ve kuruluşunu anlamak için birinci kaynak olarak Söylev'e bakılmalıdır. Tarihi gerçeklerin ayırdına varmak ancak bu yolla olasıdır.
504 syf.
·17 günde
 

   


“1919 yılı Mayıs’ının 19'ncu günü Samsun'a çıktım”...  bir milletin kaderinin dönüm noktası ve bu başyapıtın da başlangıcı.


Bandırma Vapuru'nu batırmak Paşa'mıza suikast kurmak peşinde olan hainler yıldıramadı gözünü.
Ve aynen şöyle cevap verdi Başbuğ:

" İstanbul'da kalıp tutuklanmaktansa bu yolda batıp boğulmayı tercih ettim..."


19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Atatürk’ün; yenilmiş, zedelenmiş, yorgun, bitkin ve fakir düşmüş halkın vatanını sahiplenerek, geleceğini yeniden kurmaya giriştiği, bağımsızlık, özgürlük ve aydınlık geleceğe yönelik umutlarının inanca dönüştüğü, kurtuluş ateşinin yakıldığı, milletin kendi kaderini kendi eline aldığı, Türk Milleti’nin “Ulusal Bağımsızlık Savaşı” için örgütlenmeye başlandığı, uyanışının ve yeniden doğuşunun doğum yılıdır.



Sanki o telgraflar çekilirken  çekme seslerini kulağımda işittim, şık şık...

Sanki o fikir tartışma için düzenlenen akşam yemeklerindeki tabak bardak seslerini işittim,şıngır şıngır...

Bazen kitaba öyle bir kaptırdım ki kendimi odama yer yer Mustafa Kemal, bazenleri İsmet Paşa, bazenleri Kazım Karabekir Paşa misafir oldular.

 Sen yazdın, biz okuduk ama tabi onları yaşayan sensin hani derler ya "davulun sesi uzaktan hoş gelir..." onca acıya çileye, yetmedi bir de arkadaşlarının kıskançlık ve hasetlerine nasıl dayandın Paşam,dile kolay...


Bazı borçlar ödenmez.
Vahdettin İngiliz Gemisine binip tüyerken,sen bizim derdimize talip oldun. Sana çok şey borçlu bu millet.

Kurduğun devletin ve yaptığın inkılapların başına TÜRK getirerek çok uluslu denen dümbelek bir sistemin içinde eriyip gitmekte olan bir millete kendini hatırlattın. Kadınlarımız çocuklarımız sana çok şey borçlu.  Türk Milleti'nin üstüne çöken karanlık umutsuzluk bulutları arasından bir umut ışığı olarak güneş gibi doğmuştur. "Ben, Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu âdeta gözlerimle görüyordum." Ulusumuzun üzerine doğan bu güneş ile halkın kurtuluşa ve zafere olan inancını artmıştır.


 #99894052






EY ULU TÜRK,
BALKANLARIN AÇAN GÜNEŞİ, ANAFARTALARIN YİĞİT KAHRAMANI SANA, SELAM !

TÜRK IRKININ KORKUSUZ EVLÂDI
TÜRK'ÜN GÜCÜNÜ BİR KEZ DAHA TÜM DÜNYAYA GÖSTEREN
BAŞKOMUTAN,

TÜRKLERİN SON BAŞBUĞU !

EY MAVİ GÖZLÜ BOZKURT! KEMAL METE !
 
  HASTALIĞIMIZA SENİN ADINI VERDİK,
ALLAH ŞİFA VERMESİN CÜMLEMİZE...



Kitabın son sayfalarına doğru

Türk Gençliği’ne Bıraktığım Emanet
_____________________________________

❝Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve detaylı söylevim, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda, Milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım. ❞

demişsin ya Paşam. Müsterih ol !
Biz gereken uyarıyı aldık ve açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğimize and içtik!



Ve özet olarak:


Bilge Kağan'ın Orhun Abideleri ve Nutuk
Her Türk Gencinin rehberi olmalı ve olacaktır !



08.01.2021 -
Esen kalın ...
899 syf.
Ey Türk milleti ! İkinci vazifen Atatürk'ü anlamaktir.

Atatürk hakkında okumalar ve araştırmalar yapıp bunların neticesinde onu daha iyi anladıkça, ona hayran olmamam elde değil. Bu millet için yaptıkları herkesin malumudur. Hayatı boyunca gerek askeri gerek politika alanında tüm dünyanın takdirini ve hayranlığını toplamayı başarmıştır. Yaşadığı yüzyılın hatta tarihin en büyük askeri dehalarindan biri olarak kabul edilen Atatürk'ün çok daha takdir edilesi yanı, en az askeri alanda olduğu kadar politika alanında da sahip olduğu zekasidir. Nitekim, büyük bir başarı olan Kurtuluş Savaşı'ndan sonra aynı başarının çok kısa sürede inkilaplar yoluyla ekonomik, sosyal, yönetimsel vb her alanda bir milletin dönüşümünde de gelmesi Avrupa'da 'Türk Mucizesi' olarak adlandırılmıştir. Peki Atatürk bunu nasıl başardı?

Tabiki tek başına başarmadi. O tartışmaya hiç girmeyeceğim. Veya 'Olmasaydın olmazdik.' polemiğine de girmek istemiyorum ancak şunu de belirtmek isterim ki, eğer Atatürk olmasaydı şu an şuanki şekliyle ve manasıyla bir Cumhuriyet içinde yaşayabilir miydik; bundan emin değilim hatta kendi fikrim, çok başka bir tablo karşımızda olurdu.

Atatürk'ün başarısını anlamak için tabiki sadece bu eser yeterli olmayacaktır. Ancak Nutuk, kendi kaleminden onu anlamak için çok önemli ve okunması elzem bir eserdir. Artık bu eserden bahsedecek olursak, herkesçe bilindik ve İnkılap derslerinden aşina olduğumuz bilgileri yinelemeden birkaç noktaya değinmek istiyorum.

Liderlik, en zor anlarda muhalifinin dahi ilk aklına gelen kurtuluş reçetesi olmaktır. Aynı zamanda herkes telaş içindeyken en zor anlarda sakin kalabilmeyi ve insanları sakinlestirmeyi başarıp yol haritası ortaya koyabilmektir. Bunları gerek Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde gerek mecliste sonu gelmez tartışmalarda insanların çare olarak hep Mustafa Kemal Paşa'ya sarilmalarinda görüyoruz.

M. Kemal Paşa dışında gerek İstanbul hükümetinde yer alanların gerek Ankara'da yer alanların çoğunluğunun kurtuluşa olan inançlarının çok kırılgan olduğunu görüyoruz. Nitekim, kongreler sırasında Mustafa Kemal Paşa'nın en çok uğraştığı konu insanları mandacılık isteğinden vazgeçirmeye çalışmak olmuştur. Ayrıca kazanılan iki İnönü savaşının ardından gelen yenilgiden sonra hemen inanclarini kaybetmeleri veya çok daha ilginç olanı henüz ülke düşmandan tamamen temizlenmemiş olmamasına karşın, insanların İtilaf devletlerinin yumuşatıp yumuşatıp önümüze koydukları sözüm ona anlaşma metinlerine itibar edip savaşı sürdürmemek istemeleri M.Kemal faktörünün neden önemli olduğunu bence çok iyi ortaya koymaktadır. Birçok insan Osmanlı'nın anlayışından kurtulamamış -asırlarca üst üste gelen askeri yenilgilerin ve ekonomik ve sosyal manada içine düşülen perişan durumların yarattığı ozguvensizlik ve eziklik duygusu- ancak M.Kemal Paşa'nın bu çizgiden çok uzakta bir profile sahip olduğunu ozellikle Kurtuluş Savaşı sırasında uyguladığı stratejilerde ve az önce üzerinde durduğum konularda sergilemis olduğu tutumlarla göstermiştir.

Osmanlı anlayışından bahsetmişken, Mustafa Kemal Paşa'nın sadece son dönem Osmanli'sini değil Osmanlı'nın genel olarak uyguladığı politikaları eleştirdiğini görmekteyiz. Milli siyasetin nasıl olması gerektiğini anlattığı kısımlarda, konunun başlangıcında Osmanlı'nın asırlardır ardini düşünmeden giriştiği yayılmaci hareketlerin çok doğal bir şekilde karşı hareket görmesi sonucunda birbir geriye püskürtüldüğünü ve nihayetinde imparatorluğun tabî olarak yıkıldığını dile getirmektedir. Buna ek olarak iç ve dış siyasetin Osmanlı'da çoğunlukla birbirini tutmadigini söylerek, yeni devletin milli siyasetinin nasıl olması gerektiğini şu cümlelerle özetlemektedir:

"Millî siyaset dediğim zaman kastettiğim anlam ve öz şudur: Millî sınırlarımız içinde, her şeyden önce kendi kuvvetimize dayanmakla varlığımızı koruyarak, millet ve memleketin gerçek saadet ve refahına çalışmak… Genellikle milleti uzun emeller peşinde yorarak zarara sokmamak… Medeni dünyadan, medenî insanî ve karşılıklı dostluk beklemektedir."

Bu konuya bağlı olarak Gazi Paşa'nın sözünü sakınmadığını ve kolaya kaçmayıp Osmanlı'yı en güçlü padişahlar üzerinden eleştirdiğini görüyorum: Fatih, Yavuz, Kanuni ve Yıldırım Bayezid... Sarhoş Selim'i herkes eleştirir, mühim olan büyükleri de eleştirebilmektir.

Kurtuluş için çok kısa bir reçete sunuyor Atatürk: Millet, Meclis, Ordu... Bu reçeteyi sadece büyük kriz anlarından çıkışta başvurulacak bir yol olarak görmüyorum. Her daim bir devlette en güçlü olması gereken üç mihenk taşı olarak görüyorum. Kültürlü, rasyonalitesi yüksek, vatansever bir millet, bu milletin temsil edileceği vasıflı ve liyakatli, para için değil millet ve devlet için hizmet verecek olan milletvekillerinden müteşekkir bir Meclis, iç ve dış her türlü düşmana karşı bu iki mihenk taşını korumaya hazır Türk ordusuna sahip bir devlete sahip olduğumuz takdirde bir daha Kurtuluş Savaşı vermemiz gerekmeyecektir.

Vasıflı ve liyakatli milletvekillerinden söz açılmışken Atatürk'ün hepimize bir tavsiyesi var;

"Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!"

Beni özelikle etkileyen bir duruma kısaca değinmek istiyorum; o zor şartlarda dahi o zamanki Meclisteki insanlar tek bir kişiye tüm yetkilerin verilmesi hususunda tedirgin olmuşlar ve tereddüte düşmüsler. Bunların arasında kötü niyetli olanları kenara koyarsak diğerleri de bu konuda tereddüte duşmüşler. Bu tereddüt hepimizin zihninde kalıcı olarak yer etmesi gereken bir husustur.

Atatürk'ün Nutkunda üzerinde en çok durduğu konulardan birisi, hilafet ve hilafet sevdalilaridir diyebiliriz. Bu konuda kendisine en yakın arkadaşlarından hem savaş sırasında hem savaş sonrasında hep uyarıların, eleştirilerin geldiğini görüyoruz. İnsanların çoğunda halifenin içinde bulunacağı bir yönetim hayali var. Ancak Atatürk'te en baştan hakimiyetin sadece millete ait olduğu bir Cumhuriyet anlayışının olduğu açık. Ancak bu emelini aceleci davranmadan fırsatını kolayarak ve fırsat yaratarak gerçekleştirmiştir. Atatürk'ün hilafete karşı olmasında en büyük etken onun gerçekçi bir insan olmasıdır. Çünkü şu an bile ülkemizde başımızda bir halifenin olduğu takdirde yaklasik bir milyar nüfusa sahip İslam aleminin bize tabi olacağını veya bu islam aleminin birlik olacağına inanan insanlar var. Bir kere aşırı hayalci yaklaşıp bir adım kabul ederek, halifenin olduğu zaman müslüman halkların biat ettiğini düşündük ancak o müslüman halkların ülkelerinin yönetimleri bundan rahatsız olmayacaklar mi? Buna müsaade edecekler mi? Bu durumda birlik isterken müslüman dünyasının daha bir iç çekişmelere gömülecegi ortada değil midir? Nitekim Atatürk'ün de bu fikirde olduğunu görüyoruz.

Kitapta Atatürk'ün bir diğer üzerinde çok durduğu konu yakın arkadaşınlarinin içinde bulunduğu kendisine göre hainlige veya en iyi ihtimalle gaflete varan halleridir. Daha yumuşatarak söylersek sık sık arkadaşlarına eleştiride bulunduğunu, onların eleştirilerine yer verip bunlara cevaplar verdiğini görmekteyiz. Bu kişiler Terakkiperver Cumhuriyet Firkasini kuran insanlar. Bu partinin esaslarından olan 'Dini değerlere saygılı olacağız' ilkesini de eleştiren Atatürk, bu ilkenin sonucunda halifelik yanlilarinin, yobazlarin, cumhuriyet düşmanlarının burayı mesken tuttuğunu ve bunların sonucunda isyan çıktığını, devletin bu kritik zamanda bu isyanla uğraşmak zorunda kaldığını yer yer sinirli bir şekilde (bana öyle geldi) anlatmaktadır.

Atatürk'ün ne kadar zeki olduğunu izlediği stratejilerden, en zor olaylar karşısında takindigi tutumdan, gerek yabancı güçlerle yaşadığı gerek yakın arkadaşlarıyla yaşadığı olaylarda gösterdiği tutum ve hazircevaplilikta götürüyoruz. Bu yer yer beni çok güldürdü. Hemen bir örnek vermek istiyorum: Rauf Bey (Orbay), Mustafa Kemal'in halifeligin içinde bulunmadığı bir yönetim istediğinden endişe duyar. Bir gün Mustafa Kemal'e, kendisi hükümetten çekilirken “Devlet Başkanlığı makamını güçlendiriniz.” der. Burada Rauf Bey, devlet başkanligi makamı olarak hilafet makamını düşünüyor ve Mustafa Kemal'den o makama yetki verilmesini istiyor. Mustafa Kemal, devlet başkanlığı makamını guclendireceginden suphesinin olmamasini söylüyor. İlerleyen zamanlarda Mustafa Kemal, Cumhuriyeti ilan ediyor. Sonra da halifeligi kaldırıyor. Kendi kaleminden de şunu diyor:

"Devlet Başkanlığı‘nı, Cumhurbaşkanlığı makamında temsil ederek kuvvetli bir durum yaratmak şarttı. Rauf Bey’e bunu yapacağıma kesin olarak söz vermiştim. Eğer ne demek istediğimi kavrayamamışsa, sanırım ki eksiklik bende değildir."

:)))))

Tabiki, daha birçok konuya değinilebilir. Ancak ben incelememi burada noktalamak istiyorum. Son olarak Atatürk'ün edebi yönünün de kuvvetli olduğunu görmüş oldum. Kalemi gayet sağlam ve üslubu ve konuyu anlatışı halihazırda birçok yazardan çok daha başarılı.

“Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk Bağımsızlığını, Türk Cumhuriyeti’ni, sonsuza dek korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve bağımsızlığının biricik temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. Gelecekte dahi, seni bu hazineden yoksun etmek isteyecek iç ve dış kötülük isteyenler olacaktır.
(...)
Ey Türk geleceğinin evlâdı! İşte, bu durum ve kurallar içinde dahi vazifen, Türk bağımsızlık ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! İhtiyaç duyduğun güç damarlarındaki soylu kanda mevcuttur!"

Keyifli okumalar.
Atatürk ile kalın. (:
676 syf.
Milli mücadelenin birincil kaynağı. Başucu kitaplarımdan biri. Bir kez bitirdim yine başlayacağım tekrardan. Büyük lider ve düşünür Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk halkına gönüllü olarak hesap verdiği, olayları tarih sırasıyla nedenleriyle anlattığı, bütün devlet adamlarının örnek alması gereken büyük şahaser.

İsyanlar, ihanetler, yokluklar içinde halkın kuruluş ve kurtuluş mücadelesi ve bunda inancın, birlikteliğin rolü mükemmel şekilde anlatılmış. Ulu önder Atatürk 'ün kitabı yazma amacının biz gençlere vermek istediği tavsiyeler olunca okunmasını bir görev gibi gördüğüm eserdir. İçerisindeki çoğu şeyi şimdiye kadar ders kitaplarından ya da diğer kaynaklardan bilmemize rağmen olayların içindeki baş isimden tekrar dinlemek anlatılamaz bir duygu.

Atatürk'ü kimse sevmek zorunda değil ama anlamak zorundadır! Atatürk'ü anlamak, onun ilkelerini anlamak için gerçekten önemli bir eser. O dönemde yaptıkları şeyler gerçekten çok büyük, önemi çok fazla. Yaşananları döneminin tüm bilinmeyenlerini dönemin baş aktörünün ağzından dinlemek ise çok büyük bir avantaj hepimiz için.

Bir kütüphanenin demirbaşı olarak gördüğüm bu kitabı her Türk genci vakit geçirmeksizin alıp okumalı. Unutmayalım, tek bir vatanımız var ve tarihini bilmeyenlerin, coğrafyasını başkaları çizer!

''Sizler,Yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz...Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.''

Mustafa Kemal Atatürk
“Halifeliğin durumuna gelince, ilim ve tekniğin nurlara boğduğu gerçek medeniyet dünyasında gülünç sayılmaktan başka bir yanı kalmış mıydı?”
Bu geniş yetkinin,beni İstanbul’dan sürmek ve uzaklaştirmak maksadıyla Anadolu’ya gönderenler tarafindan bana nasil verildiği garibinize gidebilir. Hemen ifade edeyim;onlar bu yetkiyi bana bilerek ve anlayarak vermediler..M Kemal ATATÜRK
Bir millet varlığını ve istiklâlini kurtarabilmek için düşünülebilen her türlü teşebbüs ve fedakârlığı yaptıktan sonra başarıya ulaşır. Ya başaramazsa demek, o milletin ölmüş olduğu hükmüne varmak demektir. Öyle ise, millet yaşadıkça ve fedakarca teşebbüslere devam ettikçe başarısızlıkta söz konusu olamaz.'
... Meclislerle idare edilen memleketlerde ise, en tehlikeli durum, bazı milletvekillerinin yabancılar adına çalınmış ve satın alınmış olmalarıdır. Millet Meclislerine kadar girme yolunu bulabilen vatansızlara her zaman rastlanabileceğine, tarihin bu konudaki örnekleriyle hükmetmek zorunludur.
Bunun için millet, kendi vekillerini seçerken, çok dikkatli ve titiz olmalıdır.
Biz, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. Bir yanlışlığa boyun eğerek bu vasıflardan yoksun kalmaya katlanamayız.
Mustafa Kemal Atatürk
Sayfa 221 - Anonim Yayıncılık
Tam istiklâl demek, elbette siyasî, malî, iktisadî, adlî, askerî, kültürel ve benzeri her alanda tam bağımsızlığa ve hürriyete kavuşmak demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklâlden yoksun kalmak, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün istiklâlinden yoksun kalması demektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nutuk
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
560
ISBN:
9786052050415
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dokuz Yayınları
“Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.

Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u-zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!



Mustafa Kemal Atatürk

Kitabı okuyanlar 16bin okur

  • Fatmanur Potakoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları