Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Carullah Efendi Kütüphanesi ve Derkenar Notları

Osmanlı Kitap Kültürü

Kolektif

En Eski Osmanlı Kitap Kültürü Sözleri ve Alıntıları

En Eski Osmanlı Kitap Kültürü sözleri ve alıntılarını, en eski Osmanlı Kitap Kültürü kitap alıntılarını, etkileyici sözleri 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
İslâm mantıkçıları yazı yazmayı (kitâbet) insan tabiatının gereği olarak duşundukleri zâti bir araz olarak değerlendirmişlerdir. Yazının insan için ifade ettiği bu önem, aynı zamanda kültür ve medeniyetler için de söz konusudur. Zira “kitâbet” ve bu sayede ortaya çıkan yazılı kültür, İbn Haldün'un deyimiyle “umrân-ı hadari"ye delalet eder ve
Klasik İslâm düşüncesinde yazının önemini en iyi ortaya koyacak şey onun en külli kavram olarak varlıkla irtibatını vurgulamakla sınırlı değildir. Yüksek yazılı kültürün en parlak örneklerini vermiş İslâm kültüründe, kitâbet/hatt başka özellikleriyle de kitaplara konu olmuştur. Bu bağlamda yazının önemine dikkat çekilirken zikredilen en temel husus, onun, bilgileri koruma ve saklama vazifesini ifa etmesidir. Bu durumda yazının, koruma ve bilgileri uzun süre taşıma özelliğini en iyi anlatabilecek imge, İslâm inancına göre günah ve sevapları yazarak onları kıyamet gününe kadar korunacak bir defterde saklayan meleklere “kirâmen kâtibin” adının verilmiş olmasıdır. Ayrıca âlemin sırlarının kendisinde gizli olduğu kitap “levh-i mahfüz”dur ve her şey orada yazılıdır. Daha da önemlisi Yüce Allah kalemin faziletlerinden ötürü, onun üzerine yemin etmiştir: “Nün! Kaleme ve yazdıklarına andolsun ki.”* İnen ilk ayetlerde Allah'ın kalemle yazmayı öğrettiğini zikretmesi de, kalemin önemine dikkat çekmek içindir.
Reklam
Kitapçılar çarşısı sadece entelektüel hayatın değil, günlük yaşamın da bir parçası hâline gelecek derecede o kadar merkezileşmişti ki, bunun en önemli göstergelerinden biri Câhiz'ın Ebü Ubeyde'den naklettiği şu cümledir: “Mühelleb vasiyetinde şöyle dedi: Ey oğulcuğum sana, zırh satıcıları ve kitapçılar dışında çarşılarda dolaşmamanı tavsiye ediyorum”! Bağdat'taki kitapçılar çarşısında tedavüle giren kitap yekünüyle ilgili olarak, Ya'kübi'nin el-Buldân'da verdiği bilgi dikkat çekicidir. Ya'kübi, Bağdat'ın doğusunda Bâbu't-tâk'ta bulunan ve bilginler için bir çekim merkezi rolü icra eden verrâklar çarşısında yüz kadar kitapçı bulunduğunu söyler.” Bu kitapçıların ellerindeki metinleri ne kadar hızlı tedavüle soktuklarını gösteren bir örnekise filozof Yahyâ b. Adi'dir. İbnu'n-Nedim'in aktardığına göre, mezkür çarşıda verrâklık yapan Yahyâ b. Adi, çok fazla metin istinsah ettiğini ve bunun sağlığına zarar verebileceği uyarısında bulunan İbnu'n-Nedim'e istinsah ettiği metinlerin çokluğuna şaşırmaması gerektiğini, bu mesleğin ancak sabırla yürütülebileceğini söyler ve şöyle cevap verir: “Taberi tefsirinden iki nüsha istinsah edip mülüku'l etrâf'a gönderdim. Sayılamayacak kadar çok kelamcı eseri istinsah ettim. Bir günde neredeyse yüz varak istinsah ederim.” İslâm dünyasındaki yazma kültürünün asıl yaratıcıları olan verrâklar ve müstensih bilginlerin dolaşıma soktuğu kitaplar sayesinde, sadece verraklar carşisi degil sultanlar, emirler ve vezirlerin saraylari ile şifahaneler, camiler,medreseler ve bilginlerin evleri de kütüphane halini almiştir.24
Yazma Kültürü ve Carullah Efendi'nin Okuma Pratikleri
Yazma kültürünü basılı kitap kültüründen ayırt eden birçok özellik vardır, ancak bunlardan belki de en önemlisi yazma bir eserin okuyucunun farklı yollarla katkısına daima açık olmasıdır. Şu ya da bu metnin herhangi bir nüshası, söz konusu nüsha fiziksel bakımdan elverişli olduğu ölçüde, asırlar içerisinde farklı bilginlerce ilave edilmiş kayıtlarla dolu olabilir. Kuşkusuz bu kayıtlar ana metinle iç içe geçecek ve onu dönüştürecek bir işlev ifa etmez, ancak ana metni farklı seviyelerde açacak, ileriye taşıyacak veya eleştirecek bir rol üstlenirler. Notların doğrudan metnin muhtevasıyla ilgili olmayan başka işlevleri de vardır. Kitabın fiziksel özellikleri, istinsah bilgileri, kitabın tarih içerisindeki serüveni ve sahipleriyle ilgili kayıtlar da bu notlar içerisinde değerlendirilebilir. Bu bağlamda Cârullah Efendi'nin, tefsirle ilgili kitaplarına düştüğü notlarını şu başlıklar altında yorumlayabiliriz: 1. Kitaplailgili bilgiler a. Kitabın intikal serüveniyle ilgili bilgiler b. Fiziksel nitelik bilgileri c. Fihristler d. Kitabın içeriğiyle ilgili özetler e. Müellifle ilgili bilgiler F. Eser sirkülasyonuyla ilgili bilgiler 2. Kitabın içeriğiyle ilgili ilaveler a. Gramatik izahlar b. Hareke düzeltmeleri (zabt) c. İlgili kaynaklara müracaatla meseleler hakkında ilave bilgiler d. Eleştiriler 3. Okuyucuyla (Cârullah Efendi) ilgili kişisel /biyografik bilgiler
Cârullah Efendi'nin okuduğu eserlerin kenarına kaydettiği notlar farklı şekillerde tasnif edilebilir. Bunlardan bazısı ana metindeki kelimelerin doğru okunuşunu belirtme amacı taşıyan “zabt”lar veya yabancı (garib) kelimeleri sarf ve sözlükbilim açısından izah eden dilsel açıklamalarken, bazısı da doğrudan metni yorumlayan, eleştiren ve çapraz atıflarla metindeki herhangi bir meseleyi tartışan nispeten daha uzun ve yoğun notlardır. Genel olarak yazma kültüründe adlandırıldığı hâliyle, eserde yer alan herhangi bir ifade veya meseleyi izah, tenkit ve tartışma amacı taşıyan bu matlablar, Cârullah Efendi'yi bir okuyucu olmaktan çıkararak bir “şârih” ve “muhaşşi” hâline getirmektedir. Bu bağlamda, Cârullah Efendi'nin ilmi tutum ve görüşlerini tespit sadedinde, müstakil eserlerine ilaveten, müzakere ve mütalaa ettiği eserlere dercettiği matlablar oldukça zengin bir kaynak teşkil eder. Ayrıca Cârullah Efendi'nin bu matlabları dercederken, yazmanın doğasını da dikkate alarak sonraki kuşaklara intikalini hesaba kattığı, hem matlabların üslubundan hem de önemli matlabları ayrıntılı bir şekilde tarihlendirmesinden anlaşılmaktadır.
Cârullah Efendi bazen kitapların giriş sayfasına kitabın içinden ya da dışından küçük notlar yazar. Mesela bu not bir şiir olabilir, bir tefsirden alıntı olabilir, bir hadis-i şerif olabilir, kitabın kaynaklarından bahsedilen bir not olabilir, coğrafi bilgi olabilir. Son maddeden başlarsak, Celalüddin es-Suyüti'ye ait olan Şerhu'n-Nukâye adlı eserin giriş sayfasında memleketi hakkında açıklayıcı not düşen Cârullah Efendi şu ifadelere yer verir: “Suyüt ya da Asuyüt olarak sin harfinin ötreli okunmasıyla yazılır. Mısır'ın Said bölgesinde yer alan bir köydür”. Tabakat kitaplarında geçen bu bilgi, Cârullah Efendi tarafından eklenerek eserin yazarının coğrafi anlamda yaşadığı bölge hakkında bilgi verilmiştir. Koleksiyonun 19. parçası olan el-Unvân adlı eserin giriş sayfasında da “Yâ Kebikeç”” ifadesi göze çarpmaktadır. Girişte yer alan notlardan kimisi ise Tefsir-i Hanifi21 adında bir tefsirden alıntılardan oluşmaktadır. Suyüti'nin Şerhu'n-Nukdye adlı eserinin baş kısmında yer alan ifadeler şöyledir: “Hikmet ehli birisi der ki: “Cehennem ehlinin alameti beştir: Kötü ahlak, katı kalp, günaha dalmak, kaba bir dil ve ekşi bir surat”. Yine aynı eserde geçen hem hadis hem de tefsir alıntısına “Kim üç defa 'estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel hayyul kayyum ve etubu ileyh” derse savaştan firar etmiş olsa bile günahları bağışlanır”? şeklinde geçen not hadis kitaplarında geçmekle birlikte sonunda Tefsir-i Hanifi notu da mevcuttur.
Reklam
Öncelikle defaatle dile getirdiğimiz gibi Cârullah Efendi, eserin içeriğine ilgisiz, sadece bir koleksiyoner, sıradan bir okuyucu değil aksine dolu dolu okuyan, okuduğunu anlayan, yer yer notlar düşen hatta eleştirmesini de bilen bir münevverdir. Bazen elindeki eserlerin içeriğine öylesine vâkıf olmuştur ki, birbirlerine çapraz dipnotları verir.
Kur'ân'ın toplanması, çoğaltılıp şehirlere gönderilmesi, ceylan derisine yazılı olması ve harekelemenin bulunmaması gibi bilgilere bu notta yer verilmesi de Kur'ân tarihine kaynaklık etmesi açısından önem arz etmektedir. Zira biz biliyoruz ve tarihi kaynaklar da onu gösteriyor ki, Kur'ân'ın noktalanması ve harekelenmesi işi, Ebü I-Esved ed-Düeli
Cârullah Efendi'nin notları arasında dikkati çeken bir diğer husus ise ilk sayfada alan dua cümleleri, beyitler ve bazı çetrefilli meselelere dair zikredilen kayıtlardır. Bu dualarda Hz. Peygamber'e ve bütün müslümanlara yer verildiği ve Allahtan bağışlanma istendiği görülmektedir.!8 Bazen kitaba bakıp okuyan kişi de bu dualara dâhil edilmektedir.'?Bu notlar bize kitaplarla sahipleri arasında manevi bir bağ kurulduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Bu manevi bağın göstergesi olan duaların yanı sıra birtakım şiirlerden aktarılan beyitlerin de eserlerin sayfalarında kaydedildiği ve bu şekilde edebi zevkin izhar edildiği gözlenmektedır.” Ayrıca bir yazmada kaydedilen melek, şeytan ve cinin mahiyeti ile ilgili bir ot kitapların aynı zamanda manevi unsurlara da temas eden bir nesne olduklarını göstermektedir.?'Cârullah Efendi'nin kitaplarında hem duaların zikredilmesi hem metafizik konulara temas edilmesi Osmanlı kitap kültüründeki manevi boyutun günumüzdekine nispetle çok daha canlı olduğuna dair ipuçları vermektedir.
Osmanlı kitap kültürünün ortaya konulmasında Veliyyüddin Cârullah Efendi koleksiyonu üzerinden yapılacak tespitler şüphesiz ki bunlarla sınırlı değildir. Zira içinde bulunduğumuz çağdaki kitap algısıyla Osmanlı insanının kitap algısı arasında işlevsellik bakımından bariz farklar gözükmektedir. Bir yanda günümüzün donuk ve şahsi kütüphanelere hapsolan kitapları tıpkı bizler gibi giderek bireyselleşirken diğer yanda ise canlı ve yaşayan bir organizma gibi her daim hareket eden ve âdeta cemaat olmayı ilke edinen Osmanlı kitap tasavvuru ortaya çıkmaktadır. Cârullah Efendi'nin kitaplarındaki remizlerin gizemli bir şekilde kendini saklaması, ilk sayfalara yazılan hadis, kelam-ı kibar, dua ve beyitlerin daima değişmesi bu hâlin göstergesidir. Sahip olduğu kitapların kendisinden sonra kıymetinin bilinmesi ve kitaplarının okunduğuna dair bazı notlar alması, meraklılarının ellerinde gezen bir meta olarak kitabın temellük kayıtlarıyla sürekli el değiştirdiğinin gözlemlenmesi, miras yoluyla intikal eden bir kitabın alışveriş konusu olması gibi birçok husus Osmanlı kitap kültürünü araştırmacılar nezdinde daha da cazip kılmaktadır. Sonuçta bu cazibenin ileriki dönemlerde Cârullah Efendi gibi âlimlerin koleksiyonlarının incelenmesiyle kitap ve çevresinde oluşan kültürü daha da belirgin hâle getireceği şüphesizdir.
15 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.