1000Kitap Logosu
Ötelerde Sen
Ötelerde Sen
Ötelerde Sen

Ötelerde Sen

Gerçek Sevgi

OKUYACAKLARIMA EKLE
0.0
0 Kişi
2
Okunma
1
Beğeni
90
Gösterim
136 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 51 dk.
Adı
Ötelerde Sen (Gerçek Sevgi)
Basım
Türkçe · Türkiye · Sistem Yayıncılık · Eylül 2009 · Karton kapak · 9789753225571
Evde ya da okulda sana asla öğretilmeyen bir şey var. Ve sen, ömür boyu hep onun eksikliğini hissedersin. Şimdi, o eksik şeyi tamamlamayı öğreniyorsun. Gerçek sevgiyi öğreniyorsun. Eğer sıkıntın varsa, sevgin koşulludur. Bütün varlığınla sevemezsin; ne kendini, ne de başkalarını. Çünkü koşulsuz sevginin açığa çıkabilmesi için, ilk önce sıkıntının ve onun yandaşları olan korku, nefret, öfke, incinme gibi duyguların bitmesi gerekiyor. Nasıl mı? Tabii ki sıkıntını fark ederek. Onun nasıl oluştuğunu anlayarak… Peki, bugüne kadar, sen ne yaptın? Sıkıntınla hiç yüzleştin mi? Şimdi onunla yüzleşme vakti. Bu kitapta önerilen ‘Farkındalık Egzersizleri’ni uyguladıkça, sıkıntınla yüzleşmeyi öğreneceksin. Ve sıkıntın bitecek. Onun yerini, sıkıntının ötesindeki ‘gerçek sen’ dolduracak. İşte ancak o zaman, bütün varlığınla sevmenin ne demek olduğunu anlayacaksın.
4 mağazanın 3 ürününün ortalama fiyatı: ₺3,09
Zeliş
Ötelerde Sen'i inceledi.
136 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Uzun zaman önce aldığım kitaplığımda yer edinmiş bir kitaptı. Kitaplarımı karıştırırken denk geldim ona, Sayfanın başında; “Yaşam boyu mutluluk,huzur ararız.” diye yazıyordu. Dönüp kendi hayatıma baktığımda ilişkilerimde Okuduğum kitaplarda,annemde,ailemde,amaçlarımda,edinmek istediğim kariyerde,sohbetlerimde gerçekten hep bir huzur ve mutluluk arayışı vardı. Ben bunu tatmin olmayla karıştırıyordum sanırım. Kitap başlıklar altında güzel konulara Duygularımızda,düşüncelerimizde sahte ve gerçeğin ayrımını güzel ele almış. Gerçek sevgiyi şöyle tanımlamış; Özgürleştirir. Eleştirmez,yargılamaz. Olduğu gibi kabul eder insanları. Değiştirmeye çalışmaz Onu yetişkinler bilmezler. Ancak çocuklar bilirler. Beş yaş altı çocuklar. Bebekler.. Kendime sordum gerçekten ne zaman salt,koşulsuz kabul ettin ve kabul edildin ? verdiğim cevap beni hiç tatmin etmedi. Bende kabullenmemiştim, aynı zamanda kabullenilmemiştim de. Sevdiklerimizden hep bir değişim bekliyoruz. Aslında belki en büyük DEĞİŞİM kabul etmekle başlayacaktı ama biz bunun farkına varmadan geçip gidiyordu günlerimiz. Öz-farkındalığımızı artırarak içsel ve dışsal dengeyi sağlayabilmemiz adına güzel kıssalara değinilmiş. Bu kitabı okumadan önce An’da kalabilmek benim hayatım için her nefes alışımı takip etmek kadar zordu. Hep geçmişi anar ya da gelecekte yaşardım. Korkularımı çok fazla büyütürdüm,aslında geçici olan her düşünceyi ben zihnimde ruhumda kalıcı hale getirmeye çalışırdım ve her gün aynı yemeği her akşam ısıtır ısıtır önüme getirir gibi bana acı veren korkularımı mutsuzluklarımı hüznümü ısıtır ısıtır getirirdim önüme. Beni çok daha fazla zehirleyeceğinden habersiz. Ama özgür olabilmenin hafifletici etkisini baştan ayağa hissettiriyor size ruhunuzda yüreğinizde bu özel kitap. Bu durumu Kıymetli Ömer Hayyam Mısralarında şöyle ifade etmiş; Gönlüm;aranıp dünleri feryat etme ! Kam almak için yarınlar icat etme ! Dünler düş olup gitti, Yarınlarsa hayal. Cahilce şu gerçek günü berbat etme ! Geçmişin zevkini devam ettirebilmek veya geçmişin acısını silebilmek için uğraşırken şu anı kaçırmak gerçekten de bir cehalettir. Bununla ilgili bir hikaye vardır; Karınca ufacık bir çöpe takılmış,bir türlü çöpü geçememektedir. Ağaçta bulunan bir kuş onu görür ve der ki ; “İş o kadar büyük değil,şöyle arkasını dolaş.” Kuş,ağaçtan her şeyi seyretmektedir. Seyrettiği için sorunu görmüştür. Sorun çöpte değildir elbette. Sorun,karıncanın çöple uğraşıp durmasındadır. Çöple dolaşmayı bıraksa yoluna devam edip gidecektir. Bir adım bile geri gidip baksa sorunu görecektir. Ama O o sorunla boğuşmayı tercih edip önünü görememeyi tercih etmektedir. Peki ya biz ? Sorunlarımızla baş başa kaldığımız zamanlarda ne zaman dışarıdan bakabilmeyi tercih ediyoruz,kurban psikolojisinden çıkıp çözüm yolları aramak için adım atmayı ? Kendimizi yıprattıktan sonra o problem zihnimizi bedenimizi ruhumuzu ele geçirdikten sonra. Peki bir denesek ? Her zaman farklı sorunlarla karşılaşıyorsak belki hep aynı çözüm yolları ürettiğimizden kaynaklıdır. Karşıda değil kendimizde bir arasak.. Dağda,bayırda,kırda insanlar yok ama YAŞAM var. Doğal yaşam var. Temiz hava var. Ağaçlar ,çiçekler,otlar,böcekler,arılar var. Hiçbiri havayı kirletmiyor ve zamanını boşa ziyan etmiyor. Çünkü hepsi Özgür ve kendi kendilerine yetiyorlar. Onlarla birlikteyken insanın kulağına hep bir özgürlük şarkısı çalıyor. “Sen bu dünyada teksin ! Bir eşin daha yok ! Yaşamını doyasıya yaşa ! “Bak bize,nasıl da coşkuluyuz. İçimizde üzgün birisi var mı ? Ya da sıkıntılı birisi?” “Yok.” “Yok,tabiki !” “Çünkü biz yaşamımızı özgür yaşarız.” “Kendimizi hiçkimseye adamayız.” “Değil adamak,karşılaştırmayız bile!” Yarışmayız,asla yarışmayız. Sorun bizdeydi demekki,böylesine coşkuyla yaşayacağımız hayatımızın önüne taşlar kokuyorduk. Kirletilmiş zihinler... Bu kitap tam da Saf ve kirletilmemiş bir bilinçle hayata dokunmamızı istiyor. Bağımlı olmayı,köleleşmeyi,sahte olan bütün her şeyden uzaklaşıp Kalabalıkların içinde kendini aramanı,Tek başınalığında kendini bulmanı istiyor. Bunun için ilmek ilmek işliyor sana iyi gelecek en güzel düşünceleri. Sevgili okurum️ Sende bu hayatı bir nebzede dengede yaşamak istiyorsan,naif yürekli kitaplarla buluşmanı isterim. Bu kitapta onlardan biri. Keyifli bir okuma diliyorum.
Ötelerde Sen
0.0/10
· 2 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
16