Adı:
Parantez Aşklar
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059692779
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sola Yayıncılık
‘yasak’ aşklar üzerine…
“İnsanların, üzerinde en çok kafa yorduğu şey nedir? deseler, muhtemelen ilk üç sıradan birini aşk alır. Bu en çok konuşulan kavramın elli bin yıl içinde binlerce tarifi yapıldı. Cinsel kimliklerin arttığı günümüzde 8 milyara yaklaşan bunca insandan aynı algıları ve tepkileri beklemek, en hafifinden saflık olur elbette. Elinizdeki öykülerin ortak teması, ‘yasak’ aşklar üzerine. Bir anlamda, parantez içine hapsedilen aşklar.”

Aşk bir tutkuysa, hangi yasak onu durdurabilir ki! Gönülde olmayan bir aşkı, hiçbir kâğıt parçası var edemez. Düzen, töre, yasa yüreklere hükmedemez. Aşka parantez açılır mı, elbette açılamaz; açılmamalı da! Bazen yaşayamadıklarımız, geride bıraktıklarımız; geçmiş sayılamıyor. Aksine, onlara hep gelecekmiş gibi bakıyoruz. Bu kitaptaki öykülerde aşkına parantez açmak zorunda kalanlar kaleme alınmış ve onların pişmanlıkları, uzaklıkları, kayıpları…

Önsöz
“İnsanoğlunun, üzerinde en çok kafa yorduğu şey nedir?” deseler,muhtemelen ilk üç sıradan birini aşk alır.
Bu en çok konuşulan kavramın elli bin yıl içinde binlerce tarifi yapıldı. Cinsel kimliklerin arttığı günümüzde 8 milyara yaklaşan bunca insandan aynı algıları, duyguları ve tepkileri beklemek, en hafifinden saflık olur elbette.
Elinizdeki öykülerin ortak teması,‘yasak’ aşklar üzerine. Bir anlamda, parantez içine hapsedilen aşklar.
Parantez aşklar ne demek? Tutsaklık mı ya da tutku mu?
Doğrudur, tutku olmadan aşk olmaz. Ancak tutsaklık, başka bir şey. Hatta aşkın hiç hazzetmediklerinin başında gelir. Çünkü gerçek aşk,alabildiğine özgürdür. Her şeyden vazgeçebilme hâlidir. Güç ister. İşte bunun içindir ki hiçbir nikâh, gönül bağı kadar güçlü olamaz.
Söz konusu gerçek aşksa töreler, gelenekler, yasalar, toplum teferruattır.
Sevgili olmanın koşulu, gönül nikâhından geçer. İmam nikâhı, resmî nikâh, gerçek aşkın değil, şu içinde yaşadığımız dönemin düzen aldatmacasına uygun ilişki biçimleridir.
“Mihriban Hanım, biliyorsunuz değil mi, artık soba derdimiz de olmayacak? Yaz kış sıcacık ev! Oh ne rahat! Öyle kış geldi, dam aktı filan da yok. Ha bir şey daha geldi aklıma. Yazları mutfağınızdan çıkaramadığınız o karıncalar var ya, onlar da olmayacak artık. Düşünsenize her taraf tertemiz, mis gibi. Tam istediğiniz gibi işte. Şömine de yok. Küller döküldü diye dert etmezsiniz artık. Hem kimin evinde şömine yanıyor ki, değil mi ama? Zaten yangın riski var biliyorsunuz.”

#Parantez Aşklar #Dursaliye Şahan
#Kitapokuyorum

Parantez Aşklar

SERPİL

Mis gibi kıymalı patates kokusunun yayıldığı merdivenleri çıkıp, çantasını, kapıda bekleyen karısına uzattı.

Azime Hanım, “Hoş geldin bey!” diyerek terlikleri önüne koydu ama Turan giyinmedi. Doğrudan gidip salondaki geniş, kadife koltuğa oturdu.

Çocukluğunda kapıda bekleyen kadın, annesi olurdu. Öperek okul çantasını alır; daha oturmadan süt bardağını eline tutuştururdu. İstemeye istemeye içerdi. Sokağa çıkma izninin ilk şartı, verileni yiyip içmekti. Tepeleme doldurulmuş tabaktaki yemeğini bitirdiğinde de annesi, mutlaka öperdi.

Yıllar çabucak geçmiş; “Hoş geldin oğlum!”, yerini, “Hoş geldin Bey!”e bırakmıştı. Sütün yerini, bir bardak sade yorgunluk kahvesi almış; durduk yerde öpüşmeler, geçmişte kalmıştı.

Yiyeceğine, içeceğine, giyeceğine, arkadaşlarına karışan da yoktu. Annesinden ve babasından boşalan kontrol merkezinin başına geçmişti.

Vali Muavini Turan Bey’in bir söylediği iki edilemezdi.

Küçücük bir çocukken bayramdan bayrama elini öpmek için ancak dokunabildiği babasının o yıllarda kızdığı bütün sözleri, yetişkin bir adam olduğunda sorunsuz hayatının felsefesi olmuştu.

“Korkunun olmadığı yerde saygı olmaz.”
“Baş nereye giderse kuyruk da oraya gider.”
“Acırsan acınacak hâle gelirsin.”

Her şey yolunda gidiyordu. Üç oda, bir salon küçük dairedeki milimetrik düzen, onun etrafında dönüyordu. Sürprizleri, sırları, itirazları sevmediğini hem karısı hem çocukları iyi bilirdi.


Dursaliye Şahan

Hikayenin tamamı, 59 sayfada...
PARANTEZ AŞKLAR
Önsöz
“İnsanoğlunun, üzerinde en çok kafa yorduğu şey nedir?” deseler,muhtemelen ilk üç sıradan birini aşk alır.
Bu en çok konuşulan kavramın elli bin yıl içinde binlerce tarifi yapıldı. Cinsel kimliklerin arttığı günümüzde 8 milyara yaklaşan bunca insandan aynı algıları, duyguları ve tepkileri beklemek, en hafifinden saflık olur elbette.
Elinizdeki öykülerin ortak teması,‘yasak’ aşklar üzerine. Bir anlamda, parantez içine hapsedilen aşklar.
Parantez aşklar ne demek? Tutsaklık mı ya da tutku mu?
Doğrudur, tutku olmadan aşk olmaz. Ancak tutsaklık, başka bir şey. Hatta aşkın hiç hazzetmediklerinin başında gelir. Çünkü gerçek aşk,alabildiğine özgürdür. Her şeyden vazgeçebilme hâlidir. Güç ister. İşte bunun içindir ki hiçbir nikâh, gönül bağı kadar güçlü olamaz.
Söz konusu gerçek aşksa töreler, gelenekler, yasalar, toplum teferruattır.
Sevgili olmanın koşulu, gönül nikâhından geçer. İmam nikâhı, resmî nikâh, gerçek aşkın değil, şu içinde yaşadığımız dönemin düzen aldatmacasına uygun ilişki biçimleridir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Parantez Aşklar
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059692779
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sola Yayıncılık
‘yasak’ aşklar üzerine…
“İnsanların, üzerinde en çok kafa yorduğu şey nedir? deseler, muhtemelen ilk üç sıradan birini aşk alır. Bu en çok konuşulan kavramın elli bin yıl içinde binlerce tarifi yapıldı. Cinsel kimliklerin arttığı günümüzde 8 milyara yaklaşan bunca insandan aynı algıları ve tepkileri beklemek, en hafifinden saflık olur elbette. Elinizdeki öykülerin ortak teması, ‘yasak’ aşklar üzerine. Bir anlamda, parantez içine hapsedilen aşklar.”

Aşk bir tutkuysa, hangi yasak onu durdurabilir ki! Gönülde olmayan bir aşkı, hiçbir kâğıt parçası var edemez. Düzen, töre, yasa yüreklere hükmedemez. Aşka parantez açılır mı, elbette açılamaz; açılmamalı da! Bazen yaşayamadıklarımız, geride bıraktıklarımız; geçmiş sayılamıyor. Aksine, onlara hep gelecekmiş gibi bakıyoruz. Bu kitaptaki öykülerde aşkına parantez açmak zorunda kalanlar kaleme alınmış ve onların pişmanlıkları, uzaklıkları, kayıpları…

Önsöz
“İnsanoğlunun, üzerinde en çok kafa yorduğu şey nedir?” deseler,muhtemelen ilk üç sıradan birini aşk alır.
Bu en çok konuşulan kavramın elli bin yıl içinde binlerce tarifi yapıldı. Cinsel kimliklerin arttığı günümüzde 8 milyara yaklaşan bunca insandan aynı algıları, duyguları ve tepkileri beklemek, en hafifinden saflık olur elbette.
Elinizdeki öykülerin ortak teması,‘yasak’ aşklar üzerine. Bir anlamda, parantez içine hapsedilen aşklar.
Parantez aşklar ne demek? Tutsaklık mı ya da tutku mu?
Doğrudur, tutku olmadan aşk olmaz. Ancak tutsaklık, başka bir şey. Hatta aşkın hiç hazzetmediklerinin başında gelir. Çünkü gerçek aşk,alabildiğine özgürdür. Her şeyden vazgeçebilme hâlidir. Güç ister. İşte bunun içindir ki hiçbir nikâh, gönül bağı kadar güçlü olamaz.
Söz konusu gerçek aşksa töreler, gelenekler, yasalar, toplum teferruattır.
Sevgili olmanın koşulu, gönül nikâhından geçer. İmam nikâhı, resmî nikâh, gerçek aşkın değil, şu içinde yaşadığımız dönemin düzen aldatmacasına uygun ilişki biçimleridir.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Hatice Elveren Peköz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0