"A. H. benim hayatım." Putzi
Bu cümleyle giriş yapmak istedim çünkü bana göre kitabın genelini yansıtan, özellikle Putzi'yi tanımak ve anlamak için ideal bir cümle.
İtiraf etmem gerekirse bu denli dolu dolu bir içeriğe sahip ve heyecanla ilerleyen bir kitap okuyacağım tahmin etmemiştim. Ilk sayfadan itibaren adeta büyülenerek, "bu da mı olmuş?" diye hayret ederek okudum kitabı. Zira bilmediğim birçok ayrinti çıktı karışma - her bir sayfasinda yeni bir seyler ogrendim, bu benim için bir kitabı "İyi kitap" kategorisine koyan bir kriter - ve iyi ki okumuşum dedim.
Bu kitabı incelerken iki boyut çıkıyor karşımıza, biri yazarın kitabı hazırlama süreci digeri de kitabın içeriğiyle ilgili.
Yazar kitabı yazarken bir dolu kaynaktan yararlanmış, David Marwell adlı üniversite öğrencisinin hazırladığı tezden, Ernst Hanfstaengl' ın (Putzi) tuttuğu günlük ve notlardan, sinemacı Syberberg yapımı film ve belgesellerden ve gazete arşivleri ve haberlere yansımış olaylardan vb oluşan uzunca bir kaynak listesi yer alıyor kitabın sonunda.
Kitabın içeriğine gelecek olursak, konusu itibariyle zaten ilgimi çekmişti - sonuçta 2. Dünya Savaşı ve Hitler deyince herkesin ilgisini çeker - fakat bu denli zengin bir içeriğe sahip bir kitap olabilecegini dusunmemistim. Bu kitap. Hitler'in en önemli olaylarda yanında olan, uzun yıllar hem en yakın dostu hem de destekçisi olan dev adam Putzi'yi tanıdığımız bir kitap.
Putzi yarı Amerikalı yarı Alman, uzun yıllar Amerika'da yaşamış fakat Almanya'nın köklü ailelerinden birine mensuptur. Ailecek sanat tacirliği, küratorlük, galericilik gibi işlerle uğraşmışlardır, aileden gelen bu birikimle son derece entelektüel, donanımlı ve aynı zamanda çok iyi bir piyanisttir Putzi. Normal şartlarda çocukluk hayali aile işlerini devam ettirmekken babasının ölümü