Ben şimdi bu kitabı size nasıl anlatayımİnsan çok yakın ve çok sevdiği bir arkadaşının yaptığı işleri anlatırken aızıcık geriliyor bunu hep yaşıyorum zaten ama bu kez enerjisine bayıldığım, sesini duyunca bile kendimi iyi hissettiğim, onun yazdığı ve oynadığı tiyatro oyunlarını izlemekten büyük keyif aldığım canımcım bir adamın enfes kitabını anlatacağım size. Zaten her övgüyü hakediyor Hasan ama ben müsadenizle kendisini azıcık şımartacağım kitabını anlatırken. Hasan Morkoç’un Samed kitabı, sadece etkileyici bir roman olarak değil, aynı zamanda sahneye taşınmaya hazır bir senaryo altyapısıyla da dikkatleri çekecek. Kitap, okuyucuyu derin bir travmadan büyük bir başarıya ulaşan Samed’in hikayesiyle buluştururken sinematografik ve tiyatral bir dil kullanıyor. Hasan , hikayeye yalnızca edebi değil, aynı zamanda dramatik bir derinlik kazandırmayı başarmış.Hadi sizi Samed ile tanıştırayım. Samed, sessizlikle mücadelenin sesi olmayı başaran bir karakterin hikayesini anlatıyor. Samed, çocukluk travmalarıyla yoğrulmuş bir geçmişe sahip; babasının şiddeti ve alkol bağımlılığı, hayatındaki ilk büyük sınavlar olarak karşımıza çıkıyor. Samed çok iyi darbuka çalan yetenekli ama ailesi tarafından destek görmeyen bir çocuk.Babasından yediği dayak sonrası işitme yetisini kaybettikten sonra bile pes etmeyen Samed, müzikle kendini ifade etmeye devam ediyor ve Türkiye’nin en büyük işitme engelli orkestrasını kurarak, insanlara duygularıyla duyabilmeyi öğretiyor. Bu süreçte, “Sizleri duyamıyorum ama hissedebiliyorum” diyerek insanlara dokunan bir sembole dönüşüyor. Önce sessiz çığlıklarla kaderine lanet ediyor Samed ama sonra tamamen kendi nota sistemini oluşturarak duymadan darbuka çalmaya başlıyor. İşte bu mucizeye şahit olmak sizi çok etkileyecek.
Hasan ‘dan biraz daha bahsedeyim