6,0/10  (2 Oy) · 
2 okunma  · 
2 beğeni  · 
126 gösterim
Subaylıktan bir anda imparatorluğa yükselen, yaşamını sürgün edildiği küçük bir adada tamamlayan, Fransa'nın efsane kahramanı Napoléon Bonaparte, renkli kişiliğiyle olduğu kadar, inişli çıkışlı yaşamı, Fransa'nın yazgısını belirleyen kararları ve unutulmaz savaşlarıyla da ünlüdür. 1809 yılında ordularıyla Viyana'ya giren, sonra da Tuna'yı aşmayı amaçlayan Napoléon, ilk iki girişiminde başarısızlıkla karşılaşır, o yöredeki savaşlarını kaybeder. Patrick Rambaud, bu romanında 'Essling Savaşı'ni konu alıyor; bizi Tuna kıyısında 32 saat içinde 40 bin kişinin öldüğü savaş alanına götürüyor; öfkeli Napoléon'un, birçoğu savaş alanında can veren generallerin, kentleri, köyleri yağmalayan erlerin yanıbaşında savaştırıyor. Bize evrensel korkuyu tanıtıyor. Patrick Rambaud, yazgıları ve duyguları kaynaştırırken, bizi bir savaş alanının tüm dehşeti ve tüm görkemiyle de tanıştırmış oluyor. Yazarına, Fransa'nın en saygın edebiyat ödülü olan 1997 Goncourt Ödülü'nü getiren Savaş, edebiyat açısından görkemli bir zafer.
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2002
  • Sayfa Sayısı:
    264
  • ISBN:
    9789755109848
  • Çeviri:
    Dr. İsmet Birkan
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Necmettin Zafer 
28 Nis 2017 · Kitabı okudu · 4/10 puan

“Savaş” kitabı Fransız generallerin ve askerlerin bakış açısından Avusturyalılara karşı verilen Aspern-Essling muharebesini konu alıyor. Bilindiği üzere Napolyon burada yenilginin ne demek olduğunu ciddi anlamda ilk kez tatmış oluyor. Kitap boyunca Napolyon, yakın çevresindekilerin desteğini almaya çalıştığını görüyoruz; verdiği kararların doğruluğunu çevresindekilere teyit ettirme çabasındadır sürekli. Karşımızda endişeli, kararsız ve güvensiz bir Napolyon karakteri çıkıyor. Duygusallıktan uzak, çok fazla gereksiz karakterlerle dolu bir kitap. Konudan konuya atlamalar, yazar karakterleri üç beş satırla konuşturup sonra da onları unutarak kitap/savaş bitiyor. Hal böyle olunca okuyucu hiçbir karakteri tam olarak benimseyemiyor ya da verdiği kararları sorgulayamıyor. Olayların karışık bir düzen içinde (tıpkı bir savaş hali gibi) anlatılması tüm bunların üzerine tuz biber ekiyor.