Yıllar öncesinden bir buz tarlasında yürüyor bir adam,
omuzunda bir tüfek, yürüyor adamlar, omuzlarında tüfekler.
Gelecekten yürüyüp geliyorlar, böylece yaşama hakkı
dileniyorlar. Duvarda önemli suratlı birinin resmi, ya Stalin,
ya Mannerheim. Uzakta, boğuk sesli bir köpek havlıyor.
Sessiz sakin oturmak zor. Günler akıp geçiyor, bütün
varoluş günleri rotatiften çıkan sayfalar gibi kayıyor
birbirlerinin üstüne tepeleme yığılıp kalıyor.
Cam kırılıyor. Şangırtı. Suskun bir dünyada sus pus.
oturuyorum; üzerinde bir kuşun, mesela bir Sarıakın yuva
yapıp yaz boyu bir türkü tutturduğunu bir ağacın fazla gelen,
uyumsuz, hatalı bir dalı gibi.
(Kitabın İçinden)