Küçük Anna'nın en büyük isteği oyun oynarken kendisine eşlik edebilecek bir kız kardeşe sahip olmaktır. Bu isteğini anne ve babasına tekrar ve tekrar bildirir. Günün birinde sahiden de bir kız kardeşi olur. O hep beklediği oyun arkadaşı: Amara. Ancak bir sorun vardır; bu kız kardeş pek de oyun oynamak istiyor gibi görünmemektedir. Ağlar, acıkır, sonra tekrar ağlar ve nihayet büyüdüğünde de Anna'yla sıkça kavga eder. Amara tıpkı adının anlamları gibi hem 'sevgi' dolu, hem de 'acı (tat)' bir kızdır. Hayvanları, vahşi doğayı, Bambi çizgi filmini izlemeyi, resim yapmayı ve ablası Anna'yı sinirlendirmeyi çok sever. Bir gün Anna, Amara, erkek kardeşleri Will ve anneleri yıllardır görüşmedikleri annesinin kardeşlerinde kalmak üzere bir haftalık uzun bir yolculuğa çıkarlar. Kitap boyunca iki kız kardeşin ilişkileri etrafında gelişen olayları takip ediyoruz.
Bu çizerin kitaplarına bayıldığımı bence artık anlamışsınızdır. Bu kitabında da kendinden yola çıkarak kız kardeşiyle olan ilişkilerini kurgu haline getirmiş. Kitaptaki olaylar aslında çift yönlü akıyor. Yer yer zamanda sıçramalar yapıyoruz. Bir yandan doğrusal zaman çizgisinde ilerleyip Anna ve ailesinin araba yolculuğunu takip ediyoruz, diğer yandan eş zamanlı olarak geçmişe dönüp Anna ve Amara'nın anılarını okuyoruz.
Ortaokul çağı ve sonrasına daha çok hitap edeceğini düşünmekle birlikte, her yaştan okurun sevebileceğini düşündüğüm bir çizgi roman. Özellikle de kardeşi olan bir okur için hikaye daha da anlamlı ve tebessüm ettirici olacaktır. Her ne kadar olaylar birbiriyle bağlantılı olmasa da, bu kitaptaki olaylar Anna'nın tellerinin takılmasından sonra gerçekleşiyor. Yani önce Gülümse isimli cildi okumanız daha iyi olacaktır.
Hoşça ve kitaplarla kalın.