Adras, bir gece yazılmış ama hiç tamamlanmamış bir mektubun izinde geçmişini ararken, bugününü kaybettiğinin farkında değildir.
Sarnova’nın sessiz sokaklarında yankılanan o satırlar, bir aşkın hikâyesinden çok, bir hafızanın çözülüşüdür.
Zaman, kalbin içinde kırık bir saat gibi çalışır; ne geçmiş biter ne de şimdi tam anlamıyla başlar.
Ve bazen insan en çok kendine yazdığı cümleleri başkasından duymak ister…
Son Mayıs, bir aşkın ardında kalan boşluğun, bir hatıranın sildiği kimliğin ve tamamlanamayan bir cümlenin romanı.
Okurken belki birini hatırlayacaksın, belki de unuttuğunu sandığın kendini.