Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 20 dk.
Sayfa Sayısı:
400
Basım Tarihi:
2004
Yayınevi:
Şərq-Qərb Nəşriyyatı
ISBN:
9789952418210
Ülke:
Azerbaycan
Dil:
Azerbaycanca
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Halk bilimci arkadaşlara özenle tavsiye olunur
10/10
·400 syf.··
2021 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2021 01:51
Bazı bilgisizlerin "çapkın âşık" diye adlandırdığı bu el üstadının eserleri o kadar akıcı ve güzel ki insan okumaya doyamıyor. Öncelikle belirtmekte fayda vardır, âşık Alesker okuma yazma bilmeğen, eğitimli insanları dinleyerek hızlı hafızası sonucu duyduklarını aklına kazıyıp destan, koşma gerayli, dudakdeğmez vs. gibi bir çok dalda inanılmaz eserler yaratmıştır. Bazı değimlere göre Bektaşi tarikatindendir kendisi, ve bilgileri, söyleşileri de tarikat üyelerinden dinlermiş. Evet, gezdiği yerlerde kadınların, kızların güzellikleri methetmekle meşhur olan âşık, bunu çapkınlık için yapmıyordu. O dönemde düğünlerde, el meclislerinde kadınlar isimleri daima anılsın diye âşıklara kendilerini metheden şiirler, güzellemeler yazmalarını rica ederlerdi. (Bir nevi devrim sosyal medya aracı) Âşıklık sanatının en zirve âşıklarındam olan 100 yıldan fazla ömür sürmüş Âşık Alesker malesef 1905 yılının ermeni yağmasına, katliamlarına da tanık olmuş, yaşadığı yerlerde ermenilerin zulmüne uğrayan birçok türk gibi yurdunu yuvasını terketmek zorunda kalmıştır. Hatta "Dağlar" koşmasında bu konu ele alınmıştır. Halk bilimi ile ilgilenen arkadaşların okuması ve araştırması gereken bir üstattır. Tekrar okur muyum? - Evet
ƏsərləriAşıq Ələsgər · Şərq-Qərb Nəşriyyatı · 200412 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2023 96. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2023 00:00
Aşıq Ələsgər hər bir azərbaycanlıya qan ilə keçmiş, onun mənəviyyatının bir hissəsinə çevrilmiş söz ustadıdır. Sehr dolu şeirləriylə Ələsgər möcüzəsi sadəliyin möcüzəsidir. Belə sənətkarlara eldə "Haqq aşığı" deyərlər. Qanında Dədə Qorqudu, Qurbanini, Qaracaoğlanı, Yunus Əmrəni, Sarı Aşığı daşıyan Dədə Ələsgər şirinliyi, doğmalığı müdrikliyin, səmimiyyətin zirvəsidir. Ələsgər aşıq poeziyamızın sonuncu nəhəngidir. O, yaratdığı dilin və doğma xalqının yaddaşında büllur söz və musiqi kimi qalan gözəllik vurğunu, həyat aşiqi, saflıq və səmimiyyət ustadıdır. Sinəsini özünə dəftər edən Ələsgər aşıq şerinin, demək olar ki, bütün formalarına müraciət etmiş, qoşma, gəraylı, təcnis, qıfılbənd, dodaqdəyməzlər yaratmış, deyişmələr iştirakçısı olmuşdur. Bu kitaba qüdrətli el sənətkarının əldə olan şeirləri və adı ilə bağlanan dastan-rəvayətlər toplanmışdır. Aşıq Ələsgərin böyüklüyü xalq həyatını, insan taleyini, sevinc və kədər hisslərini necə ifadə etməsindədir. Aşıq Ələsgərin böyüklüyü ondadır ki, min illik ənənənin axarında öz sözünü deyə bilmiş, min dəfələrlə təkrar olunmuş formalarda heç kəsi təkrar etməmiş, hamının işlətdiyi adi sözlərdən hamını heyrətdə qoyacaq bir poeziya yaratmışdır.
ƏsərləriAşıq Ələsgər · Şərq-Qərb Nəşriyyatı · 200412 okunma

Yazar Hakkında

Aşıq ƏləsgərYazar · 1 kitap
Âşık Alesker (Azerbaycan: Aşıq Ələsgər, 1821-1926), 19. yüzyıl Azerbaycan saz üstadlarının en önemli temsilcisi, Azerbaycan aşık edebiyatının klasiklerinden biridir. 1821 yılında bugünkü Ermenistan sınırları içerisinde kalan eski bir Türk yurdu olan, Basarkeçer'in Ağkilse köyünde aşık şiirinin ve sazın vurgunu olan Alimemmed'in ailesinde dünyaya geldi. Alesker, 14-15 yaşlarında köyün zenginlerinden Kerbelayı Kurban'a hizmetçi olarak verildi. Onun kızı güzel Sehinbanı'yı sevdi, kızdan sevgisine karşılık aldı. Kerbelayi Kurban'm kardeşi Pullu Meherrem onların kavuşmasına imkân vermedi, Sehinbanı'yı oğlu Mustafa'ya aldı. Bu olaydan sarsılan Alesker saz çalmaya, söz koşmaya başladı. Babası onu 16 yaşında Kizılvenkli Aşık Ali'ye uşak verdi. Alesker aşıklık sanatının sırlarını üstadı Ali'den öğrendi. Azerbaycan aşık kültürünü araştıranlardan Hümmet Alizade, onların 'üstat-çırak' münasebetleri konusunda şunları yazar: "Aşık Alesker, üstadı Aşık Ali ile düğün, nişan meclislerine gittiğinde bazen onun dediklerine kulak asmaz, kendi şiirlerini okurmuş. Alesker'in bu hareketi üstadının hoşuna gitmezmiş, bu hareketten vazgeçmesi için ona nasihatler verirmiş. Bir gün yine büyük bir düğün meclisinde üstatla çırak arasında bir sürtüşme olur. Aşık Ali'nin sözü Alesker'e dokunur, Alesker öfkelenir. Üstadı ile atışmayı kafaya koyar. Üstat-çırak birbiri ile ters düşer. Meclis iki gruba ayrılır. Bir taraf Aşık Ali'yi savunurken diğer taraf Alesker'i müdafaa eder. Atışma süresince çok "herbe-zorbalar, üstatnameler, divaniler, teenisler ve dudak değmezler" söylenir. Nihayet Alesker açıkça ve şimdiye kadar hiçbir aşık tarafından karşılığı söylenemeyen "A yağa-yağa" teenisini söyler. Aşık Ali, Aşık Alesker'e cevap veremez; meclisi bırakıp gider. Bu hadiseden sonra Alesker, üstadından ayrılır, müstakil bir sanatkâr gibi aşıklığa başlar. Alesker, üstadını bağlaması neticesinde geniş kitle arasında daha büyük şöhret kazanır. Yakın ve uzak yerlerden çok çırak Elesker'in yanına gelir." 19. yy. ortalarına doğru artık Aşık Alesker bütün Kafkasya'da tanınan bir âşık oldu. Tiflis'te Rusça yayınlanan "Kavkaz" gazetesi 1851 yılında ondan, olağanüstü sesi, saz çalma mahareti ve söz koşma kabiliyeti olan bir sanatkâr olarak söz eder. Sevgilisi Sehinbanı'dan zorla ayrı bırakıldıktan sonra, Aşık Elesker 40 yaşına kadar bekâr kalmış, 1862 yılında, Kelbecer'in Yanşak köyünden olan Anahanım'la evlenmiştir. Alesker'in oğlu Aşık Talib de üstad bir aşık olarak tanınmıştır. Alesker, aşık şiirinin bütün türlerini kapsayan zengin bir miras bırakıp gitmiştir. Hayatta olduğu donemde hiçbir kitabı yayınlanmadığından, şiirlerinin büyük bir kısmı kaybolmuştur. Şiirlerinin büyük kısmı sözlü gelenekte devam ettiği için onlar da yazıya alınmamış, zaman geçtikçe unutulmuş, hafızalardan silinmiştir. Çağdaşlarının anlattıklarına göre Aşık Alesker, uzun boylu, alnı açık, iri yapılı, bedence çok sağlam ve kuvvetli bir adam olarak anlatılır. Kara gözleri, kalın, kara çatık kaşları, dolgun yüzü vardır. Aşık Alesker 1921 yılında durumu nispeten düzelince yeniden, doğduğu köye, Ağkilse'ye dönmüş, lâkin yaşlılık ve hastalık yüzünden artık saz çalıp söz koşamamıştır. 1926 yılı Mart ayının 7 sinde 105 yaşında Ağkilse köyünde vefat etmiş, burada da defnedilmiştir. 1988 yılında Basarkeçer bölgesi Türk halkı göçe zorlanması ile buradaki Türkler yeniden topraklarını terketmişlerdir. Birçok eski Türk eserinin de olduğu gibi Aşık Alesker'in Ağkilse köyündeki mezarı da Ermeni güçleri tarafından tahrip edilerek yok edilmiştir.