“Koşulsuz sevgi zamandan güçlüdür.”
Merhaba arkadaşlar,
Son dönemde okuduğum en iyi kitaplardan biriyle karşınızdayım bu akşam.
Zamanda ilerleyip gelecekte nasıl bir dünya ile karşılaşacağınızı görmek istemez miydiniz? Acaba gelecekte hastalıklar yok olacak mı, insan ömrü uzayacak mı ya da ölümsüzlüğün sırrı çözülecek mi? Bunları merak etmeyen yoktur herhalde:)
Selahattin Köksal, oldukça farklı ve etkileyici bir metne imza atmış. Kitabın yarısına kadar iki farklı zaman diliminde ilerleyen birbirinden tamamen bağımsız iki kurgu var. Bu da bölüm bölüm iki farklı kitap okuyor izlenimi veriyor. 2013 yılında SMA hastası bir çocuğa sahip asker bir baba olan Carlo’nun çaresizliği ile üzülüyor ve gelir dağılımdaki adaletsizliğin küçücük çocukları ölüme mahkum etmesinin haklı isyanını iliklerimizde hissediyoruz. Vatanı için hayatını tehlikeye atmış bu kahramanın çok sevdiği oğlu Francisco için yoldan çıkması diğer bölüme geçildiğinde kendini kuralları tamamen değişmiş, DNA kodları ile ocakta yeniden klonlanabilen bir çağa, 3236 yılına bırakıyor. Dünya gelişen bilim ve teknoloji sonucu Altın Çağı, Güç Çağı ve insanlığın hırsları sonucu Büyük Yıkım yaşadıktan sonra Düzen Çağı’na girmiş ama insanın orijinal DNA’sı da değişmiş. Tıpkı bir lanet gibi bunca ilerlemeye rağmen insanın ömrü kısalmış. Üstelik sınıf farklılıkları öyle derinleşmiş ki en alt tabakayı oluşturanların ismi bile yok. Gölge adlı isyan grubu bu sisteme bir dur demek için ortaya çıkmış.
Bir tarafta duygularımızı alt üst eden bir dram diğer tarafta fütüristik bir bilim kurgu. Yazar bunları nasıl bağlayacak acaba derken, iç içe geçiyor her şey. Hiçbir kopukluk yaşamadan akıp gidiyor ve kendimizi hız kesmeyen bir aksiyonun içinde buluyoruz.
Yazarın ilk kitabıymış, buna gerçekten çok şaşırdım Kim demiş Türk yazarlar