"Ya hayatta kalmanın tek yolu, sözümona düşmanınıza güvenmekse?"
Aralık 2010’da, Tunus’ta ateşe verilen bir bedende tütmeye başlayan devrim havası çok geçmeden Yemen’e de ulaşmıştı. Bir yanda Hadi’nin sadık taraftarları, öbür yanda eski Cumhurbaşkanı Salih tarafından desteklenen Husiler ile Yemen’in Kuzey ve Güney’i arasındaki uçurum gittikçe derinleşiyordu. Bu yükselen tansiyonun ve artan çatışmanın ortasında, dünyada görmek istediği değişimi başlatmaya niyetli, genç bir dinler arası diyalog elçisi ve barış aktivisti olan Muhammed El Semavi, ölüm tehditlerini ve ajan yaftalarını göze alarak amacı doğrultusunda kararlılıkla yürüyordu.
Çaresizliğin karanlığında umulmadık yerden gelen yardım eli, Muhammed’in savaş bölgesinden çıkmasını sağlamakla kalmayacak, ona o güne kadar öğretilenlerin ötesindekileri de gösterecek ve belki de bakış açısını sonsuza kadar değiştirecekti. Muhammed El Semavi’nin bir kitapla başlayıp bir kitapla biten, can damarları sosyal medya ile beslenen ilham verici hayatta kalma öyküsünde, mücadelenin, dostluğun, “doğrunun” ve “düşmanın" ne olduğunu bir kez daha düşüneceksiniz.