Dünya tarihi; hep hareketli, hep çalkantılı, hep çatışmalı geçmiştir. Savaş için yazılan neredeyse bütün mektuplar, bir Türk yurduna postalanmıştır. Tarih bizi şaşırtmamış, sayfalarını doldurmak için bir postacı edasıyla savaşı yine Türk’ün kapısına göndermişti.
Fakat bu sefer durum her zamankinden çok daha farklıydı.
Yokluğun tanımı yeni baştan yazılırcasına her şeyden bir avuç kalmıştı: Bir avuç un, bir avuç silah, bir avuç mermi, bir avuç asker, bir avuç Türk...
Üç Mustafa, bu yokluktan çıkan bir avuçluk eserdir. Hem yakın tarihin gerçeklerini ele almış hem de bunu, kurgusal bir roman olarak okuyucusuna sunmuştur.
Sakarya Meydan Muharebesi’nin kara kutusunda kimler ve neler vardı?
Yunan ordusu Ankara’ya kadar gelmişken neden geri çekildi?
Orduyu yöneten kimdi, cephede savaşan kimdi?
Kağnı, kamyonu nasıl yendi?
“Biz bu bozkırın huyunu suyunu iki bin yıldır biliriz.
Nazına katlanırız.
Ama düşman,
Hiç tanımadığı susuz bozkırdan geçecekti.
Hem de bu ağustos sıcağında!..”