Yüksek puanlar görüp,yüksek beklentiler ile başladığım,yorumlarda herkesin ayıl bayıl olduğu bu kitap elimde patladı diyebilirim.Sinir krizleri ve buhranlar içinde okudum.
Yazarın kitabın başında belirttiği üzere bu bir HEA kitabı değil( Yani Happily Ever After).Bu bir romantik kitapta değil,trajedi romanı.Ona göre okumalısınız.
Nate ve Ellie iki yaralı çocuk.Aileleri gerçekten ruh hastası.Lise de tanışıp,travmaları üzerinden birbirlerine tutunuyorlar.Nate’in bence aşırı saçma bir kararı sonrası ayrılıyorlar ve 8 yıl sonra ablasının nişanlısı olarak Ellie’nin karşısına çıkıyor.İkisi de birbirini unutamamış ve aşkları hala devam ediyor.Sonra ablası kardeşinin Nate ile gelinliğini alması için Brezilyaya gitmesini isterken uçak kazası geçirip,bir adada mahsur kalıyorlar.Geçmişle yüzleşmeler yaşanıyor,aşkları tekrar coşuyor vs vs
Yazarın ilk kitabıymış ve bence acemiliği çok belli.Kitap sürekli trajedinin içinde boğuluyor,yeşil çamdan girip ,mavi aydan(Eski bir filmdir bilenler bilir.) çıkıyoruz.Sonlara doğru bir Müge Anlıya da bağladık o da ayrı.Yani ıssız adaya düşme çok mu gerekliydi bilemedim.Fazla zorlama olmuş.Bence bir kar fırtınasında mahsur falan kalsalar daha anlamlı olurdu.Sonrasında yaşananlar ise tam damar.Sonu fecaat.
Nate’in sevme şeklini sevdim.Ama kendi hayatında aşırı pasif kaldı.Baban seni kum torbası gibi kullanıyor ve sen birşey yapmıyorsun.Kıza hiçbir seçim hakkı tanımıyorsun.Sonuç boşa geçmiş yıllar,saçma sapan çekilmiş acılar.Dram çok severim ama insanların kendi kendilerine oluşturdukları manasız dramları sevmiyorum.Bence aldığı beğenileri ve puanları hak etmiyor.Yazarın kalemi gelecek vaad edici ama kurgu kısmını geliştirmesi lazım.Türü sevenler beğenebilir ama ben çok sinir olduğum için yüksek puan veremeyeceğim.Tercih sizin.