Ditopya

Yok Oluş

Ufuk Yılmaz
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 56 dk.
Sayfa Sayısı:
280
Basım Tarihi:
7 Nisan 2025
Yayınevi:
Elpis Yayınları
ISBN:
9786256285637
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·280 syf.··
2025 83. kitabı
UFUK YILMAZ-YOK OLUS DİSTOPYA SERİNİN 2. KiTABI Ufuk Yilmaz`un "Yok Oluş Distopya" kitabı, serinin ikinci halkası olarak ilk kitaptaki atmosferi daha da derinleştiriyor. ilk kitapta insanlığın kendi elleriyle hazırladığı sona doğru sürüklenişini ve salgınlar sonrası kurulan baskıcı düzeni görmüştük. ikinci kitapta ise bu düzenin daha karanlık, daha sert yüzüyle karsılaşıyoruz. insanlığın kaderini elinde tutan elit sınıfın baskısı giderek artıyor. Halkın yaşam alanları daraltılmış, Karakterler, neredeyse yok edilmiş durumda. özgürlükler bir yandan hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da sistemin çarpıklığına karşı koymanın yollarını arıyorlar. "Yok Oluş" tehdidi artık soyut bir ihtimal değil; her an daha da somutlaşan bir gerçeklik haline geliyor. ilk kitapta sık sık vurgulanan "kaçınlmaz son burada çok daha güçlü bir șekilde hissediliyor. ikinci kitap bana göre birinci kitaptan daha tempolu ve daha gerilimli. ilk kitapta atmosfer kurulurken zaman Zaman yavaşlayan kısımlar vardi; burada ise olay örgüsü çok daha hareketli. Distopya sevenler için, karanlık bir dünyanın tüm ayrıntılarını daha çarpıcı bir şekilde hissettiren bir devam romanı. Bir yandan da günümüz dünyasına yapılan göndermeler devam ediyor: doğa tahribatı, salgınların gölgesi, adaletsiz yönetimler.. Yani hikâye yalnızca kurgu değil, aynı zamanda düșündüren bir "ayna". Sonuç olarak, "Yok Oluș Distopya", seriyi daha da güçlendiren, heyecanı artıran ve okuru düşünmeye sevk eden bir devam kitabı. ilkini sevdiysen, ikinci kitap seni hem daha çok içine çekecek hem de merak içinde kalacaksın.
Yok OluşUfuk Yılmaz · Elpis Yayınları · 20254 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2025 99. kitabı
Bugün sizlere bir devam kitabı ile geldim. @yokoluskitap ’ın “Yok Oluş” kitabını elime aldığımda, bir kez daha nefesimi tutarak sayfaları çevirdim. Serinin ikinci kitabı, ilk kitaptaki o karanlık, boğucu atmosferi daha da derinleştiriyor; sanki dünya, bizim tanıdığımızdan çok uzakta, ama bir o kadar da yakın bir hâlde çarpıyor yüzüne. Kitap, distopik bir kurgudan çok, bugünümüzle yüzleşme çağrısı gibi. İnsanların çaresizlikleri, baskı altındaki hayatları, doğanın beklenmedik güçleri; hepsi öyle gerçek ki bazen için sıkışıyor. Karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar, hayatta kalma mücadelesi ve umudun kırıntıları, okurken kendini onlarla beraber kaybolmuş hissettiriyor. Tempo ilk kitaptaki durağan bölümlerden çok daha güçlü; olaylar birbiri ardına geliyor, gerilim hiç düşmüyor. Benim için en etkileyici olan, kitabın sadece bir macera değil, aynı zamanda düşündürücü olması. Okurken hem geriliyorsun, hem de kendi dünyana, insanlığa ve doğaya dair sorular soruyorsun. Distopya severler için mükemmel bir devam kitabı; sürükleyici, karanlık, bazen ürpertici ama bir o kadar da düşündürücü. İyilikle ve kitapla kalın.
Yok OluşUfuk Yılmaz · Elpis Yayınları · 20254 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
Beğendi
·
2025 122. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2025 00:00
Kendine yeni bir kıyamet yaratan insanlık... Artık sadece hayatta kalmaya değil, hatırlamaya çalışıyor. #yokoluş bilincin küle döndüğü bir gelecekte, en alt sınıftan doğan bir isyanı anlatıyor. Bu hikâye bir kurtuluş değil, bir yüzleşme. Kimi zaman bir el ateşe uzanıyor, kimi zaman bir rüya kendini tekrar ediyor. Ve ardından sessizlik büyüyor. Deniz, kast sisteminin en dip noktasında filizlenen bir ses. Kardeşinin hayatta kalması için çıktığı yolda, kendi varoluşunu, geçmişin ağırlığını ve doğanın unutulmuş dilini yeniden buluyor. Bu yolculukta rüyalar gerçek kadar keskin, sevgi ise öfke kadar korunaklı. Barış ise geçmişin yankısı. Rüyalarla boğulan, sorumlulukla yıpranan, sessizlikle güçlenen bir gölge. Ve Aslı... iyileşmenin bedelini ödeyen bir hayal. Onlar bir köyde sıkışırken, dış dünyadaki “Dijital Ütopya” herkese yeni bir düzen sunuyor. Peki bu düzen gerçekten özgürlük mü, yoksa daha rafine bir esaret mi? Yeni dünya parlak ışıklarla kaplı olabilir. Ama her ışığın ardında daha derin bir karanlık vardır. Duvarlarla çevrilen köy, umutla değil, kıtlık ve korkuyla örülüyor. Her adım bir sınav, her karar bir kırılma. Kitap, bir tek kişinin değil, tüm insanlığın rüyasının yırtıldığı noktayı anlatıyor. Ve belki de, her şeyin yok oluşla başlamadığını... bittiği sanılan yerde başka bir şeyin filizlendiğini hatırlatıyor. Eğer kıyametin ortasında bir umut arıyorsanız, bu hikâye sizi bekliyor. Burası gerçek ile rüya arasında bir sınır. Giriş kapısı açık ama çıkışı... gölgenizi geride bırakmadan imkânsız.
Yok OluşUfuk Yılmaz · Elpis Yayınları · 20254 okunma
8/10
Herkese Selamlar Sıradaki eserim bir distopik bir kurgu. Oldukça akıcı ve flim tadında okuduğum kitabımı sizlerede tavsiye ediyorum . Dünyayı ele geçirmek isteyen bir birlik hastalık yayar ve insanoğlunun boyun eymesini ister. Tam istedikleri gibi olur hastalık yayılır sonra tedavisini verip iyileştirip kendilerine hükmetmelerini isterler. Ancak oyunu bozan Bernard Lewinsky oldu. Ürettiği bakteri kontrolden çıktı ve insanoğlunun beynini hükmeden yaratıklar ortaya çıktı. Bu hastalık insanlığın sonunu getirecekti. Bernand bakteri çalışmaları için Deniz’i seçmişti. Çünkü bir şekilde hastalık olmasına rağmen dönüşmüyordu. 4 yıl önce Barış Deniz ile gittiklerinde birliğin saldırısına uğramış Barış tek başına köye dönmüştü. Şimdi Aslı Barış ve Haluk tekrar yola koyuldular. Çünkü köyde yaşayan insanların artık orada barınması mümkün değildi. Hem onlara yeni yer bulacaklar hemde belki Deniz’i bulma ihtimalleri vardı. Yolda profesör ile karşılaşmışlardı. Onlarda teknelerini ortak kullanmak istemişlerdi. Fakat yaratık saldırısına uğrayınca esir düştüler. Düştükleri yerde Bernard gibi çalışan profesörler ve Deniz vardı. Aslında Deniz onlar için oldukça önemliydi hem konseyde yer alıyor hemde kanı bilimsel olarak hastalığı yok ediyordu. Tabiki bunu bilen Samedov Deniz’i kaçırmıştı. Şimdi Haluk ve Barış uçak ile Berlin’e gidip onu kurtarmak isterler. Birde yandan Deniz Samedov’un yarattığı duvarlarla çevrili yere gittiğinde şok olmuştu. Samedov herkesi kendi hükmetmiş hastalığın tedavisini bulacağını söylemek enerji tarım gibi işlerde insanları kullanıyordu. Amacı Deniz’in kanı ile ilaç üretmek ve tüm ırklara hükmetmekti… Peki bu yolda kimler ölücek? Kimler yaratığa dönüşecekti? İnsanlık yok mu olucak? Yoksa köle olarak yaşamlarına devam mı ediceklerdi? Tüm soruların cevapları
Yok OluşUfuk Yılmaz · Elpis Yayınları · 20254 okunma