Bazı suçlar vardır; failinden çok susanları zehirler.
Yüzünü hiç görmediği bir adamın işlediği suç, bir kadının hayatını paramparça eder. Gerçek
ortaya çıkmadan verilen hükümler, terk edilişler ve tehditle kurulan bir evlilik, masumiyetin
üzerine yavaş yavaş çöken bir karanlığa dönüşür. Sessizlik büyüdükçe, herkes kendi payına
düşen günahla yaşamayı öğrenir.
Zehir, tecavüzün kendisinden çok, onun etrafında örülen suskunluğun ve korkunun insan
hayatlarını nasıl çürüttüğünü anlatan sarsıcı bir roman. Sevmenin cezaya, masumiyetin utanca
dönüştüğü bu hikâyede, adalet geciktikçe vicdanlar ağırlaşır; pişmanlık ise geri dönüşü
olmayan bir sona sürükler.
Bu roman, konuşulmayanların nasıl öldürdüğünü hatırlatır.