Zindan, dört duvar arasına sıkışmış bir mekân değil;
insanın hafızasında,
bedeninde
ve sessizliğinde büyüyen bir yerdir.
Bu kitap, elinden her şeyi alınmış insanların
geriye kalan tek şeyle — hatırlamakla —
verdiği direnişin kaydını tutar.
Suskunluğun ve kaybolmuş hayatların içinden süzülen şiirler;
yalnızca yaşanan acıyı değil,
acıya rağmen ayakta kalma çabasını da anlatır.
Zindan’da zaman ağır, kelimeler yaralıdır.
Her dize bir tanıklık,
her sayfa unutuluşa karşı atılmış bir çentiktir.
Çünkü bazı acılar anlatılmazsa derinleşir;
bazı hayatlar ancak yazıyla özgürleşir.