Çok itimat ettiğim bilim insanları tavsiye etmedikçe çok fazla kişisel gelişim kitabı okuyan birisi değilim. Yılda azamî 4-5 kitap. Spekülasyona dayalı kitaplardan ziyade refleksiyon temelli kişisel gelişim kitaplarını okuyabiliyorum ancak. Bu da onlardan biri. Selçuk Şirin hoca son kitabında atıfta bulunmuş.
Batı’da “Nature or nurture?” şeklinde bir tartışma vardır. Yani doğuştan mı, çevreden mi? Türkiye’de böyle bir tartışma var mı bilmiyorum. Genelde daha ciddi(!) meselelerimiz var.
Bu eserlerinde Ericsson & Pool, bir kişinin zirveye çıkışının nörolojik, psikolojik (özellikle öğrenme psikolojisi), fizyolojik, pedagojik boyutlarını ele alıyorlar. Onlara göre doğuştan gelen yetenek diye apriori bir şey yok. Kişinin bir alanda uzman/usta/master/elit haline gelebilmesi tamamen çevresel koşullara, özellikle çalışmaya bağlı. Özetle: Yetenek yok, çalışmak var. Tiger Woods’un eline daha dokuz aylıkken oyuncak golf sopası verdiğinizde çevresel koşullanmayı başlatmış oluyorsunuz örneğin.
Yazarlar belli bir alanda değil, matematik, tıp, satranç, golf, yüzme yönetim, fizyoterapi, yazarlık, öğretmenlik vb. aklınıza gelebilecek tüm alanlarda en seçkin olabilmenin temel kurallarını tespit etmişler.
Yazarlara göre zirveye çıkmak için takip edilmesi gereken izlek aşağıdaki gibi. Bu adımlara riayet etmeden kendi alanında en iyi(lerden) olmak çok zor.
1) Kendini tanıma (artı/eksi yönler).
2) Hedef koyma.
3) Planlama (SBF’lilerin stratejik planlamayı isimleri gibi bilmeleri gerekiyor.)
4) Çalışma (çok değil; amaçlı, bilinçli ve etkin),
5) Geri bildirim alma.
6) Sebat/ısrar etme (pes etmeme).
7) Motivasyon.
Yazarların dikkat çektiği bir konu daha var. Tabii ki çocukların hevesleri önemli ancak ebeveynlerden ve rehberlerden (öğretmen/danışman/koç) de duygusal ve teknik destek şart.