Kitap cok guzel ve heyecan verici basladi ancak ortalarda monotonlasip sonuna dogru gayet sıkıcı bir hal aldi. Normalde sona dogru heyecan artmasi beklenirken tam tersi oldu.
Kitap ilk sayfalarından itibaren güçlü anlatımı,karakterleri ve kurgusuyla insanı etkisi altına alıyor. Vahşet dozu yüksek bir polisiye olmakla birlikte, enteresan bir şekilde hem insanın yüreğini burkan onca dram hem de güldüren diyaloglar içeriyor ve bittikten sonra Güney Afrikaya gitmiş kadar oluyorsunuz. Olayların failinin biraz erken ortaya çıkıyor olması dışında kitabı çok beğendim klasik polisiyelerden sıkılanlara tavsiye ederim.
İthaki yayınlarından bu tür bir eser çıkacağını tahmin etmezdim!
Sevemediğim eserler arasına bir yenisi daha eklenmiş oldu. Kitabın konusuna değinecek olursam polisiye gibi ama tam da değil.
Başlarda iyi gidiyordu sonra ne oldu ise konu bir anda monotonlaşıp sıkıcı ve ilerlemez bir hal aldı..
Polisiyenin yanı sıra yer yer azda olsa dram ve esprili kısımlarda var.
Olayların bir anda başlaması ve suçlunun bu kadar kısa sürede ortaya çıkması bende şüphe uyandırmıştı. Daha farklı son, ters köşe veya biraz daha merak beklerdim açıkcası
Çok fazla anlatacak birşey yok malesef, söyleceklerim bu kadar..
Umarım siz okuyup seversiniz.
Konumuz Güney Afrika'da geçiyor. Cape Town'da işlenen cinayetleri çözmeye çalışankarakterin hikayesini okuyoruz. Bunun yanı sıra Güney Afrika toplumunu ve kültürünü kısa da olsa bizlere sunuyor.
Siyahiler, beyazlar, çeteler, uyuşturucu ve siyaset konularıda eserin içerisinde mevcut.
ARKA KAPAK YAZISI
Ali Neuman vahşetin ne olduğunu henüz küçük bir çocukken öğrenir. Güney Afrika'nın vitrini Cape Town'un ağır suçlar departmanında polis şefi olduğunda ise toplumu saran şiddet ve AIDS'le boğuşmak zorunda kalır. Ürkütücü sonuçlara sahip yeni bir uyuşturucunun etkisi altındaki Beyaz bir genç kızın cesedinin bulunmasıyla birlikte işler iyice karışır. Ali artık hayal bile edemeyeceği tehlikelere bulaşmıştır.
Apartheid dönemi sona ermiş olsa da, eski düşmanlar karanlıkta beklemektedir.