Hayat bir şekilde yaşanıp gidiyordu. Boş bir sayfada bir noktadan ibaret olabilirdik. Düz bir çizgi, bir eğim, yalnızca bir karalama ya da bir resim. Uzun zamandır düz bir çizgiden ibarettim. Artık bir resme dönüşmek istiyordum.
Yaşadıklarımız her zaman geride izler bırakıyordu. Bazen gözle görülen, bazen de ruhumuzda açılan kara deliklerin duygusal izleriydi bunlar. İkincisi, en kötüsüydü.