“Kul olma bilinci, kişinin kendi potansiyelinin farkına varıp onu kullanmasını gerektirir. İsrafın haram olduğunu hepimiz biliriz ama bize bunun sadece görünen nesnelerle ilgili olduğu düşündürülmüştür. Oysa her nefes bizi bir adım daha ileriye taşıdığı sürece israf edilmemiş olur ve ancak bu durumda biz kulluğumuzu ifa ediyoruz demektir.”
“Gerçek hürriyet, aynı katta kendini olabilecek her türlü avutma yöntemi ile kandırmak değil, üst katlara doğru tekamül etmenin metodolojisini yaşamakla gerçekleşir.”
(Mustafa Merter)
“Yaşadığımız çağı en iyi ifade eden kavramlardan biri bu olsa gerek: Performans
Hepimiz, kanıta dayalı bir varoluşun parçasıyız.
Sadece doğmuş olmamız, yartılmış olmamız yeterince değerli ve anlamlı iken bunu çoğumuz hissedemiyoruz.
İsveçli psikiyatr Carl Gustav Jung’ın tabiriyle ‘persona’ların egemenliğinde bir çağda yaşıyoruz.
Personalarımız, bizi toplumun kabul etmesini sağlayan psikolojik giysilerimizdir. Böylece korunur, güvende bir yaşam süreriz. Toplumda hangi yönümüzle kabul görüyor, takdir topluyorsak o yönümüzü persona haline getirebiliriz. Bir sanatçı için sanatçılık, bir siyasetçi için makam, bir akademisyen için akademik unvan, bir ev hanımı işin temizlik, bir grup lideri için güç persona haline gelebilir.”
“Bu dünyada herkesin kendi ilgi alanı vardır; kiminin kadınlar, kiminin zenginlik, kiminin bilgi yahut başka bir şey. Herkes kendi rahat ve keyfinin, peşinden koştuğu şeyde yattığına inanır. Yine de, ardına düştüğü nesne ile tatmin olmaz ve geri döner. Bir süre sonra, aslında zevk ve rahat peşinde olmadığını söyler, yeni bir şeyler arar, ama tekrar hayal kırıklığına uğrar; bu böylece sürer gider.” (Rumi)