Demir Dağı’nın Yolcuları kitabında baharın gelmesiyle yemyeşil olan etrafta Nevruz hazırlıkları başlıyor ve kutlamalar coşkuyla yapılıyor. Kutlamaların ardından ise yeni bir macera, yolculuk onları bekliyor. Türk obalarına saldıran düşmanları ‘Gök girsin, kızıl çıksın’ nidasıyla durdurmak için yola çıkıyorlar vakit kaybetmeden. Ateşlerin yakıldığı, Demir Dağı’nın eritilerek düşmanın püskürtüldüğü, mutluluk ve huzurun her yere yayıldığı ve baharın tam anlamıyla işte o zaman geldiği bir gün oluyor nihayetinde.
Bozkır ata mirasının başladığı yerden 3 seri kitap…
Dededen Oğuz Kağan’a kitabında başlayan macera Bozkır’dan geldik, Kızıl Elma’ya gidiyoruz sesleriyle yeni bir yelken açıyor yolculuğa. Mavi yeleli kurdun peşine düşen çocuklar için maceranın içinde buluyorlar kendilerini. Oğuz Kağan ve ordusuna yardım eden çocuklar hedefledikleri Kızıl Elma’sına ulaşıyor ve kıvanç ile dönüyorlar yurtlarına.
Bahçe onun öteki muhtemel yaşamıydı, onun sesiydi, susup içine attığı her şeydi. Onun aracılığıyla konuşuyordu ve kelimeleri elmalar, kirazlar, iri kırmızı domateslerdi.