Dilek Çokal, Renda İkizleri 1'i inceledi.
18 May 22:18 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Fantastik kitaplardaki ejderha aşkına katkısı büyüktür.Wattpad çıkışlı yazarlara bir önyargı oluşmuş olsa da kesinlikle dışında tutulmalı.Fantastik yazmak zor iştir.Keyifle okunan 4 kitaplık serinin ilkinde Renda ikizlerinin Üç Krallık Akademisine kabulü ile başlıyor.Kendilerine mühürlü hayvanları ile iletişimleri,kendilerini kesfedişleri,savaşları, etkileyici fantastik kitaplar arasında yer almalı.
Serinin devamını büyük bir merakla bekliyorum.

meltem şen, Suç ve Ceza'yı inceledi.
 06 May 14:19 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · Puan vermedi

{ Dayak Arsızı }

Her kitap bilinmez kapılara, yollara götürür; ben tamı yaşadım galiba bu kitapla. Sadece içime isli buğular bırakan bazı hisler var; yaz güneşinde üşüten duygular.. onlardan bahsetmek istiyorum. Ama çok da uzatmayacağım.
Sonuçta, karakterlerin nasıl beni etkisi altına alıp " acaba, acaba olabilir mi böylesine deli ve filozof ruh, acaba böylesine ince ve naiflik ne derece sarabilirdi kişinin çevresindekileri? " vb. sorularımla kimseyi meşgul etmek istemem.

Her kitabın bi' tokat atma şekli vardır. Kimi kitaplar agresif tokatlar atar, yanaklarınızı kızartır, iz bırakır. Kimi kitaplar naifçe çarpar yüzünüze. Suç ve Ceza benim için yeterince beklenmedikti. Ben sona ait büyük bi' çarpışma beklerken ilk yüz sayfada bilmem kaç kez tokatlandım. Ama kaçmadım da, kaçamadım. Gerçeklerin, duyguların; yaşamakta olan bizlerin duyguları ancak -bunu tüm kalbimle söylüyorum- ancak bu kadar "bilen gözlerle" ifade edilebilirdi.
Sevdim ve arsızlaştım.

Ben.. Dostoyevski'nin betimlemelerini, karakterlerini, olayların iç yüzünü nasıl ifade ettiğini, karakterlerin ardından nasıl çılgın ifa'lar yaratmış olmasını çok sevdim. Ama bunlardan kat be kat içime işleyen şey şu oldu:
"İnsan" bizim "sakin" gördüğümüz olayların ardında aslında kendi hayatında cok sürüncemeli, fırtınalı, kendisini uçuran, kaçıran, öldüren pek çok olay yaşar. Ve tüm bunlara rağmen yaşar(!).
Dostoyevski benim ancak korktuğum, karmaşasını kaldıramadığım parantez içindeki ünleme sığdırdığım tüm insani duyguları bu kitabında ortaya koymuş. Çekici olan şey bence şudur; duyguların, hislerin günlük olayların ardına bu kadar ustalıkla, bu kadar insan doğasını, ruhunu bilen bi' şekilde yerleştirilmesi.

Sık sık ben ne okuyorum dedim kendi kendime. Kitapta, olayların içinde, duyguların derdinde o kadar saf, masum aynı zamanda içyüzü görmüş, arka planı deneyimlemiş parçalar vardı ki!.. Bence Suç ve Ceza pek çok tür içine girebilecek bi' tür. Olayların ardındaki o duygu deresine şöyle kuşbakışı bakarsanız tepeden harika bi' suret görürsünüz: insan doğası; isteği, hırsı, aşkı, pişmanlığı, derin hüznü, deliliği...
Ama bırakın bunu, bırakın. Mikro inceleyin her şeyi ve bunu yapmanın en güzel yolu ise kitabı okumak.

Bırakın kitap sizi dayak arsızı yapsın. Önce akıntıya kapılacak, sonra olaylara bulanırken, ruhunuz karakterlerin niyetleriyle yıkanacak. Tanıya tanıya, göre göre suçun ne olduğunu düşüneceksiniz. Rodya'nın o kendi tifil tifil, adım adım yürüyen, onu yarı ölü bi' adam yapan o hissiyatı varya, kendinizde duyumsamaya başlayacaksınız. Evet bi' suçu var onun ama hadi, Allah aşkına bırakın bunu, kimin suçu yok. O halde suç neye göredir? Esas suç insanı öldürmek midir.. tırnağının ucu kadar pişmanlık duymaz oysa Rodya.
Suç "bir dakikada" oluverir; cezası ise bi' hayata bedel olur. Bu adaletsizlik. Suçun işlenmesi kişinin içinde kendi ruhunda cezasının kasvetiyle dönenmeye başlıyor. Bu dönenme hali, insanı kendi doğasıyla açıklıyor. İyi kalpli birinin gözünden, özü iyi olan birinin deliliğinden, hengamesinden, mahalle yürüyüşlerinden, köprü altı uykularından.. duygusal akışıyla açıklıyor. Biraz da delilik metnidir bu kitap.
Bu serüven ki.. yaya başladık, arabaya bindik, uçakla uçtuk, balona bile bindik. Serüvenin sonunda eve döndüğünüzde başınız dönüyor olacak. Çünkü yorucu bi' serüvendi, ama kesinlikle unutamayacaklarınız arasında olacak. Çünkü böylesine daha önce rastlamadınız.

Benim yanaklarım kıpkırmızı şu an. Ruhumsa rengârenk, ve bilirsiniz renkler karışınca karmakarışık bi' renk olur; galiba denge noktası o ton. Tüm duygular yeterince vurgulandı içimde çünkü, insanın tüm dansları..

Bu ne tür bi' inceleme? Bu büyülenmiş birinin duygusal dökümanı. Ne olayların ardındaki ince yürüyüşlere ayak uydurabilirim ben, ne de size o matematiği, altın oranı anlatabilirim. Net net, bi' okur yeterince geride olan bi' okur olarak ancak okuyun diyebilirim. Okuyun, bırakın Suç ve Ceza sizi de tokatlasın.
Bırakın sizi dayak arsızı yapsın.

Ferya Fertelli, Leylim Leylim'i inceledi.
25 Nis 00:40 · Beğendi · 10/10 puan

AHMET ARİFLEYLİM LEYLİM

20 Nisan akşamı elimde okuduğum kitaplar olmasına rağmen madem bugün Anadolu Ozan’ın doğum günü dedim o zaman elimde okunmayı bekleyen Leylim Leylim’i oku dedim.Bu arada oğlu Filinta Önal doğum gününün aslında 23 Nisan olduğunu açıkladı Nebil Özgentürk’ün hazırladığı belgeselde.Ben de kitabı Edebiyatist dergisinin 16.sayısındaki Filinta Önal’la ve yapılan söyleşi ve tabi ki kendi sesinden o muhteşem şiirleri eşliğinde okudum.Okuduktan sonra üzerine bir de belgesel izledim.Bıraktığı tat eşsizdi,hüznün tarifi imkansızdı.

Gelelim Leylim Leylim’e Ahmet Arif’in 1954’ten başlayıp 1959 yılına kadar ve en sonda 1977 yazdığı mektuplardan oluşun bir kitap.
Körkütük aşık Ahmet Arif sevdiği kadına yazmış bu mektupları,aşkına karşılık bulma umuduyla ve yaşama tutunma umuduyla.O yıllar halkına inanmış,inançları uğruna çok büyük bedeller ödemiş,işkencelerin en ağırından geçmiş yeterince değeri bilinmemiş büyük Ozan’ın unutulmaması adına kabul etmiş Mert kadın,yüce gönüllü Hasretinden Prangalar Eskitilen Leyla Erbil,mektupların yayınlanmasını.
Mektupların ışığında o dönemin entelektüel ortamını yayın dünyasında ilişkileri olan Forum,Ufuk’lar,Pazar Postası,Şairler Yaprağı adlı dergilerdeki yer alma mücadelesini,aşk için yanıp tutuşurken bir taraftanda Ülkesinin sorunlarını dile getirişenide görüyoruz.”Niceleri giyotinleri,ateş yığınlarına,yırtıcı hayvanlara verilmedi mi?Onlar da duyan ,arzulayan,seven bir yürek bir ten taşıyorlardı.Şimdinin ya da geleceğin insanları,gülsün-kaygısız uykulara varsın-işini,yaşamasını,dünyadaki anlam ve yerini sevebilsin diye benim acı çekmem,çıyandan,ahtapottan farksız zebaniler elinde can vermem gerekiyorsa hay hay!Bu Şeref’i verecek şansın çok cömert olduğunu sanıyorum.Değil mi?”
Mektuplar sadece Ahmet Arif tarafından yazılanlarla kalmış,Leyla Erbil tarafından yazılan mektuplar bulunamamış.Aşkın karşılıklı olup olmadığı muamma belki de okuyucuyu cezbeden yönünde burda saklı.Biri en büyük ozan diğeri çok önemli bir yazar.
Hayran olunmayacak gibi değil,her iki taraf adına da.

“Gitmek,gözlerinde gitmek sürgüne,
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı.
Gözlerin hani?
Diye soruyor Ahmet Arif
Leyla Erbil Üç Başlı Ejderha adlı kitabında,
“Gözleri oğlumun,,,gözleri,,,gözlerinde bulurdum can tılsımımı,,,gözleri hani,,,”
Diye cevap veriyor.
Leyla Hanım’a mektuplarındaki hitap şekillerinin altını çizdim bolca hepsi doğal olarak şiir tadındaydı.
Küçüğüm,sevgilim,imzası martıdan sıcak,uçan uzak martılardan daha sevimli,imzası uçan kuş,kendisi İNSAN sevgilim.Özledim diyebiliyorum ya,yeter bana.Evet ÖZLEDİM SENİ.Hastalıklar,musibetler,uzak kalsınlar sana.Yerine,ne çekeceksen ben çekeyim.Yerine,ne bela bulacaksa beni bulsun.Kadalar beni alsın.Kurban başan.Başan dönüm.Kadan alım.Cümle dünyalıkları senin ayağının dırnağına kurban ederem.Bir havan,bir tutumun var ki ab-ı hayata bile değişmem.Yiğit rahat,dobrasın.Beni hiç kırmadın.Umut,yaşama sebebi,zulme dayatma yetisi oldun bana.SENSİZ EDEMEM.
Hemen hemen tüm mektuplarında Leyla Erbil’in ne kadar Mert,Yiğit,delikanlı,Dobra,Gözünü Budaktan Sakınmayan ve Namuslu bir kadın olduğunu vurgulamış.Bu da Leyla Erbil’e olan hayranlığımı bir kat daha artırdı.Aslında sıralamada önce Leyla Erbil okumak vardı,kitapları beni beklemekteydi ama bu da ayrıcalıklı oldu.
Önce şiir değil benim için.Önce sen.Bu “sen”in içine 60 kilon,kaşın,gözün,tenin,gençliğin,merhabamız,sustuğumuzda aramızda,masada,havada olan isimsiz kesiklik,sonra senin o bulunmaz yiğit kalbin,hilesiz dokun...Hepsi,hepsi girer.
sevgili ustam,ömrümün sebebi.
Seni antabilmek seni iyi çocuklara,kahramanlara,-seni anlatabilmek seni-namussuza,yaşamayana,kahpe yalana.
Sana dert,sana ağırlık,sana sıkıntı olurum.Nemsin be?Sevgili,dost,yar,arkadaş...Hepsi.En çokta en ilk de Leylasın bana.Bir umudum,dünya gözüm,dikili ağacımsın.Uçan kuşum,akan suyumsun.Seni anlatabilmek seni.Ben cehennem çarklarından kurtuldum,üşüyorum kapama gözlerini.

Aycan, Bin Öpücük'ü inceledi.
10 Nis 13:49 · Kitabı okudu · 2 günde · 4/10 puan

Nasıl başlamalıyım bilmiyorum. Okumam gereken, aylardır sonra okurum dediğim kitapları yine bir kenara bırakıp hiç hesapta olmayan bir kitabı okudum. Keşke bunu yaptığıma değseydi.

Önceliklerimi terk etmemeliymişim, bu kitap bana bu dersi verdi. Sağolsun.

Kitaba başlarken pozitif duygular içerisindeydim, güzel bir kitap olacağını ve seveceğimi düşünüyordum. Sakin bir şekilde okudum, tam sevdiğim şekilde ilerliyordu. Bırakıp gitmeler, iletişimi kesmeler, karşılaşınca atılan boş bakışlar falan. Oh be! Dedim sonunda uzun zamandır aradığım ilişki gerilimi.

Heyecanım uzun sürmedi ne yazık ki. Olaylar öyle bir döndü ki, şu an ‘Ben bu kitabı neden okudum ya?’ kafasındayım hala. Bu sabah kitabı bitirmek için uyandım, uykum yoktu aslında. Gözlerimi bir açtım saat 11. Yani uykum nasıl gelmişse 7 saatin üstüne 5 saat daha uyudum. Aferin bana.

Hiç sevmedim. Gerçekten. Hiç benlik bir hikaye değildi. Ben böyle tatlı şeyleri sevmiyorum, ondan beğenmedim. Tatlı tatlı, sürekli birbirine fırlatılan seni seviyorum kelimeleriyle dolu kitaplar midemi bulandırıyor.

Ya zaten şu Poppy’nin neden iletişimi kestiğini öğrenene kadar normal bir şekilde okuyordum. Sonra kız nedenini söyledi ve ben kendimi terk ettim. Gerçekten başka konu yokmuş gibi… Bu yaz Türk dizilerini izlemeye başladım ve bu gün hala aynı konular karıştırılıp karıştırılıp yeniden çekiliyor, bu kitapta onlardan biri gibiydi. Bizim dizileri nasıl sırtım televizyona dönük bir şekilde izliyorsam, bu kitabı da yarı uyuklayarak okudum.

Daha ne yazabilirim bilmiyorum. Beş üzerinden iki verdim, o da Poppy muhteşem sebebini söylemeden önce olan gerilimler içindi. Benim için saçmalıktı bu kitap. Bir daha tatlı ilişkiler görmek istemiyorum.

Şu çocukluktan beri arkadaşlar, ondan başka kimseye bakmıyor, kimseyi sevmedi ve sevemedi şeyleri beni sinir ediyor zaten. Çok girmeyeyim çıkamam bu konudan.
NEYSE.
Haux’un Touch’ını dinleyecektim ama bu güzelim müziğe bu eziyeti yapamam dedim. Araya gitmesin diye dinlemedim bile okurken.

Yazmayı bitirecektim ama şu saçmalığı bir türlü göz ardı edemiyorum. 15 yaşında ilişkiye girmek nedir Allah aşkına. Orada bu mesele normal olabilir, bazıları göz ardı edebilir ama bana çok ters. 15 ne. Of. Saçmalıktı. Gerçekten. Moralim bozuldu bunu yazarken yine.

Berra Nisa GENÇ, bir alıntı ekledi.
09 Nis 17:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Yirmi yıldan beri bu yolda gider gelirim, hiç böyle uğurlama görmedim. Allah aşkına, sizler bu insanlara ne yaptınız da, böylesine içten uğurladılar sizi?"
"Basit," dedik. "Onları çok sevdik. Işık olmaya çalıştık onlara, ışık..."

Köprü Kitaplar 5 - Katuna'da Dokuz Ay, Osman Şahin (Sayfa 144 - Günışığı Kitaplığı)Köprü Kitaplar 5 - Katuna'da Dokuz Ay, Osman Şahin (Sayfa 144 - Günışığı Kitaplığı)

M A K Y A J L A N D I N I Z!
Bugün paylaştığım bir ileti bayağı güldürmüş, eğlendirmiş sizi. Ne mutlu! Ama sıra sosyal medyadan dahi olsa mobbing yapmaya gelince "yapmıyoruz, senin iletin çok saçma bi zahmet gömmeliyiz seni" şeklinde açıklamalarla gelmeyin lütfen..
1.Köyüne dön lafını evirip çevirip beni küstahlıkla suçlamadan önce anlamına bakalım;
https://www.uludagsozluk.com/...6y%C3%BCne-d%C3%B6n/

(en azından benim ve sık kullanılan anlamı diyelim. Hani art niyetsiz olan anlam!)
Bu lafı ilk duyduğumda ben de bunun anlamsız olduğunu ve insanları ötekileştirdiğini düşünmüştüm ama esprisini öğrenince kullanmaya başladım. Esprisini bilen birinin en fazla güleceğini düşünüyorum, duyar kasacağını değil.
2. Beni tanımadan etmeden güzel güzel döşemişsiniz saçma sapan aşağılamalarınızı. Biri 17 şarkısını yollamış. Biri reklam yapıyor demiş :D (reklama bayılırım her gün her tv kanalında reklamları arayıp oturup izliyorum. Youtube da reklam koymayan youtube kanallarını takipten çıkıyorum öyle de severim reklamı(!) ) biri demiş ki kendine makyajsızım da güzel demek isteyip pohpohlanmak istiyor :D Allah aşkına bu sitenin yaş ortalaması 15 falan mı? Kitap sitesi buna uygun şeyler paylaş deyip "goygoy" adı altında hiçbir şekilde bu saydıklarınız amaçlarla yazılmamış, can sıkıntısı sonucu yazılmış bi iletinin altında o insana hakaretler saydırıp "reklam yapuyoo reklaam" demek mi? Bir de sizler kitap okuyorsunuz öyle mi?
3. Bugün sıra beklerken sıkıntıdan öylesine paylaşılmış bir ileti sadece. Genellikle tek takılan biriyim benimle muhatap olan arkadaşlar bilir bunu. Hatta depresifliğimden şikayet eden bir arkadaş vardı geçen gün ( buradan ona 1000 selam! Kıymetini bilemedim) moral bozukluğundan kendi durumumla kendim alay ettim. Orada belirtmek istediğim, insanların fark edilmeyecek bir ruju bile fark edip özellikle yüzünüze gülüp "hasta mısın?" Diye sormaları. Burada da mobbing var yani. Bir insanın kalkıp 30 kişinin içinde bir anda "aslı neyin var, çok kötü görünüyorsun bir şeyin yok değil mi?" Diye sorup dikkatleri çekmesi ve sizi ruh hastası ilan etmesi, takdire şayan öyle değil mi!
4. Özetle, ben profilimi blog, günlük vs. gibi kullanan biriyim. Daha önce de buna benzer iletilerim oldu. Hiç böyle düzeysiz yorumlar görmedim ben. Sanıyorum konu makyajla alakalı diye bu denli dikkatinizi çekti (çekmez olaydı) sanki siz veya sevgiliniz yapmıyor veya bunu dile getirmiyor hiç. (Umarım uygulamaya profili sadece ben yapma özelliği falan gelir. Allah korusun beni sizden.)
5. "Kitap sitesine uygun şeyler paylaş" deyip, "sizce aşk mı, para mı" gibi absürt sorular soran arkadaşlarım :))) evet burası bir kitap sitesi. Sen buna benzer ve daha fenası iletiler paylaşırken gelip bunu bana diyemezsin. Sınava hazırlanıyorum, genellikle tek takılıyorum. Müziğim, kahvem, kitabım. Hayatım bundan ibaret. Ama derslerden dolayı çok da kitap okuyamadığım gerçeği var ortada.1k dışında hiçbir sosyal medya hesabım yok. Bırakın da canım sıkıldığında kendi kendjme dalgamı geçip eğlenebileyim. Şu upuzun yazının on katını yazarım öyle darlamışım, bir de bu açıklamayı yapmakla uğraşıyorum.
6. Bazı arkadaşlar hesabını kapatır falan demiş. Hayır, kapatmayacağım. Kapatmam için önümde hiçbir sebep yok. Buradan kitaplar hakkında konuştuğum sevdiğim insanlar var. İncelemerine hayranlık beslediğim kalemi de yüreği de güzel olan okurlar var. Ve iyi ki varlar. Zira bu olaydan sonra değerleri çok daha fazla oldu bende.

Not: "Amma alıngansın Aslı kızımız."

EbicEn, Seninle Tamamlandım'ı inceledi.
03 Nis 18:08 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Sylvia Day 'in Crossfire beşlemesini bugun itibariyle bitirmis bulunuyorum. Genellikle Grinin Elli Tonu serisiyle kiyaslanmis. Ancak buna katilmiyorum. Benzerlikler var(daha cok cinsel noktalarda) ancak kurgu olay orgusu bambaska. Psikolojik boyut, fedakarlik,sırlar Crossfire serisinde benim icin daha on plandaydi. Gideon ve Eva'nin ergenlikte baslarina gelen tecavuz ikisinin de en aci ortak noktalariydi. Eva uvey abisi tarafindan defalarcs cinsel istismara maruz kalmis. Gideon da psikolojik destek aldigi kisi tarafindan. 5 kitabı da surukleyici. Ceviri iyiydi
Duygulari yansittigini soyleyebilirim. Sevdiginiz kisi icin nelerden odun verip nasil bir kisi haline donusursunuz sorusunu sordurdu bana kitaplar bitince. Begendim. Ask her seyin ustesinden mucizevi bir sekilde gelmez. Ama bas etmeyi ogrenirken yaninizdaki kisinin askina sahipseniz basaramayacaginiz sey yok. Bunlar benim dusuncelerim. Okuyacaklara iyi eglenceler :)

perde
Güneş Veda Edince Biten Güne
Bir Garip Hal Düşer Cana Bedene

İnsan Kendi Kefenini Çeker Üstüne
Kapanınca Gözler,Açılır İlahi Perde


Varlık Dünyasına Veda Et...Sırrı Hakikate Açılacak Bir Kapının Önünde Olacaksın Bu Gece...Yolun Uzun...Varacağın Yer
Alem-i Lâhut ( Hakikat Alem-i )....

Herkes Kendince Bir Mana Çıkartacak Bu Yazıyı Okurken....Ama Sen Derun-i İdrak İle Okuyacaksın...Sırrına Erdiğin "Tefekkür" Hazinesi,Seni Diğerlerinden Ayrı Tutacaktır...Varlığın Hiç Olduğunu Öğrendiğin Günü Unutma Sakın...Tüm Hiçliğinle Oku,Okuyacaklarını...

Var Olmanın Hakikatine Erdiğin Gün İle Anla...Çünkü Sen Yokluğun İçinde Var Olan Bir Hiç Olduğun Günü Biliyorsun...O Gün Kavuştuğun Tefekkür Hazinesi,Seni Bu Yüzden Ayrı Tutacaktır...

Ne Akıl,Ne Göz,Nede Kalp İle Değil...İlah-i Rahmetin Nefesi Olup Hiçliğin İçinde Var Ettiği Ve Melekleri Sana Secde Ettirdiği Günü Hatırlayarak Oku...


O Hiçliğin İçinde Var Olup Hakikat Kapısından Çıktığın Gün,Herşeyi Unutmuştun...Yalan Ve Hayalden İbaret Olan Bu Dünyada O Kapıyı Hiç Aklına Bile Getirmedin....

Hatta Kendini Öyle Kaptırmıştın Ki,Bir Ara Bu Dünya Gerçek Ama Orasına Şüphe İle Baktın...Aklını Kurcalayan Sorular Seni Bu Duruma Getirmişti...

Ama Kalbinde Bir His Vardı...Seni,Senle Çelişkiye Düşürecek Sözleri Kalbin Sana Fısıldıyor Ve O Sorgulamaların Hemen Yok Oluyordu...

Sebebini Sende Bilmiyorsun Neden Bu Hallerin Olduğunu...Bilmiyorsun Çünkü Unutmuştun Hangi Kapıdan Çıkıp Bu Dünyaya Geldiğini...
Ama Kalbin Unutmadı...Ruhun Unutmadı...

Unutmayan Ruhun Seni O Kapının Girişine Tekrar Getirmek İstedi...Ve Artık O Engel Olamadığın Ruhun Verdiği His Seni Aramaya Zorladı...

Bu Yüzden Aramaya Başladın...Kitaplar Okudun...Bulanlar Nasıl Bulmuş Onların Gittiği Yoldan Gitmek İstedin...Ama Hep Bir Eksiğin Olduğunu Hissettin...Asla Bulamacağının Korkusu Vardı Hep...

Bulanlar Tarihte Kalmıştı...Onlar Artık Kitaplarda Birer Menkıbe,İlahilerde, Şiirlerde Ve Kasidelerde Kalmışlardı...

Yaşayanlardan Birini Bulmak Senin İçin Hayalden Öteye Geçemiyordu...
İçinde Ki Arayıp Bulma Hissi,Seni Her Gün Eritmeye Başladıkça,Sen Dahada Suskunluğa Bürünmeye Başladın...

Göğsünde Olan Biteni Kimselere Anlatamıyor Ve Kimsenin de Seni Anlamayacağını Biliyordun...
Yalnız Kaldığının Farkındaydın...Yalan Dünyada Gerçeği Aramak,Gerçeğin Kapısına Varmak Nasıl Mümkün Olabilirdi ki?

Yada Arayıp Bulan Birileri Varmıydı Onuda Bilmiyorsun...
Her Gözde,Her Yüzde,Bir Manalı Bakış İle O Kapıya Varmış Birilerinin Gizemli Olduklarını Düşünerek "Acabalar" İle Yılların Geçti...

"Eğer Birisi Bulmuşsa,Mutlaka Ya Kıyafetini Değiştirir Yada Gizemli Konuşur" Düşüncesi Seni Aldattı Hep...
Allahın Gizlen Dediği Kulları Vardır...Tıpkı Habibi Zişan-ı Efendimiz Aleyhisselama İlk Yıllar da Gizlen Dediği Gibi...

Sakın "Ama O Peygamberdi,Ben Kimim ki " Deme...Allah Adına Konuşup'da
Şirke Düşme...
Zira O Kime Neyi İsterse Verir Ve Kimden Neyi İsterse Alır...

Eğer Ki Bir Veli Kuluna Velayet Verip Ona Vahyetmişse Buna Şaşırma...
Ve Ona " Halkın İçinden Halk Gibi Ol " Demişse,Kıyafete Görünüşe Aldanıp Gizemler Arama....

Bu Düşünceler İle Ömrünü Tüketirsin...Ve Dünyalık Yaşayıp Göçenler Gibi Yaşarsın...Vuslata Eremeden Göçer Gidersin...

Unutma...Hakikat Kapısına Varmak İçin,Önce Benlik Belasından Kurtulacaksın,Sonra Nefsinden Sıyrılacaksın...

Bedenindeki,Ne Et Nede Kemik İle Yaptığın İbadetlerin Seni Oraya Götürmeyecektir...
Ruhuna Verilmiş Olan Bir Hazine Vardır...O Hazinenin Ne Olduğunu Bulacaksın...Ve Bulduğun Vakit Anlayacaksın ki ; "İnsan O Tefekkürün Nedenli Büyük Bir Hazine Olduğunu Bilseydi,Yemeği Ve İçmeyi Unuturdu" Diyeceksin..

Hakikat Kapısına Bedendeki Et Ve Kemikle Değil,Tefekkür İle Gelebilirdin...
Ve Sen Bu İlk Sırrı Öğrendiğin Gün,Hayatı Ve İnsanları Tefekkürle Seyre Dalıp Bir Müddet Bu Hal İçinde Yaşayacaksın...

O Kapıya Varmak İçin En Büyük Hazineni Kullanacaksın...Ve O Tefekkür Hazinen Ummadığın Bir Anda Seni Götürecektir O Hakikat Kapısının Önüne....

Önce Bir Müddet O Devasa Kapının Önünde Durup,O İhtişama Hayran Hayran Bakacaksın...Tarifi Olmayan Duygular İle Doldukça Dolacaksın...

Sanki Yıllardır Evini Çaresizce Arayan Ve Kimsesi Olmayan Yetim Gibi Hissediyorsun...
Evini Bulmanın Verdiği Güven Ve Huzur Hissini Anlatamıyorsun...Dilin Tutulmuş,Boğazın Düğüm Düğüm Olmuş Yutkunamıyorsun...
Gözlerin Doldukça Doluyor,Ama Birtek Kelime Etmeye Cesaretin Yok Ağzını Açamıyorsun...

Bir Müddet Bu Duygularla Kapının Önünde Duruyorsun...Ama Kapı Açılmamıştır Daha...Ve Açılacak Gibide Görünmüyor...
Ne Bir Ses Var Nede Bir Haber...

Sanki Sana Karşı Bir Kızgınlık Tavrı Varmışcasına Tüm Heybetiyle Duruyor Karşında...Bunu Hissediyorsun...

Ve Hissettikçe Aklına Yaptıkların Geliyor...Yalan Dünyada Ki Hallerin Geliyor ...Bir Anlık Belki De Milisaniyelik Şüpheye Düştüğün Anları Hatırlıyorsun...
Ve O Çok Kısa Anlar Bile Sana Adeta Asırlar Gibi Gelmeye Başlıyor...

Utanıyorsun Bu Defa...Yüzün Yere Geliyor...Bakışlarını Kaçırmaya Çalışıyorsun...Pişmanlığını Ve Hüznünü Anlatacak Kelimeler Bile Adeta Senden Kaçıyorlar...

Diyecek Hiç Bir Şeyinin Kalmadığını Anlayınca,Tek Yapabildiğin Aciz Ve Sefil Halinle Başını Kapının Eşiğine Koyuyorsun...

Hıçkırıklara Boğulmuş Bir Halde Ağlayarak Yalvarıyorsun...Kendine Hakim Olamıyor Ve Titremeye Başlıyorsun...

Yıllardır Aradığın Evini Bulmuştun...Yüzlerde,Gözlerde Hatta Konuşulan Konu Ve Sözlerde...Kimseye Anlatamadıklarını,Aradığının Ne Olduğunu Kimselere Söyleyemediğin Halde Bulmuştun,Ummadığın Bir Anda...Daha Açılmamış Olmasına Rağmen,O Kapı Bile Sana Aradığın Huzuru Ve Mutluluğu Vermişti...

Ama O Evin Kapısı Bile Sana Kızgındı...Çünkü Lekesiz Gelinirdi Oraya...

Dünyada ki Sırat Köprüsü Misali Kıldan İnce Kılıçtan Keskindi O Kapıya Varmak...Varıp'da Eşiğine Başını Koymak Bile Bir İhsan-ı İlahi,Kerem-i İzetti...

Fakat Hangisi Daha Vahim'di...O Kapının Bile Sana Kızgın Olduğunu Bilip Açılmaması'mı,Yoksa O Kapıya Hiç Gelememek mi?

Bu Düşünceler İçinde Sonu Olmayan Sorularla,Cevaplarla Bir Çıkmazın İçine Düşüp Ne Yapacağını Bilmiyorsun...

Başın Eşikte Secde Eder Halde,Ağlamaklı Ve Çaresizlik İçindeyken Yine O Hazinen Yolu Gösterecek Ve Sana Tefekkür İle Söyletecektir Bir Şiir...


Nicedir Gezdim Dünyada Senden Bi-Haber
Vardım Kapına Açılmaz,Kızar Bana Sitem Eder

Ya İlah-i Rahmetin'den Mağfiret Gelmezse Eğer
Kan Ağlar Gözlerim,Senden Gayrı Beni Kim Teselli Eder

Başım Hicran İle Secde Eder Kapına
Halime Acı Sığındım Sonsuz Affına

Sen Bilirsin Allahım Yüreğimdeki Sızıyı
Medet Yarabbi Kerem Et Aç Şu Kapıyı


Bu Hicran Ve Hüzün Dolu Haller İçinde Söylediğin Sözler,Tefekkür Hazinenin İçine O Anda Hakkın İlham Ettikleriydi...

Seni Sana Bıraksaydı Konuşacak Dermanın Olmadığı İçin O Kapıdan Eli Boş Gönlü Boş Olarak Dönüp Gidecektin...

Ama Açılmıştır Artık Zorlu Bir Kapı...Tüm Görkemi Haşmeti Ve Kulakları Sağır Eden Tok Bir Sesle,Yavaş Yavaş Açılır İçeriye Doğru...

Sana Olan Kızgınlı Gitmiştir Biranda...Çünkü Emir Buyurdu Yaradan...
Gel Der Sanki O Kapı Sana,En Naif Ve Misafir Perverliği İle...
Onun Bile Gönlünü Almışsın Gibi Sana Tebessüm Ettiğini Hissediyorsun...

Hakikat Diyarına Açılan Kapının Önünde,Bu Defa Şaşkınlık Ve Hayranlıktan İçeriye Adım Atamıyorsun...
Gördüklerini Tarif Edecek Ve Benzetme Yapacak Ne Kelime Nede Bir Nesne...Yahut Bir Mekan Yoktur...

Hayalin Erişemediği,Kitapların Anlatamadığı Öyle Bir Yer Ki,İhtişamı Bütün Tüylerini Diken Diken Ediyor....

Ve Bir Ses Duyuyorsun Aniden...Üçlü Bir Ses...Ne Kadın Sesine Benziyor Nede Erkek...

Ne Çok Sert Nede Çok Yumuşak Bir Ses...

Ne Her Yerden Geliyor Nede Tek Bir Yerden...Tüm Varlığının İçinde Yankılanıyor Adeta...



" GEEEEL " Diyor Sana...Gir Hakikat Alemine...Burayı Sana Verdim...Ben Vaad Ettiğimi Yaparım...Kralların,Hükümdarların Kimsenin Gücünün Yetmeyeceği Benim..." BEN SENİN RABBİN OLAN ALLAH'IM "

Yok'tan Var Ederim Dağları,Taşları...Çatlatır İçlerinden Çıkartırım Çiçekleri Ağaçları,Suları...Benim İşime Akıl Erdiremez Kimse..."GEL".

Varılmaz Diyardan Seslenmiştir Rabbin Sana...

Ve İçeriye Adımını Atıyorsun...O Hayranlık Ve Hayret Verici Manzarayı İzliyorsun...Sanki Geniş Ve Uzun Bir Balkonda Durmuş Dünyayı,Evrenleri Ve Cümle Kainatı Adeta Uzaydan İzliyorsun...


Sessizliğin Adeta Sağır Olduğu Bir Yerdir Burası...Sanki O Gördüğün Cümle Kainat Gözlerini Yummuş,Kalbinden Sessizce Allahı Zikir Eden Bir Derviş Misali,Bir Hal İçindedir....Gözlerin Açılıp Uzakları Yakın Ettiği,Her Bir Aleme Gidilen,Sırlara Erilen Ve İlim Yoluna İlk Duraktır Burası...

Her Bir Alemde Sonsuz İlimler Vardır...Her Alemin Kendine Has İlmi Sırları Vardır....

Fakat O Alemlere Gidemiyorsun... Senin Bir Engelin
Var...Elini Uzatsan Hemen Önündeymiş Gibi Uzakları Yakınında Görüyorsun...Ama Bir Engelin Vardır...Gitmene İzin Vermiyor...

O Engelin Ne Olduğunu Düşünmeye Başlıyorsun...Ama Bir Türlü Bulamıyorsun...Bu Güzelliklere Ve Hikmetlere,Böylesi Rahmani Hallere Ermene Vesile Olan En Büyük Hazinen "Tefekkür" Bile Sana Yardımcı Olamıyor Artık....

Bu Mertebelere "Tefekkürün" Sayesinde Gelmiştin...Karmaşa Ve Yalandan İbaret Olan Dünyada,İnsanların Hallerine Bakarak Hayatı Sorgulayan,En Sonunda Özüne Dönüp Kalbini Dinlemene Yardımcı Olan
"Tefekkür Hazinen" ,Seni Ancak Bu Mertebeye Kadar Getirebilmişti ...

Ama Buradan Sonrası Onun Bile Yardımcı Olamayacağı Bir Yerdi...Onun Seni Getirebileceği En Son Sınır Burasıdır...
Bu Makamda Artık Tefekkürün Ne Bir Önemi Vardır Nede Bir Yetkisi Yoktur...

Bu Makam ki ; İnsani Halleri Dünyada Bıraktırır...Ermişi Delirtir,Deliyi Erdirir Hakka...Dünyada İken Akıl Etmek ; Bu Maka Niyetlenmek İçin İlk Adımdır...Tefekkür İse Seni Bu Makama Kadar Çıkartır...

Tefekkürün İşi Buraya Kadardır...Bir Adım İleri Atmanı Sağlayacak Hiç Bir Şeyin Yoktur Artık...



Ne Yapacağını Bilemez Bir Halde Duruyorsun...Önünde Duran O Alemlere Dalmak İstiyorsun,Ama Çaresizsin...Elinden Gelen Bir Şey Yok...

Bu Defa ; O Alemlere Sığamayan Allah,Senin Kalbine Vermiştir İlham-ı Vahyini...Ve Okutturur Sana En Muhtaç Halinle Bir Niyaz-i...


Geldim Hakikat Bab-ı na Vardım Secdeye
Hüznüm İle Yakardım,Allahım Al Beni İçeriye

Rahmetin Coştu Emir Verdi O Çetin Kapıya
Açıldıda Girdim,Seyre Daldım Alemi Masivaya

Geçit Yoktur Candan Tenden Geçilmeden
Teslimim Rahmetine,Hem Can İle Hemde Ruhen

Şimdi Yoktur Ne Tefekkürüm Nede İlmim
Kerem Et Allahım,Yolun Sırrına Ereyim



Bir Kere Daha Rabbinin İnayeti İnmiştir Artık...Onun "Alemlere Sığamadım Birtek Kulumun Kalbine Sığdım" Dediği Yere İnmiştir İnayeti...Kalbindedir Artık O...İsmi Keremi İle O Azameti Ve Gücü Rahmeti İle Seslenir...

"İÇ" Der Sana...Hayranlık Ve Şaşkınlıkla Alemi Seyre Dalıp,Görmediğin Ve Fark Etmediğin Önünde Duran Altın Kadehi Görürsün O An...


Eline Alıp İçeceğin Sırada,Bir Kere Daha Seslenir Rabbin...Bu Sefer Namütenahi Mana Dolu Kelamıyla...


Rahmetimden Dolmuş Kadehtir Bu
Haremgâh-ı İlâhi Bade-i Kudret Suyu

Beden İle İçilmez Kıldım Ben Onu
Eritir Yok Eder Canı Teni Vücudu

Dayanmaz Hiç Bir Varlık,Alırsa Bir Yudumu
Üfledim Pek Az İnsana Dayanacak Ruhu

Beni Anmadan İçilmez,Hakikat Sırrına Erilmez
Besmelesiz İçilir'de Aşksız İçilmez Kadehtir Bu


Rabbin'in Hayretler Verici Sır Dolu Bu Sözleri Karşısın'da,Elinde Kadehle Donup Kalıyorsun...Hangi Bir Kelimesine Baksan Uçsuz Bucaksız Sırlar Ve Manalar Çıkıyor....Ama En Çok Aklına Takılan Son İki Sözü Oluyor...

"Beni Anmadan İçilmez,Hakikat Sırrına Erilmez
Besmelesiz İçilir'de Aşksız İçilmez Kadehtir Bu"

Nasıl Bir Mana Ve Sırrı Barındırıyor Ki,Bu İki Söz,Hem Onun İsmini Anmadan İçemiyorsun,Hemde Onun İsmi Olmadan İçebiliyorsun?

Bu Nasıl Bir Hikmet Nasıl Bir Sırlı sözdür ki Seni Böylesine Biçare,Elinde Kadehle Öylece Kala Kaldırıyor...

İsmini Anmadan İçemiyorsun Ama Besmelesiz İçebiliyorsun?

Her Ermişin,Evliyanın Ve Dervişin Kendine Has İlham İle Söylediği Sözleri Olduğunu Biliyorsun...Ama Onlar Bir Sekerat (Sarhoşluk) Hali İle Söyledikleri Ve Onlara Ait Sözleri Vardı...

Sen O Ululardan Bir Sözü Alıp Rabbine Söylemezdin...Çünkü Senin Daha Çözemediğin Sırlı İki Cümle Vardı...Hikmetine Ermen Gereken...

O Hikmetin Ne Olduğunu Çözmeden Kimden Bir Söz Alıntı Yapsan,Seni Hakikat Sırrına Götürmeyecek Ve Rahmet Gözünü Açmayacak Ve Kudreti Allah'dan Olan,O Kadehi Belkide Sonsuza Kadar Elinde Tutacaktın...

Tefekkür Hazinen Yanında Değil,Yetkisi Olmayan Bire Girip Yardım Edemiyor Sana...Düşüncelerin İse Karışık...Kendini Toparlayamıyorsun...

Bu Biçare Hal İçinde Boynun Bükük Elinde Rahmani Altın Kadeh,Ne Yapacağını Bilmiyorsun...

Bu Acizliğine Ve Çaresizliğine Bakan Rabbinden Utanıyorsun..Ama Elinden Gelen Bir Şey Yok...Ve Sen Tüm Teslimiyetinle Yinede Ondan Umudunu Kesmiyorsun Ve Ona Sığınıyorsun...

Bu Teslimiyet Halinle Rabbin Sana Tekrar Bir İhsan-ı İlahide Bulunuyor Ve Alemlere Sığamayıp Kulunun Kalbine Sığıp İlham-ı Rahmetini Kalbine Verdiği Anda Bütün Algıların İdraklerin Birden Açılıyor...


Ve Sen Kalbine İlham Edilen Bu İlah-i Vahyi Anlamaya Başlıyorsun...

İlk Söylediğin Söz "AMAN YARABBİ" Oluyor....

Seni O Haremgâh-ı İlâhi ye ( Cenâb-ı Hakkın mübarek kıldığı ve özel kimselerden başkasına açmadığı kutsal mekâna) Gelmeni Sağlayan Şeyin"AŞK" Olduğunu Anlıyorsun...


"Besmelesiz İçilir'de Aşksız İçilmez Kadehtir Bu" Sözünün Sırrını Çözüyorsun...

Ve Başlıyorsun O Sonsuz Mana Ve Sır Dolu İki Sözün Ardındakileri Kendine Söylemeye...

Allahın Herkese Verdiği Bir İşi Yapmadan Önce Veya Yemeden İçmeden Önce Onun İsminin Anılması Olduğunu Hatırlıyorsun... "Bismillahirrahmanirrahim" ....Bu Rabbini Anmaktı,Bu Sırrı Çözmeye Atılan İlk Ve Doğru Adımdı...

Ama Rabbin "Besmelesiz İçilir" Demişti...Peki Bu Nasıl Olacaktı?
İşte Tam Bu Anda Rabbin Tekrar Kalbine İlham Eder Ve Anlamaya Başlarsın Yine...

"Besmele Kelimesi : Bismillahirrahmanirrahim'in En Başında Olan Ve Özü İtibarı İle Arapçada "İSİM" Anlamına Gelen "SM" Kelimesi'nin Bir Kısaltması Olduğunu Görüyorsun...

"İSİM" Kelimesini Her Şeye Ve Herkese Söyleyebilirdin...Ama Allah,Rahman Ve Rahim Sadece Ona Aitti...

Bu Sözden Anlarsın ki "SM(İSİM)" Kelimesi Onu Anmak İçin Kullanılan Bir Sözdü Ve Rahmaniyet İçermeyen,Tanımlamak Ve Belirtmek İçin Kullanılan Bir Kelimeydi..."SM(İSİM)" Olmadan Rabbini Ana Bilirsin Demişti Allah...

Ve Onun Sonsuz Sır Dolu Sözlerinin Yarısına Gelmeye Başladın...
Artık Onu Nasıl Anman Gerektiğini Biliyorsun...Onun Adı Olmadan O Kadehi İçemeyecektin..."İllahirrahmanirrahim"İn Sadece Onu Zikrettiğini Ve Sadece Onun İle Dolu Olduğunun Farkına Vardın....

Artık "BESMELE" Olmadan İçebilirsin...Ama Daha Çözmen Gereken Bir Sır Dolu Sözü Daha Vardır...

"Besmelesiz İçilir'de,AŞK'SIZ İÇİLMEZ"...

Rabbin Sana Öyle Hikmetli Bir Söz Söyledi Ve Öyle Bir Ruhsat Verdi Ki,

"Bi'sm'illahirrahmanirrahim"in İçinde Olan Bir Kelimeye Tasarrufun Oldu...
Artık Bu Bir Cümlenin İçinden,Hangisinden Tasarruf Edeceğini Biliyorsun...

Ve "SM(İSİM)" Kelimesinden Tasarruf Edebiliyorsun...
Artık Onu Dilediğin Gibi Anma Ruhsatına Sahipsin...

Bu Tasarruf Ruhsatını,Ancak Makamı "Haremgâh-ı İlâhi"yi Nasip Ettiği Kimselere Vermişti Allah...O Makama Gelen,Her Nasip Ettiği Erenler Evliyalar Ve Dervişler Kendilerine Has Ve İlham Edilen Söz İle O Kadehi Yudumlar...


"AŞK'SIZ İÇİLMEZ" Demişti Rabbin...Ve Son İlahi Kelimetullah Sırrını'da Anladın...Aşk İle Gelmiştin O Makama...Rabbin Seni Oraya Getiren Ve Kendisinden Başkasına Aşık Olanı Değil,Rabbine Aşık Olanları Çağırmıştı Kendine...

Artık Rabbinin Sana Verdiği Tasarruf Ruhsatını Kullanarak,Hem "AŞK" İle Onu Anabilir Hemde "SM(İSİM)" Kelimesinden Tasarruf Edip Besmelesiz Anarak Onun Yerine "AŞK" I Koyabilirsin...

Rabbi'nin İhsan-ı İlahisi Ve Kalbine Verdiği Vahiy Sayesinde
O Makama Nasibi Olmuş Her Evliya,Eren Ve Derviş Gibi Seninde Kendine Has Rabbine Söyleyebileceğin Bir Sözün Tamam Olmuştur Artık...

Bütün Teslimiyetin,İçtenliğin Ve Samimi Aşkın İle Coşarak,Tasarruf Edip Tamamladığın O Sözü Söyleyerek Yudumlarsın O Kadeh-i İlahiyi...

"BiAŞKillahirrahmanirrahim"

Artık Tasarruf Ruhsatın İle Tamamladığın Bu Söz "Haremgâh-ı İlâhi"de
Diğer Aşıkların Sözleri Gibi Sana Mahsus Ve Bütün Alemlerde Zikrin Olmuştur...

Her İşe Başlarken "RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN AŞKI İLE" Alamına Gelen
"BiAŞKillahirrahmanirrahim" Senin Zikrin'dir Artık...

Allah'ın Aşkı İle Yanıp Tutuşman,Seni Önce Tefekkür Hazinesine Kavuşturdu,Sonra O Pek Az Kişilere Nasip Edilen Makama Getirdi...

Ve İhsan-ı İlahi İle Rabbi'nin Sana Söylediği Hikmet Ve Sonsuz Manalı Sır Dolu Sözlerin Hikmetine Erdin...

Onun Lütfu Ve Kalbine Sığınması İle Sana Sırrın Manasını Çözdürdü...

Artık İlk Üç Yudumdan Birini "BiAŞKillahirrahmanirrahim" Diyerek Yudumluyorsun...İlk Aldığın Yudumda,Ayakta Durmana Rağmen Düşüp Bayılmıyor,Ama Bilincini Kaybediyorsun...

Sanki Ruhunda Bir Karıncalanma Hissi Olmuş,Gözlerine Bir Karartı İnmiş Gibi Bütün Ruhun Uyuşmaya Başlıyor...

İlk Aldığın O Yudum,Ruhunu Tuz Tanesi Kadar Zerrelere Ayırıyor,Her Bir Zerren Ayrışmasına Rağmen,Hepsinde Ayrı Ayrı Kendini Hissediyorsun...


Her Bir Zerrenin Senin Olmadığını Ve "ALLAAAH" Dedikleri Duyuyorsun...
Rahmetle Hissetmeni Ve Rahmetle Duymanı Sağlamıştır O İlk Yudum...
Artık O Makamda Olanlara Verilen Hikmetlerden Biri Verilmiştir Sana...

"Rahmet İle Duymak"...Kimselerin Duyamadıklarını Duymaya Başlayacaksın...Rahmani Seslere Öyle Aşina Olacaksın ki,Melekleri,Bitkileri Canlı Ve Cansız Bütün Eşyaların "ALLAH" Dediğini Duyacaksın...

Aldığın İlk Yudum,Ruhunu Zerreden Zerreye Böldükçe Yok Olacaksın...
Yokluğun İçinde Var Olan Bir Yok Olacaksın...

Ve Rabbin İlk Yarattığı Gün Gibi Tekrar Seslenerek Var Edip Olduracak seni...

"KÛN" (OL) Diyecek Rabbin...Zerrelerin,Bu Gelen Emirle Bir Anda Var Olacak Ve Kendini Tekrar Ayak Duruyor Ve Kadehi Elinde Tutuyor Bulacaksın...

Öyle Bir Duygu İçine Gireceksin Ki, Elindeki Kadehle O An Mevlana Misali Tebessümle Kendini Tavaf Edeceksin...
Bütün Kainatın O sonsuz Sessizliğinin Gerçekte "ALLAH" Diye Bağırdığını Duymaya Başlayacaksın...Rahmetle Duyuyorsun Artık...

Rabbinin İhsanı İle Sırrına Vakıf Olduğun,Sana Has Zikirin İle...
Bu Haller İçinde Kendi Etrafında Dönerken Durup üç Yudumdan İkincisini İçeceksin...

"BiAŞKillahirrahmanirrahim" Diyerek...

İlk Yudumda Olduğu Gibi,Yine Bilincini Kaybedeceksin,Ama Bu Defa Bütün Sesleri Duymaya Devam Edeceksin...

Etraf Tekrar Kararacak,Ve Sen Bir Daha Zerrelerin Zerrelerine Bölünecek,Ve Her Birini Duyarak Tekrar Yok Olacaksın O Yokluğun İçinde....

Yokluğun İçinde Yok Olmana Rağmen Bütün Kainatı Duymaya Devam Edeceksin...Hikmetle Verilmiş Ve Açılmış Olan İlahi Duyumunla...

Ve Görmeye Başlayacaksın,Yok Olmana Rağmen...Sanki Hiçbir Yerde Değilsin Ama Her Yerdeymişsin Gibi,Yok Olmana Rağmen Göreceksin...

Aldığın İkinci Yudum,Rahmet Gözünü Açmıştır...Gafletle Bakmaktan Kurtarmıştır Rabbin Seni...

Meleklerin,Bitkilerin Ve Canlı Cansız Bütün Eşyanın Saçtıkları Nurları Görmeye Başlarsın...

Rahmet Gözün Açılmıştır Artık...Görüyorsun Bütün Bir Kainatın Nasıl Işıklar Saçtıklarını Ve Zikirle ALLAH'a Tavaf Eder Gibi,Kendi Etraflarında Döndüklerini....

Bu Güzelliklere Rahmet Gözüyle Meftun Meftun Bakarken Rabbinden Bir Emir Daha Gelir...Yok Olmana Rağmen Rahmetle Duyup Rahmetle Görmene Rağmen Bir Nida Daha Gelir...



"KÛN" (OL) Diyecek Rabbin...Ve Biranda Ayakta Durmuş Elinde Ki Kadehle Kendini Bulacaksın Tekrar...

İlk Yudumda Olduğu Gibi Tekrar Sekerat Haline Bürünecek Ve Bir Daha Dönmeye Başlayacaksın Kainatı,Rahmetle Duyarak Ve Rahmetle Görerek...

Ve Üç Yudumdan Son Olan Üçüncüsünü İçeceksin...Rabbinin İhsanı İle Sırrına Vakıf Olduğun,Sana Has Kıldığı Zikirin İle...


"BiAŞKillahirrahmanirrahim" Diyerek...


Bu Defa Rahmetle Gördüğün Her Şey Bir Anda Karanlıkta Kalacak,Rahmetle Duyduğun Bütün Bir Kainat Sessizliğe Bürünecek
Ve Hiç Bir Şey Göremeyecek Ve Duyamayacaksın...


Ve İlk Yudumunda Olduğu Gibi Ruhunu Kaplayan Hisler Tekrar Seni Zerrelerin Zerrelerine Bölerek Yokluğun İçinde Yok Edecek...

Ve Yokluğun İçinde Yok Olmana Rağmen,Bu Defa Sesleneceksin Rahmeti Ve Hikmeti Sonsuz Olan Rabbine...Sana Has Kıldığı Zikir Ve Bir Şiir İle ...


"BiAŞKillahirrahmanirrahim"
Bildim Sana Gelen Yol Geçer Aşktan


"BiAŞKillahirrahmanirrahim"
Aşksız Varılmaz Kapına Bin Yıl Secdeye Varsam


"BiAŞKillahirrahmanirrahim"
Haremgâh-ı İlâhi Nasip Olmaz Her Kula Aşk Olmadan


"BiAŞKillahirrahmanirrahim"
Bildim Sözün Sırrını,İlmini Aşk İle,Aşktır Manası İsmi Azam


"BiAŞKillahirrahmanirrahim"
Bade-i Kudret Suyu İçtim Aşk İle Kana Kana Kadehi Altından


"BiAŞKillahirrahmanirrahim"
Rahmet İle Duyar Oldum Cümle Kainat Diyor Ya Allah Ya Rahman


"BiAŞKillahirrahmanirrahim"
Açıldı Gözümdeki Perde,Rahmetle Görür Oldum Şükür Sana Mevlam


"BiAŞKillahirrahmanirrahim"
Çözüldü Dilim,Döküldü Sözler,Söyler Oldum Cümle Aleme Kaside-i Rahman



Çözülmüştür Artık Kapalı Olan Son Sır...Açılmıştır Artık Dilindeki Kilitler...
Duyman Ve Görmen Gibi Konuşmanda Rahmani Olmuştur Artık...

Sırlı Sözler İle şiirler Okuyan Aşıklardan Biri Oldun...Artık Görmediğin Bilmediğin Bir İnsanı Rahmetle Duyacaksın...Ve Onu Rahmetle Göreceksin
Hatta Ona Rahmetle Şiirler Okuduğun Vakit,O Buna Hayretle Bakacak Ama Sen Ermişliğini Dile Getirmeyeceksin...


Dile Getirmediğin Gibi Sana İthaf Edilen Bu Dervişlik Sıfatını Tüm Hiçliğinle İnkar Edeceksin...Çünkü Sen Bu Makama Gelmeden Evvel Bir Hiç Olduğunu Kabul Ederek Geldin...Tefekkür İle Aşık Oldun,Aşk İle Rabbinin O Makamına Çıktın Ve O Makamda Yok Olup,Var Oldun Tekrar...


Ve Bu Hikmetler İle Haremgâh-ı İlâhi'de,Senden Önceki Velilerin,Erenlerin Ve Dervişlerin Kendilerine Has Sözleri Olduğu Gibi,O Makam-ı
Lâ Nihâye de (Sonu Olmayan Makamda)Seninde Rabbinden Ruhsatını Aldığın "BiAŞKillahirrahmanirrahim" Sözün Yankılanacak Sonsuza Kadar,Sana Has Bir Biçimde...


Ve Son Defa Seslenecek Rabbin Sana...

"KÛN" (OL) Diyecek...Ve Biranda O Kainat Alemine Açılmış Olan Balkonda Ayakta Durmuş Elinde Ki Kadeh Olmadan Bulacaksın Kendini Bu Kez...


Son Hikmetin İlahi Yudumunu'da Aldın...Artık Duyman Ve Görmen Gibi Dilinde Rahmetle Konuşacak Ve Söylediklerini,Yazdıklarını Cümle Alem Okuyup Herkes Kendine Bir Pay Çıkartacak...ama Sen Muhabbeti Aşka Seslenmiş Olacaksın...Aşk İle Rahmanı Arayanlar Olacak Ama Bu Yolun Sırrını Aşikar Etmene Rağmen Seni Kimseler Anlamayacak...
Pek Az Müstesna Kimse Ve Onunla Beraber Olanlar Anlayacaktır...


Rabbin Seni Kendisine Dilemişse Eğer,Unutma Ki Gönlüne Kendi Aşkını Bahane Eder Aratır...Sonra Bir Beşere İle Karşılaştırır...O Beşer Aşk Yolunda Hanesi Olan Bir Hancı Misali Seni Bekler...Her Aşk-ı Arayana Yolu Göstermez...Önce Aşkına Bakar Sonra Haline...Enson Nefsine Bakar...

Eğer Dünya Kokusu Varsa Üstünde Bir Bahane İle Seni O Yoldan Uzak Eder...Döner Dolaşırsın Bir Başına Huzursuz Ve Kalbine Hitap Etmeyenlerin Yanında...Bir Yanın Hancıda Kalmıştır...Dayanamaz Tekrar Varırsın Han Kapısına...Ve Yine O Hancı Bakar Haline..."Dünya kokuyorsun" Deyip Bir Daha Yollar Seni Geriye...

Ve Artık Sen O Hancıyı Uzaklardan Takip Edersin...Sanki O Seni Görmüyor Ve Duymuyor Zannedersin...Oysaki Senin Her Halini O Hancıya Bir Bildiren Vardır...

Rabbin İşte Böyle Bahaneler Ve Tevafuklarla Seni Bir Tefekküre Yollar...Tefekkürle Aşka Yol Aldırır...Ve Aşk İle Sana Bir Makam Nasip Eder...O Makama Geldiğin Vakit Kulaklarını,Gözlerini Ve Dilini Rahmet İle Açar...

İşte Sana Bunca Hikmetleri O Makama Geldiğinde Verecektir...

Ve Geldin...Bunca Hikmetli Halleri Aldın...Senin İçin O Haller Ve Vakit Tamam Olmuştur...

Bu Makama Nasıl Geldiğini Hayretle Düşünürken Rabbin Sana Ayetiyle Vahyeder Bir Anda...


Yâ eyyuhel muddessir...Kum fe enzir...Ve rabbeke fe kebbir.
Ey Örtüsüne bürünen!....Kalk Ve Uyar...Rabbini tekbir et (yücelt).
Müddessir/1-2-3

Bir Anda Açılır Gözlerin...Ve Kulaklarında Yankılanmaya Devam Ederek Uzaklaşmaya Başlar Onun Son Sesi Ve Sana Son Vahyi...

Etrafına Bakıyorsun...Artık Odan'da Gözlerini Açtın...Şimdi Dünyadasın...
Ama Sen Eski Sen Değilsin...

Üzerinde Hiç Bir Beşerin Asla Göremeyeceği Libas-ı Rahman-i Olan Sultanlık Elbisesi Vardır...

Dünyaya O Elbise İle Geldin...Ve Hazreti İsa Peygamberin "Kişi Anasından İki Kere Doğmadıkça, Göklerin Melekûtuna Ulaşamaz." Sözünün Manayı Sırrına Erdin...Önce Annenden Doğduğun Hal İle Yaşattı Rabbin Seni...

Sonra Yatağında İken Aldı Canını...Çıkarttı Seni O Makama...Rahmetiyle Sardı Seni...Ve Hikmetle Donattı...
Ve Tekrar Dünyadaki Bedeninde Can Verdi...İşte Böylece Hazreti İsanın Bu Sözünüde Anlamış Oldun...Artık İnsanların Mana Veremediği Sözlere Her Duyduğunda,Rahmet İle Açılmış Olan Kulakların O Sözlerin Derun-i İdrakine Hemen Varacak...


Çünkü Sen Bu Hikmeti İlahiyi Almış,Libas-ı Rahmaniyi Giymiş Görünmez Bir Sultansın...
Artık Olayların Ardındaki Sırrı Görebiliyorsun...Ve Gördüğün Her Olayda Ve Her İnsanda Ne Olduğunu Anlıyorsun...

Bu Hallerini Görenler,Dünyalık Vasfına,Kıyafet Ve Cemaline Bakarak Seni Okuduklarından Dolayı Bilgin Zannedecekler...

Halbuki Sen Onların Görmediği Ve Göremediği Sultanlığın İle İçlerinde Dolaşmaya Devam Edeceksin...

Rabbinden Aldığın Enson Emir İle İnsanlara Konuşacaksın...Her Sözün Onu Söyleyecek,Her Halin Onu Anlatacaktır...

O Makam da İken Senin Tasarrufuna Bırakılmış Olan Ve Bu Zamana Kadar Cümle Aleme Tasarruf Edilmesi Yasak Olan "Bismillahirrahmanirrahim"
Senin Zikrin Değildir Artık...

Kimselere Bunun İdraki,İlhamı Ve Tasarruf Ruhsatı Verilmemiştir...
"BiAŞKillahirrahmanirrahim" Sana Mahsustur...
Aşk İle Hakka Ermeyenlere Yasaktır Bu Söz...Sırrı Bilmeyenler Çekemeyecektir Bu Zikri...

Sakın Beşere Aşikar Eyleme Sırrını...İbni Arabi Gibi Hem Yurdundan Kovulur,Hallacı Mansur Gibi Asılır,Nesimi Gibi Canlı Canlı Derini Yüzdürürsün...

Onlar Aşkın Sırrına Ermişlerdi...O Sultanlık Elbisesi İle Gezdiler...Nice Hikmet Dolu Rahmetle Sözler Söylediler...Kimseler Anlamadı Onları...Görmedi Kimse Üstlerindeki Sultanlık Libasını...

Aşikar Eyleme Zikrini...Hiç Duymadıkları Ve Duyamayacakları,Duysalar Bile Anlamayacakları Sırrını Söyleme...

Rabbinin Murad-ı İlahisi İle Sana "İfşa Et" Dediğin Gün Gelecektir Elbet...
İşte O Zaman Halk Sana Taşar Atarken Acımayan Canın,Dostun Attığı Bir Gül İle Acıyacaktır...

İşte O zaman Anlayacaksın,İnsanların Senin Sesini Duymadıklarını...
O Zaman Göreceksin İnsanların Kulaklarının Sağır,Gözlerinde Ki Perdelerin Kapalı Olduğunu...

Haykırsan'da Duyuramayacaksın Sesini...Göstersen'de Göremeyecekler Hakikati...

Onlara Kızma Sakın...

Çünkü Rabbin Kapatmıştır Onların Gözlerini...

Gözlerinde Çekilidir İlahi Bir Perde.


Saygılarımla : Emrah Yıldırım
@MenDehliZeman

Not : Allah,Hepimize Böyle Bir Hali Yaşamayı Ve O Özel Makama Aşk İle Çıkmayı Nasip Etsin...

"BiAŞKillahirrahmanirrahim" Zikrini Çekme Yetkisine Sahip Olan Bu Zat-ı Sultana Ve Geçmişteki Sultanlara Verdiği İzni İlah-i sini Bizlerede Versin...

O Makamı Bizlere Lütfettiği Vakit,Bizimde Ruhsatımızın Tasarrufuna Sunacağı Bir Kelimetullahı Nasip Eylesin...


Bizlerde Aşk İle Yazalım O Şahsımıza Mahsus Kelimetullah-ı...
Başkalarıda Okusun Aşk İle...

Sende Oku...Muhabbeti Aşk İle...

Muhabbetimiz Aşkla Dolsun..Son Sözümüz Aşk Olsun...

Perdemiz Açık Olsun...

Allaha Emanet Olun...

Homeless, Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı inceledi.
25 Mar 11:36 · Kitabı okudu · 14 günde

Bu kitap hakkında ne diyeceğimi bilemiyorum. Son 1 ayda enfes kitaplar okudum. Diğerleri de kucağını açmış beni bekliyorlar ve ben günlerdir lanet olası Salinger’ın lanet ergenlik hikayesini okudum :) (Salinger her cümlede muhakkak lanet olsun’u kullanıyor). Kitabın sonlarına doğru kahramanımızın kardeşi soruyor: Sen kimi seviyorsun? Kimi sevebilirsin? Hay ağzına sağlık Phoebe! Bu adam/çocuk kimseyi sevemez. 198 sayfa boyunca bir nefreti, önüne gelen herkesi aşağılayan bir karakteri okudum. Her 10 sayfada bir yeni karakter peydah oldu. Bu karakter de muhakkak kahramanımız tarafından aşağılandı ve nefret dolu söylemleri ile bize anlatıldı. Biz de ergen olduk ama 1945 Amerika’sında ki ergenler biraz farklı oluyormuş sanırım.

Hey adamım! Tanrı aşkına! Lanet olsun. Bu romanı hiç beğenmedim, beni anlıyor musun? YKY’nin o güzel sarı kapağı beni oldukça umutlandırmıştı. Ayrıca çavdar tarlasında çocukları aramayın boş yere. “Okuldan atılan bir çocuk Çarşamba’dan önce New York’un caddelerinde eve nasıl geç gider” bunun öyküsü! Ben beğenmedim. Hiç beğenmedim! Sizler okur beğenirsiniz orasını bilemem.

inci, Bu Ülke'yi inceledi.
 18 Mar 17:18

Bu ülke ...Cemil Meriç kendisini
"Kimim ben ? Hayatını ,Türk irfanina adayan munzevi ve mutecessis bir fikir işçisi " olarak tanımlıyor.

Okumayı sürekli ertelediğim ama bir o kadar da merak ettiğim etkinlik vesilesiyle öne çektiğim bir kitaptı Bu ülke .Bu ülke ,yazarın fikir harciyla yogurdugu,sancisini çektiği ,gökyüzünün herkesi kucaklayabilecek genişlikte olduğunun,yaşanabilecek dünyanın nasıl olması gerektiginin yer yer sitemkar,ağır dille,yer yer aşk dolu cagrisidir .


Yazara göre hayat bir bütündür .Bundan dolayı hayatı sayısal verilerle yorumlayan kronolojinin aptalların işi olduğunu belirtiyor .Insanın acilariyla ,düşünceleri ve heyecanlariyla bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor .Bir dönemde "Marksist" çizgide yaşamış ,Nazım Hikmet ve Kerim Sadi ile yakın dost olmuştur. Kendisini ne sağ'da ne de sol 'da herhangi bir taraf olarak kabul etmedigini,sag ve sol kavramlarını;

»»»"Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit. Toplum yapımızla herhangi bir ilgisi olmayan iki yabancı." olarak ifade ederek zıt fikirlere kulakların tikilmamasi ,her düşünceye saygılı olunması gerektiğini belirtiyor .Her düşünen ve düşünceye saldiranlarin memleketi cuzzamlilar ülkesi haline çevirdiğini ,sloganlarla koyun misali güdülüp ,seslerini yükselterek , yığınları körkütük peşlerinden sürükleyip hakikatin sesinin bastirilmaya calisildigini,mankurtlasan suurlarin uyandirilmasi gerektiğine inanıyor .


Adeta içinde degerleriyle ,
aidiyetiyle,diniyle tutuşmuş kocaman bir yangın var yazarın.Ama ne yazıkki gerçek entellektueller ,aydinlar,
uyusturulmus dimaglar hakikatin ortaya çıkmaması için ,kendilerine verilen menfaat ve satafatin buyusunun bozulmaması için yalan ,iftira odunuyla bu yangını koruklemektedir. O ise yalnızlığın ,anlasilamamisligin Fildişi Kulesi'nde, yangının farkında olan ,daha fazla yayilmamasi ve bir an önce sondurulmesi için olağanüstü çaba sarfeden,tavsiyeler ögütleyen kocaman bir deryaya sahip yüreğiyle söndürmeye çalışan adeta bir itfaiye memuru gibi.


Yazar cahillige,
suursuzluga ,otekilestirmeye ,
ırkçılığa ,Avrupa'nin emellerine ,Batı'nin kirli oyununa, gelinmemesi için kitaplara siginmamiz ,kitaplarla ,
düşünce kilavuzlugu yapan içindeki karakterlerle dost olunması gerektiğinin altını çiziyor .Zaten yazar 38 yaşından itibaren gözleri görmeyen ,buna rağmen okuma aşkını kaybetmeyen,devamlı araştıran ,sık sık ansiklopedilere başvuran ,notlar alan ,çeviriler yapan çalışkan bir fikir işçisi .Dönemin toplumsal sancilarini benliğinde hissetmiş ,çözüm yolları için tahliller sunan ,aydınlık fikirleriyle gözleri olduğu halde göremeyen ,kulakları olduğu halde isitemeyen,akılları olduğu halde akledemeyen ,arastirmayan,
kendisine denileni şuursuzca benimseyen,öz beynini bir zahmet calistirmaktan yoksun sarhoş ,uyusturulmus ,paslanmış,
çürümüş ,şerit değiştirmiş zihinlerimize el feneri misali ışık tutan ,karanliklarimiza yol gösteren yılmak bilmeyen okuma aşkına hayranlık duyulacak bir fikir adamı.

Ama bir o kadar dobra ,aykırı , keskin ifadelere sahip ,özgün bir karakter .Fırtınalı tefekkür hayatı o kadar çeşitli ki yazarı layıkıyla anladığımı düşünmüyorum .Yüreği güveçte fokur fokur kaynayan,kabına sığmayan bir dertli misali o kadar dolu ki kelimeler ,cümleler hepsi ayrı derinlikte .Cemil Meriç ,kucağında yaşadığı bu cemiyetin
üvey evladı olarak görür kendisini .Yalnızdır .Hayatının anlamı kitaplardir ."Miskinler Tepesi "olarak gördüğü Fildişi Kulesi'nde kitapların dünyasına sığınarak düşüncenin gokdelenlerini inşa eder.

»»»Kitap bir limandı benim için .Kitaplarla yaşadım .Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden çok sevdim .Kitaplar benim has bahcemdi.Hayat yolculugumun sınır taşları kitaplardı.

Çığlıklarıyla hakikatin sesinin bastirildigi ,hakikatin incindigi ,hakikat ehlinin rencide edildiği,kinin kasirgalastirdigi,
politikanın zihinleri sansurledigi bir zamanda öğrenmek ve öğretmek,suurlari ciceklendirmek için çırpınan fikir atlasidir Cemil Meriç .

Yazar toplum olarak okumadigimizdan ,okumadigimiz gibi nedense her konuda fikir agaligi yapmamizdan,körü körüne bagliligimizdan,kelimeleri amele
nispetle degersizlestirmemizden şikayetçi .Kitaplara
harcadigimiz parayı israf olarak gordugumuzu ama nedense at yarışı ,şans oyunları vs.gibi konularda kitaplara vermekte cimrilik ettiğimiz parayı misliyle hatta iflas edeceğimizi bile bile harcayabiliyoruz .Kitaplari sevene hemen bir etiket yapıştırıp kitap delisi diyoruz .Atları sevene tüm varlığından vazgecercesine sevene at delisi demiyoruz . Yahu arkadaş ,niye bu kadar çok okuyorsun,dünyayı sen mi kurtaracaksin? diye acımasızca eleştirirken ;at sevenlere bir beygirin peşine düşüp ,umudunu beygire baglayanlara bir tek laf etmeme garabiyetini sergileyebiliyoruz .(Lafım ata değil tabiki ,atlar asil varlıklar :))


Yazar kitap okumanın da okumak için okunmamasi gerektiğini belirtiyor .Okuduklarimizi zihinsel bir süzgeçten geçirip tahlil etmemizi ,daha önce okuduklarimizla karsilastirmalar yaparak bu şekilde kitabın ozuyle bulusmamizi,ruhumuzun heykelini inşa etmemizi istiyor .

Cemil Meriç'in bulunduğu döneme,aydinlara da ağır eleştirisi var.Cagdaslasmayi maziden,hakikati haykirmaktan utanilmamasi gerektiği ,fikir kayması yaşayanların mustakbele ulaşamayacağı şeklinde yorumluyor .

»»»Çağdaşlaşmak neden Hristiyan Batı’nın putlarına perestiş olsun? diye açıkça ,sert bir duelloya davet ediyor muhteremleri .Aslında daha yapıcı bir üslup kullanabilirdi.Üslup insafa cagridir. Izm'lerden şikayetçi olan birisi Doğu -Bati diye sert bir üslupla kategorilendirmek yerine öznesi Insan olan ,Insanlık köprüsünün kurulması yönünde daha yumuşak bir dil kullanabilirdi,diye düşünüyorum.Çünkü ,şahsen okur olarak gözüme carpan kullanmış olduğu üslup ,niyeti her ne olursa olsun esas gayeyi golgeleyebiliyor.Hatta bazen yazar hangi düşüncede olduğu ikilemini yaşatıyor size.Bir düşüncesiyle dusuncenizi desteklerken ,farklı yerde aynı düşünceyi curutuyor sanki.Kaldı ki kendisi de önceleri döneminin birçok aydını gibi "Batı Düşüncesi"ni benimsemiş .1960 'li yıllarda yeni bir alem keşfetmiş ,Doğu alemi ...1970 'li yıllarda sığındığı Fildişi Kulesi'nden çıkarken Doğu -Batı hesaplasmasi ile aydın ve entellektüel tanımı değişmiştir .Sinmiş aydının kabuğundan çıkması ,yalan maskesini yirtmasi ,hakikati haykırmasi gerektiğini savunmuştur .


Yazar bu ülkenin bütün irklarini ,tek ırk ,tek kalp ,tek insan haline İslamiyet sayesinde ulasilabileceginin altını çiziyor .

»»» Insanlar ,doğuştan esittirler:kullukta,fanilikte eşitlik.Ama menfi bir eşitlik bu.Sonra iman sayesinde yeni bir eşitlik kazanırlar ,kardeş olurlar .

İslamiyet sayesinde ,Peygamber Efendimizin (sav) dediği gibi üstünlük ölçüsü güzellik,mal,mulkte değil .Üstünlük sadece kulluktadir.Kimimize göre yan yana gelmesi imkansız gibi görünen İslamiyet ve Demokrasi kavramını birlikte degerlendirmistir .İslamiyet'in Batının gerçekleştirmeye çalıştığı eşitliği çoktan fethettigini,fikir hurriyetini bir ikaz ve irsat vasıtası olarak kabul ettiğini ,demokrasinin İslamiyet'in ta kendisi olduğunu savunmuştur.


Kitap ,Mahmut Ali Meriç 'in "Entellektüel Bir Otobiyografi" başlıklı yazısı ile başlıyor .Sihami Kaza (Kaderin okları),Biz ve Onlar ,Munzevi yıldızlar ,Fildişi Kuleden ,Baki kalan ,Kanaviçe,
Basinda çıkan seçme yazılarla son buluyor .Yazarın Kemal Tahir,Balzac,Ibni Haldun,Scott,Camoens vs. gibi aydinlarla alakalı ovguleri ve yergileri de mevcut .


Iletişim yayınlarından okudum kitabı .Alışkın değilseniz ilk etapta dili ağır gelebilir size.Kitabın bazı bölümlerinde geçen sözlerini ,cümlelerini anlamakta zorlanabilirsiniz.Hangi bir psikolojide ne hikmetle söylediği kafamda soru işareti oluşturdu .Anlam veremedim açıkçası . Ama genel çerçevede düşünüp değerlendirmeye çalıştım .


Yazar'in çok sevdiğim bir sözü var ,paylaşmadan gecemeyecegim.
"Ruhumuzun mahzenlerinde bizden habersiz yaşayan bir alay misafir var " nasıl etkiledi bu söz beni .Hepimizin görünen Ben'inin ardında ,duyguları,acıları,hayalleri ile gizlediği ,misafir ettiği bir "Ben" daha saklı yüreğinin mahzeninde. Insan öncelikle kendisini tanimali.Hadisi Şerif'te belirtildiği gibi,kitapta da geçiyor hatta."Kendisini tanıyan ,Rabbini tanır ."Sonsuz karşısında
bir noktasin sen.Erimisliginle,
dagilmisliginla sadece bir nokta.Bir gün bu sahneden herkes gibi senin aciz varlığın da unutulup gidecek .
Gökteki Ay'in yeryüzüne yansıyan akisleri misali ne derece ayna olabiliyoruz Rabbimiz'e.Hikmetle bakabilen basiret her bünyeye sunulan bir rahmet .Rabbim eşyanın hakikatini bizlere göstersin İnş.

Etkinliği düzenleyen arkadaşlar
Sylphrena ve Kasım 'a çok teşekkür ederim.


Keyifli okumalar ...