• ''Size verebileceğim güzel kitaplarım var.''
    Maksim Gorki
    Can Yayınları
  • Bir sigara bir kahve ve bir ben mutlu olmam için yeterli olan. Ha bir de içinde kendimi bulduğum kitaplarım...
  • Ben ölürsem ölürüm bir şey değil;
    Ne olursa garip eşyama olur.
    Bir hayır sahibi çıkar mı dersin,
    Mektuplarımı iade edecek?
    Ya kitaplarım ya şiir defterim?
    Yanarım bakkal eline düşerse.
  • "Tanıştığın her insan,
    Gittiğin her yer,
    İzlediğin her film,
    Okuduğun her kitap,
    Yaşadığın her şey
    Seni daha iyi biri yapar. Yaşadıklarını sev." Ben seviyorum. Sevmeye de en büyük hazinelerimden başlıyorum.
    Ailem başta olmak üzere, yeri doldurulamaz birbirinden kıymetli insanlar biriktiriyorum. En büyük hazinem de onlar. Onlardan sonraki en büyük hazinem ise kitaplarım. Mezuniyetimde hayatımdaki insanların katkıları olduğu kadar kitaplarımın da katkıları var. Bakmayın siz mühendislik ile edebiyat ne alaka diyenlere. Edebiyat hayatın kendisidir. Diploma sizi bilgi sahibi yapabilir belki (ki diplomayı elinde tutmanın tek yolunun öğrenmek olmadığını görmüş bulunuyoruz) ama iyi bir insan yapmaz. İyi insan olmak hayatı algılayış biçimimizle, hayata bakışımızla ölçülür. Tanışalım, insanları tanımaktan korkmayalım; gezelim, seyahatlerin önündeki en büyük engel kapı eşiğidir; izleyelim, sadece bakmayalım, görelim; okuyalım, neyi seviyorsak onunla başlayalım okumaya, bir gün aslında hayatı okuduğumuzu elbette fark edeceğiz; yaşayalım, doyasıya, ne varsa hayata dair dibine kadar yaşayalım ve sevelim. En çok da sevelim. Her şeyi sevelim. Bizi biz yapan ne varsa kucaklayalım, benzerliklerimizi olduğu kadar farklılıklarımızı da; başarılarımızı olduğu kadar başarısızlıklarımızı da; mutluluklarımızı olduğu kadar mutsuzluklarımızı da sevelim. Bunu hak ediyoruz.
  • Başkomser Nevzat, Komiser Ali, Kriminolog Zeynep, Evgenia... Bu karakterler artık o kadar yakın ki bana. Bu sanırım okuduğum dördüncü Ahmet Ümit romanı ve bütün kitaplarını okumak gibi bir isteğim var. Bu kitabı okuduğum için hem çok mutlu hem de üzgünüm çünkü bitince gerçekten boşlukta hissettim. Üç dört kitapta bir Başkomser Nevzat ile cinayet çözme isteği uyanıyor içimde. O yüzden hepsini arka arakaya okumasam da hazırda Ahmet Ümit kitaplarım bekliyor rafta.

    Kitap okuduğum diğer romanları arasından beni en çok etkileyen kitaptı. Sanırım konunun hassasiyetinden dolayı. Maalesef şu dönemin en büyük sorunu, çocuk tacizleri. Hepimizin sorunu ve bu yüzden fazla önemli, okurken fazla içine çeken bir kitap.

    Konuya biraz daha değinecek olursam tabii başlangıç İstanbul'da işlenen cinayet vakasının Nevzat Başkomser ve ekibine düşüyor olması ile oluyor. Ekip hem Körebe lakaplı bir seri katili bulmaya çalışıyor hem de Suriyeli sığınmacılar ile ilgili konularla uğraşıyor. Başta iki konunun birbirinden farklı gitmesi "Ne oluyor burada?" dedirtiyor insana. Fakat iki konu da ilerleyen sayfalarda birbiriyle önemli bir noktada kesişiyor. Hassasiyetin hat safhada olduğu bir kitap gerçekten. Etkilenmemek elde değil.

    Körebenin kim olduğu, neden cinayetler zinciri oluşturduğu, öldürdüğü kişileri neye göre seçtiği sorabileceğiniz en önemli sorulardan. Kitabın olayı burada ve okudukça bırakamayacağınız bir kurguya sahip. Şahsen iki saat okuyup ara vermek istesem bile elimden bırakamadım. Özellikle kitabı anlayıp ilk yarıyı geçtiğinizde ve olaylar yavaş yavaş anlam kazanmaya, çözülmeye başladıktan sonra asla bırakamayacaksınız.

    Ahmet Ümit'i ilk romanını okuduğum günden beri hep sevmişimdir. Kırlangıç Çığlığı adına demek istediklerim de açık. Konu hepimizi, tüm Türkiye'yi, tüm dünyayı ilgilendiren bir konu. Defalarca söyledim yine söyleyeceğim; çok hassas bir konu. Özellikle kitabı okuduktan, o karakterleri gördükten, tanıdıktan sonra gerçekten daha iyi anladım. Ve böylesine hassas bir konuyu bu kadar cesurca ve açıkça yazabilmek gerçekten saygı duyulası bir hareket.

    Etrafta, haberlerde, sosyal medyada görüyoruz, duyuyoruz. Ne kadar acı bir durum olduğu ortada, az çok empati yapsak bile tam olarak anlayamıyoruz bunu fark ettim. Özellikle kitabı bitirdikten sonra daldım öyle uzaklara. Utandım sanırım tüm insanlık adına. Daha iyi gördüm bir şeyleri sanki. Daha çok farkına vardım.

    Kriminolog Zeynep ile o kadar aynı düşünüyoruz ki her Ahmet Ümit romanında onu ekstra hayranlıkla okuyorum. Ablam gibi sanki. Komiser Ali'nin daha çabuk yenik düştüğü öfkesi ve Zeynep'in mantıklı ve soğukkanlı tavırlarıyla onu dengeliyor olması, onların olaylar üzerinde tartışmalarını okumak çok zevkli. İki farklı bakış açısını görmek, çok güzel.

    Asıl olay ise tabii bu konuda yapılması gereken şeyler. Kesinlikle kitaptaki bazı karakterler gibi artık her şeyi salıp umutsuzca bu ve tüm kötülüklerin sonsuz olduğuna inanmıyorum. Tartışılır bir konu fakat mutlaka bir umut vardır mutlaka. Çocuklar her şeydir ya. Her şey. Bu iş sadece eğitim işi değil. Oturtup öğretilerek bitmez, hayatın içindeyken iyi yetişmesi lazım insanın, ufak detaylar çok önemli. Bir şeylerin farkına vardığımdan ve kendi fikirlerimi oluşturduğumdan beri savunduğum tek ve asla değişmeyecek şey çocuk yetiştirmenin son derece önemli olduğudur. Son derece önemli. Çünkü kitapta da yine Zeynep'in dediği gibi taciz ve diğer tüm kötülükleri yapan insanlar da bir zaman çocuktu. Gerçekten farkında, eğitimli, bilinçli bir insan yetiştirmek önemli bir şey. Uzadıkça uzayacak bir konu ve bu incelemede fazla uzatmak istemiyorum, konuyu Başkomser Nevzat'ın da Komiser Ali ve Kriminolog Zeynep'in tartışması üzerine dediği gibi: " Tacizcileri tek tek kapatarak bu meseleyi çözemeyiz, tıpkı katilleri tek tek yakalayıp hapse atarak cinayetleri engelleyemediğmiz gibi."

    Bu kitap kesinlikle okunması gereken bir kitap. Herkesin okuması lazım. Ve sadece bir polisiye olarak bakılmaması lazım. Çok şey öğreten, çok şeyin farkına vardıran, çok değerli bir kitap.

    Teşekkürler,
    Ahmet Ümit.
  • Evinizde çocuklar, kitaplığın karşısında dizilmiş oturuyorlar, karşınızda kitaplık çocukların elinde kitaplar, birbirlerine okuyorlar, birbirleriyle şakalaşıyorlar, o çocuk aklından geçiriyor, benim de bir kitaplığım olsa, benim de kitaplarım olsa diyor, anne bana niye almıyorsunuz diyor, bizde niye yok diyor ?
  • #kitapyorum
    #Fahrenheit451

    Son zamanların en çok konuşulan kitaplarından...
    Kitap, televizyonun hayatımıza etkisini ve kitap okumanın, tüm insanlığı ilgilendiren meseleler üzerinde düşünmenin insan hayatinda nasıl bir fark yarattığını etkileyici bir bicimde anlatmış, konusu hakkında fazla bilgi vermeden şunu söyleyebilmek mümkün: Kitap konu olarak da anlarım tarzı olarak da çok farklı özelliklere sahip bir kitap, herkes okumalı. Kitaplığımdaki kitaplarım artık benim için çok daha değerli ve anlamlı.