Mine Arapoğlu, Beyaz Gemi'yi inceledi.
 15 saat önce · Kitabı okudu · 6 günde · 10/10 puan

Kitabı okuduğum vakit aklıma gelen türkülerden birinin cümlesi ile başlıyorum incelemeye, belki de inceleme başlığı gibi okumalısınız:

"Sevgiye mezar kazıldı."

Cengiz Aytmatov, Beyaz Gemi ile ilgili yazdığı yazıda şunu söylüyor: "Doğru sanat, insanı derin düşüncelere de sürüklemeli, insanı sarsmalı, insanda acıma duygusu uyandırmalı, kötülüğü protesto etmeli, insanı üzmelidir." Belki de en çok bu yüzden seviyorum Aytmatov eserlerini, günlük hayattan küçük detayları bulup onu öyle güzel, öyle derin işleyip bizlere sunuyor ki okurken nasıl bu kadar bizi dünya ile karşı karşıya getirdiğine şaşırıyorum.

Kitabın konusuna dair hiçbir bilgim olmadan buradaki Aytmatov etkinliğini görüp de okumaya başladığım Beyaz Gemi, beni çok derinden etkileyen içli bir türkü gibiydi. Kitaptaki imgeler o kadar ince işlenmişti ki ne gereksiz bir bölüm ne de gereksiz bir karakter vardı. Evet, tüm karakterler aslında arkasında olan bir başka gerçeği temsil etmek adına yerleştirilmiş kitaba:Çocuk, Mümin Dede, Orozkul, Bekey, Nine, Seydahmet, Gülcemal, Kulubeg...
Hatta eşyaların bile birer kahraman olduğunu görüyorsunuz kitapta çocuk okul çantasına: "Biliyor musun, ben dürbünle de konuşurum. Şimdi üç kişi olduk: Ben, sen ve dürbün." şu cümlenin içindeki gizli hüzün gözlerimin dolmasına neden oluyor. Küçücük üç haneli bir köyün yalnızlığında büyümeye çalışan çocuğun kendisine oluşturduğu masallarla dolu tertemiz yaşantısı kitapta okuyacaklarınız. "Ah hep yaz olsa" hülyaları kuran çocuk saflığının insanlığın kış mevsimi ile tanışmasını anlatıyor benim için kitap.

Bir maralın boynuzuna oturmuş da beyaz gemiyi seyreden çocuğun bulunduğu kapak bile aslında çok şey anlatıyor kitaba dair, size içimdekileri ağız dolusu anlatmak, yazmak isterdim ama sonunu söylemekten, hikâyenin büyüsünü bozmaktan korkuyorum sevgili okur.

Derin bir hissiyatla ama duru da bir akılla okuman gerek kitabı çünkü bu kitap tam anlamıyla kalemin kılıçtan keskin olduğunu ispat eden kitaplardan biri. "İyiliğe kötülükle karşılık veren"lere, insanları köleleştirenlere bir başkaldırı!

Kalbimde de zihnimde de kitaplığımda da en özel kitaplarım arasında olacak olan bu kısacık ama yoğun anlatımlı kitabın yorumunu son bir teselli alıntısı ile noktalıyorum: "İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça hak ve doğruluk denen şey de varolacaktır."

Yaşımız kaç olursa olsun çocuk vicdanımızın ışığıyla hak ve doğruluktan ayrılmamak duasıyla...

Azra Tuba Demir, bir alıntı ekledi.
23 May 04:25 · Kitabı okuyor

Fakat vâhaları olan bir çöl bu ve göğü yıldızlarla dolu: çocuklarım, kitaplarım...

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 41 - İletişim Yayınları)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 41 - İletişim Yayınları)
Batuhan Yakalı, Avcı'ı inceledi.
21 May 16:10 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Güzel bir sonla biten bu seri uzun bir süre boyunca benim en sevdiğim kitaplarım arasındaki kütüphanemde ki en baş yerde kalmayı başarmıştır. Son kısmını bazen yeri gelir tekrar tekrar okuduğumu bilirim

Dervişmisali, bir alıntı ekledi.
21 May 13:11

Haklı, çalmazlar.:)
"Gidelim" dedi, "fakat kitaplarım?"
"Adam sen de... Aşağıdaki köprünün ayağındaki çalıların arasına saklarız, dönüşte alırız."
"Ya çalarlarsa?"
"İki sene orada dursa kimse almaz. Kitap bu! Kitap ne işe yarar?"

Efruz Bey, Ömer SeyfettinEfruz Bey, Ömer Seyfettin

Böyle sessiz bir ev bahçeli olandan,birde raflara sıgmayan kitaplarım olsun.Gerisi sizin olsun