İtaat, saygının aksine, sağlıksız bir durumdur. Saygı, karşımızdaki kişinin istediğini hissetme, istediğini sevme ve sevememe, dilediğini düşünme ve düşünmeme hakkına saygı duymayı içerir.
Saygı sözcüğü malesef çok kez yanlış kullanılıyor. Bu sözcüğü her duyduğumuzda yeniden düşünelim. Çünkü karşılıklı olmayan bir şeye " saygı" adını veremeyiz.
Eğer ben üzülüyor, öfkeleniyor, korkuyor, herhangi bir şeyden rahatsız ya da şikayetçi oluyorsam ve bu hissimi ifade etme hakkıma saygı duyulmuyorsa, orada bir sorun vardır. Çünkü hislerim, bana kendimle ilgili bir şeyleri söylemek için oradadırlar. Hislerimi tanıyamazsam, kendimi de tanıyamam .
Nihan Kaya'nın hem çocuklar hem yetişkinler için yazdığını belirttiği İyi Aile Yoktur ile başlayan serisinin ilk kitabı.
Öncelikle benim hem yetişkin yanımın hem de çocuk yanımın çok iyi anladığı, kendinden parçalar bulduğu bazı bölümlerde " evet evet tam olarak öyle hissettim" dedirten bir okuma oldu.
Kitabın içeriğine gelirsek, bir çok kısa ama anlamlı çocuk haklarına değinen, hatta yetişkin içindeki çocuğun da haklarına vurgu yapan bir kitap.
Yetiştiğim toplumda çocuk olarak haklarım olduğunu düşünerek büyümedim. Benim gibi hisseden kişilerin olduğuna da eminim. Toplumumuz genelde büyüğe saygı noktasında çocuğun haklarını görmezden gelen bir düşünce yapısına sahip. Saygının karşılıklı olmasının önemi olmadığı, sadece büyük oldukları ve ailemiz dediği için saygı duyuşlarımız, itaat edişlerimiz, kendimizi değerli görmekten uzak oluşumuz, yemek konusunda bile seçim yapamayaşımız....
Ben Çocuğum bölümü ile başlayan bölümde bunun ilk vurgusu yapılıyor. "Ben hiç kimseye borçlu doğmadım." Gerçekten öyle mi? Ben hiç böyle hissetmedim, hep bana yapılan fedakarlıklar için borçlu hissettirildim. Bu aileminde kendi ailesinde gördüğü dinamikleri bilinçsizce devam ettirmesiydi. İlerledikçe çocuk/insan olarak "taciz"' e değiniliyor. Özellikle duygusal anlamda tacize dur demek konusunda yetersiziz. Ben de yazar gibi aramasını istemediğim kişi aradığında kendimde sorun buldum ama hislerimiz gerçek yanlış değil, istemiyorsak istememe hakkımızın farkında olmalıyız.
Kitabın içerisinde çocukluk anılarıma daldım. "Defne Bamya Yemek İstemiyor" bölümünde yazar, biri bize yemek verdi diye yemek zorunda olmadığımızı ne kadar anlaşılır anlatmış.. Peki bunu anlıyor muyuz ? Hala çocukların yemesi gereken miktar kendi kafamızdaki ölçüden ibaret, onun isteği doğrultusunda değil, bu da