Şuurlu bir mümine düşen şey, karşılaştığı iyi-güzel durumların kalıcı olmayabileceğinin farkında olmak, elindeki nimetler sebebiyle şımarmaksızın Rabbine hamd etmektir. Karşılaştığı sıkıntılı durumlarda da bu durumun geçmesi için sabır ve namaz ile Rabbinden yardım dilemek, her zorlukla birlikte bir kolaylığın olduğunu, Allah’ın kendisine karşı gelmekten sakınan kullar için mutlaka kapılar açacağını düşünerek teselli bulmasıdır.
Dünyada bir imtihan olduğunun farkında olan, Rabbine itimat eden olgun mümin böyle durumları sabır ve metanetle karşılıyor. Biz Allah’a aitiz, sonunda yine O’na döneceğiz diyor. O, şimdi zorluklarla sınandı diye geçmişteki nimet dolu günlerine nankörlük etmiyor: Geçmişte Rabbim nice nimetler vermişti onlara şükür diye düşünüyor. O, bugün zorunlular içinde geleceğe de karamsar bakmıyor.
Kendisinin ölümlü olduğunu düşünen bir kimse ölümün her an gelebileceğini hesaba katar. Günahları için tövbe etmeyi ertelemez, ibadetlerini sonraya bırakmaz, hayırlı işleri yapmayı bir takım bahanelerle geciktirmez.
Rızkının Allah tarafından garanti edildiğine inanan ve bunu hayatına yansıtmaya gayret eden bir kimse o rızkı helal yoldan elde etmek için gayret gösterir ancak rızık endişesi taşımaz.