Fıkıh âlimleri şunu belirtmişlerdir: Bir münkerin reddedilip karşı çıkılması daha büyük bir münkerin ortaya çıkmasına neden olacaksa, o zaman reddedilip karşı çıkılması caiz değildir. Bu konudaki temel esas, şu ayettir:
"Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler..." (En'âm, 108)
Keferenin ahlaka ve namusa yönelik ahlaksızlık savaşına ise ümmetin evlatlarını daha fazla korumak, eğitmek ve hisbe çalışmasında (marufu emredip münkeri yasaklamada) bulunmak, davet ve medya araçlarının hepsini kullanmak, bu tür kampanyalara karşı uyarıcı nitelikte eğitici konferanslar düzenlemek, fertleri ve aileleri İslam ahlakına göre yetiştirmek, küffarın şeriata, akla ve fıtrata aykırı ahlakına karşı nefret uyandırmak, eğitimde Allah için nasihatte bulunacak manevi bir nasihatçinin kalplerde oluşmasına, Allah'a tazim gösterilmesine ve haşyet duyulmasına yoğunlaşmak yoluyla karşı konulacaktır.
Evet, reel durumu, ümmetin düşmanlarının hakiki durumunu ve hedeflerini iyice kavrayan Müslüman için hiç bir seçenek yoktur! Rahat bir şekilde, huzurlu ve yayılmış vaziyette yerinde oturamaz! Allah'ın kefere düşmanlarına karşı cihad etmek her bir Müslümana -gücü, takati ve ilmi yettiği oranda- farz-ı ayn halini almıştır artık.