Merhaba sizlere bugün bir kaç gün önce bitirmiş olduğum kitabım Bülbülün Kırk Şarkısı ile geldim.
Bütün bir alem bir gülü bekledi, bir gül için nice güller derlendi ve sonunda alemlere rahmet olan en güzel gül dünyaya geldi, bülbülün büyük bir heyecanla özlemle, hasretle beklediği gül.
İskender pala'nın muhteşem bir anlatımı ile kaleme aldığı eser Hz. Muhammed(sav)'in doğmadan öncesinden başlayarak doğumu, cocukluğu, gençliği peygamberliği ve vefatına kadar olan süre öyle güzel işlenmişki kitabın satırlarına insan elinden bırakmak istemiyor. Bir hayatın, koca bir sevrin bir ahlakın hikayesi aslında. İskender palanın kalemi güçlüdür anlaşılması biraz güçtür lakin bu kitabı Efendimizin nadide ruhu gibi yumuşacık su gibi akıp gidiyor okurken. Bu serüvende İskender pala bülbül oluyor ve şarkılarını öyle güzel anlatıyor ki, imrenmedim diyemiyor insan. Bülbül ah bülbül hz. İbrahime arkadaş olup en güzel gülü bekleyen bülbül. Susmasaydı dedim hiç susmasa nasıl bir sondur o can evimden vurdu, ağlattı beni. Uzun uzun anlatmayacağım konu nasıl nerede başladı. Çünkü başı sonu olmayan nadide İskender Pala kitaplarından bir tanesi. Ama diğerleriyle fark var tabiki. Bu sefer ki daha üstün daha ihtişamlı İskender Pala nasıl ayrılıyorsa diğer yazarlardan, bu kitabı da konusu itibariyle yazarın diğer kitaplarından ayrılıyor.
HZ. MUHAMMED s.a.v. Eser, konu saptırılmadan ve ince ayrıntılar atlanmadan kaleme alınmış. Titiz bir araştırmayla yazıldığı her sayfada buram buram kokuyor. Özellikle dipnotlar ayrı bir teşekkürü hak ediyor. Son 100 sayfayı resmen bitmesin diye yudumlayarak okudum diyebilirim. Ama kaçınılmaz son. Mutlaka okunulası bir kitap; İslamı şu an yaşanılandan veya yaşamaya çalışanlardan anlama gayretini boşa çıkaracağını düşündüğüm ki ayrıntılar atlanmazsa kafalardaki