"Burada olduğunuza ne kadar sevindiğimi anlatamam." dedi tanrıça. "Savaş yaklaşıyor. Kan dökülmesi kaçınılmaz. Yapacak tek bir şey var."
"Hımm... Neymiş o?" diye sordu Annabeth.
"Ne olacak, çay içip sohbet edeceğiz tabii ki. Benimle gelin."
"Birisi bana şarapçı herif mi dedi?" diye sordu hafif peltek bir konuşmayla. "Bana Baküs diye hitap edin lütfen. Ya da Bay Baküs. Lord Baküs de olabilir. Hatta bana Amantanrılarımlütfenbeniöldürmeyin Lord Baküs de deseniz olur."
Narkissos yayını kapıp tozlu ok kılıfından bir ok çıkardı. "O bronzu ilk kim ele geçirirse onu neredeyse kendim kadar seveceğim. Hatta kendi aksimi öptükten sonra onu öpebilirim!"