Cuma ŞAHİN

Erzurumlularla birlikte ızdıraplı ve sevinçli nice günler yaşamıştım. Türk istiklalinin ve hatta mevcudiyetinin kurtu­ luş temelini burada birlikte kurmuştuk.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dini olduğu gibi bırakmalı ve hükümet, ne buna tesir yapmalı ve ne de tesiri altında kalmalıdır! Biz milli istiklalimiz gibi, milli hürriyetimizi de en mukaddes gaye tanımalıyız ve bunun zevkini bütün millete tattırmalıyız.
Peki amma ne olmak istiyorsunuz?, dedim. Hıristiyan mı, dinsiz mi? Hiçbirine imkan olmamakla da, hem tehlikeli hem de geridir!
Siz ki millete karşı bizi bu hale getiren sebebin istibdat olduğunu, zaferden sonra milletin tamamıyla iradesine sahip olarak yürüyeceğini millet kürsüsünden dahi defalarca hay­kırdınız. Millet Meclisi'ni tekbirler, salatlar arasında açtınız! İs­lamlığın en yüksek bir din olduğunu hutbelerle de ilan etti­niz! Hepimizde aynı iman ve kanaatle, aynı yoldan yürüdük! Şimdi ne yüzle ve ne hakla bir kanlı maceraya atılacağız?
Fethi Bey; bu bayağı fikri şiddetle reddederim. Geri kalmaklığımıza amil olan şey, bir değildir. Fütuhatçılık, tem­sil kudreti göstermernek Avrupa'nın ilim ve fen cephesiyle temassızlık, idarede istibdat gibi mühim sebeplerdir.