Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirrnek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz! Bu suretle kalkınma kolay ve çabuk olur.
Diğer taraftan da Ankara'da yeni bir hava esmeye başladı. "İslamlık terakkiye mani imiş. " Halk fırkası la-dini ve la-ahlaki olmalı imiş! Macarlar ve Bulgarlar gibi ufak milletler bizim gibi, Almanya tarafında bulanarak mağlup oldukları halde, istiklallerini muhafaza ediyorlarmış. Medeniyete girmişlermiş. Türkiye, İslam kaldıkça, Avrupa ve hele İngiltere müstemlekelerinin çoğunun halkı İslam olduğundan, bize düşman kalacaklarmışı Sulh yapmayacaklarmış! ..
Tehlike büyüktü; İstiklal Harbi'nin fedakar ve feragatli arkadaşlarıyla Gazi'nin arasına her gün yeni, yeni insanlar giriyor ve yerleşiyordu. Ve artık İstiklal Harbi'ndeki gibi fikir sahipleriyle iş birliğinden ziyade, mutavaat ve alkışa hazır bir zümreye rolleri verilmeye hazırlık var gibi görünüyordu.
İstiklal Harbi nasıl başladı, nasıl bir seyir takip etti. Bu günkü durum nedir? İstikbal için planımız ne olmalıdır? Artık kimseyi igilendirmiyordu. Biricik düşünce, Gazi'nin teveccühünü kazanmak ve mebus olmak ve memleketin nimetlerinden istifade edebilmek idi. İstiklal Harbi'nin neticesini görünceye kadar, İstanbul hükümetinin ve padişahın dalkavukluğunu yapanlar bile günahlarını affettirebiliyorlar ve yeni devlet kuruluşunun ön saflarında yer alabiliyorlardı.