Kitabı çok beğendim. Jude'un travmalarını okudukça ve buna benzer olayların gerçek hayatta da olduğunu düşününce içim çok büyük acıdı. Çocukluk travmaları ilişkileri, tercihleri, duyguları, kararları en önemlisi yaşama sevincimizi nasıl etkileyebilir? Bu sorunun cevabını bu kitapta iliklerime kadar hissettim. Jude'un başına gelenleri Hanya yanagıhara'nın duyguları yansıtmadaki kabiliyeti harika. Arkadaşlık nasıl olmalı, aşk nasıl olmalı, aile nasıl olmadı? Willem gibi...
Ben kitabı bitirince arkadaşlığımı sorguladım, aşkımı sorguladım, anneliğimi sorguladım. "Ben kimseye Willem oldummu? "diye düşünüyorum. Olsamıydım.
Bir süre bunu düşüneceğim.
İyi okumalar...
Ailesiyle İsveççe konuşurdu ve çok yıllar sonra, çalıştığı İsveçli bir yönetmen İsveççe konuşmaya başladığında sesinin duygusuzlaştığına dikkat çektiğinde anlamıştı, ailesiyle konuşurken onlarınkine karşılık duygusuz ve kunt bir tavra bürünmeyi istemsizce öğrendiğini.