Toplumdan hayâ soyutlanırsa iman da soyutlanmış demektir. İmanın olmadığı bir toplum, içsel dinamiklerini kaybederek zamanla yozlaşacak ve bir süre sonra insan çöplüğüne dönüşecektir.
O kendini sade bir kul ve sadece bir kul olarak görmüştür. Bu yüzden hasır üzerinde yatmayı ve birkaç hurma ile hayatını idame etmeyi bırakmamıştır. Kendisine sunulan her türlü konfor teklifini düşünmeden reddetmiş ve kuru et yiyen bir kadının oğlu olmayı, atlas libaslar içinde yaşayan bir kral olmaya tercih etmiştir. Çünkü, ‘Gerçek hayat, ancak ahiret hayatıdır.’