• Kültür endüstrisi küresel kültürün sektörlerini içerir ve matbuat, görsel basılı sosyal medya, internet yayıncılığı,blogerlik, televizyon-radyo -sinema, müzik, reklam,her tür tasarım,turizm, gastronomi, mimarlık, yazılım ve oyun sektörlerini kasteder.

    Festivaller,fuarlar,büyük yayıncılık tamamıyla küresel şirketlerin Türkiye'deki distribütörleri vasıtasıyla organize edilir:Bankalar bu açıdan öndedir.

    “Türkiye'deki köklü-büyük bankaların, İstanbul büyük burjavasının hemen tamamı cazdan, filme, kitaptan mimarlığa,galerilere kadar pek çok sektöre yatırım yapar.

    Holdingler medya sektörüne girer, gerekli spekülasyonu yaptıktan, karşılığında küresel ekonomiden payını aldıktan sonra sırasını savar yeni patronlara devrederler.

    Gezi olaylarında, HDP desteğinde olduğu gibi kültür endüstrisi Türkiye'deki seküler çevreleri, sosyalistleri domine edip üç kuruşa siyasallaştırdıktan, romantik ürünler verdikten sonra bir başka dezenformasyonla ülke kaynaklarına "çökme" imkanlari arastirir.

    Kültürel iktidar tartışmasında “ürün odaklı” eleştiri getiren sosyalistler küresel kültür piyasasının ne kadarla döndüğünden pek de haberdar değildir esasında. Küresel kültür sanat pazarı kabaca yıllık 70 milyar dolara yakın hacim ihtiva eder;bunun neredeyse yarısını ABD, geri kalanın yüzde 40'ını da Çin ve İngiltere sahiplenir.

    Esas olanın üründen çok reklam-dağıtım sergileme üçgeninde döndüğünü en iyi tekelleşen sosyalist seküler kesim bilir, uygular. Kendilerinden başka yayını raflarında, ürünlerinde görünmesine müsaade etmeyen, yüksek teknolojili ve yüksek butçeli reklamlarla, dağıtımla her dükkâna girebilen kültür endüstrisi ürünleri elbette talep görür.Çünkü kitapçılarında okurun satın alacağı kitapları belirlerler, vitrine koyarlar trend topic yaparlar, en sıradan seküler orta sınıf, yeni yetme burjuva tarzı, stil, roman, kurgu, hayat alternatifleri sunup, "baskaları bunu okuyor” modasını geliştirirler.

    Kültür endüstrisi kitle kültürü ve popülerlikle piyasa ve tüketim mantığını birleştiren ürünler ortaya koyar. Kültürel iktidarı ürüne bağlayanlar biraz da bu “sürü" zihniyetini,best-sellerden trendlere kaydırarak pazar mantığında işletir.

    Ürün kategorisindeki filmler, kitaplar ortalamanın altındaki seviyeyle ilgilidir, yoksa baleye, operaya, klasik muzik konserine, tiyatroya, festivallere katılımın düşüklüğünden kendileride yakınır.

    Recep İvedik üreten ve dağıtan sermaye buradan kazandığıyla caz festivali düzenler, tiyatro, opera, bale desteklerine aktarır. Yani kaliteli-üst düzey kültür ürünü diye tasvir edilen formlar aslında lümpenleri çeken ürünlerden kazanılan paraya muhtaçtır. Zira kültür endüstrisi üretim ve dağıtım aşamasında seküler dar çevreyi korurken kitlenin taleplerine göre her türlü popülizmi yapar, kolanın satışı ve her eve girmesidir esas olan o nedenle Ramazan'da satışlar her zamankinden çok olur;reklamda dini öğeleri kullanmaktan, yerel kültür simgelerine yer vermekten kaçınılmaz. Çünkü kültür endüstrisi sadece kâr değil “hegemonya” da kurmak ister.

    Türkiye'de ürün merkezli kültür algısını anlamak için televizyonlara bakmakta fayda var; kültürel iktidarı ürüne bağlayan sosyalistler kültür algısının bizde eğlence ile birlikte anıldığını, televizyonda vakit geçirmenin en büyük etkinlik halini
    aldığını gözlerden kaçırmak ister.

    Elbette bilgisayar oyunlarından, yazılımlara kadar pek çok sektör kültür endüstrisi ürünleri arasına girer. “Ekran” karşısında film, maç, belgesel izlemekle futbol oynamak, konsol kültürü edinmek kültür endüstrisi için aynıdır.

    Ercan Yıldırım - Türkiye'nin Yeni Kultürü,syf.21-22











  • “Kontrbas ne anlatabilir acaba?” diye düşündüm. Merak ettim orkestraların devasa çalgısı olan Kontrbas ile ilgili bir insan evladı be anlatabilir? Kısa bir kitap evet ama verdiği şey çok fazla. Mesela klasik müzik bilginize yaptığı katkılar inanılmaz. Mesela yıllardır severek dinlediğim Schubert’in 8. Senfonisi’nin girişinin Kontrbas ile başladığını farketmeme vesile oldu. Orkestrada çektikleri sıkıntılardan tutun, ses yalıtımlı evinden komşuları rahatsız edebildiğini göstermesine kadar... Her şey çılgınca ve sohbet ortamında içtenlikle anlatılmış. Orkestrada Kontrbasçıya fazla ilgi olmadığını anlattığı yerlerde üzüldüm. Bundan sonra Kontrbasların karşısına geçip öncelikle onları alkışlayacağım. Tek kelimeyle efsane.
  • "18. yy. osmanlı klasik müziğinin en büyük müzisyenidir.

    yaşadığı çağ her ne kadar tarih bilimi açısından osmanlının duraklama ve gerileme dönemi diye anılsa da kültürel olarak imparatorluğun imparatorluk olduğu çağdır. osmanlının klasik çağıdır. müzik, edebiyat ve mimaride olgunluk dönemidir. ruh olarak da yükselme dönemindeki savaşçı, yani yıkıcı ruh gitmiş yerine ateşi sönmüş, durağan ve yapıcı bir ruh gelmiştir. kantemiroğlunun eserleri ne kendinden öncekiler gibi halk müziğinin fazla etkisindedir ne de kendinden sonrakiler gibi sadece yüksek zümreye hitap eden sıkıcı bir müziktir. müziğinde imparatorluğun bütün ihtişamı vardır. her notası imparatorluğun farklı bir köşesinden gelmiştir. ne arap ne acem ne türk ne de batı ağırlıklıdır. hiçbir yere tam olarak oturtulamaz ama hepsidir. erken dönem osmanlı müziği gibi tek bir duygunun müziği değildir. ne sevinç ne de hüzün ağırlıklıdır. aynı bir imparatorun yüzünden duygularını okuyamayacağınız gibi.

    ama kesinlikle hüzünlü değildir, kimi zaman melankoliktir, asla sevinçli değildir, çoşkuludur. basit ritm ve makam oyunlarına yer vermez, belli bazı mezurları güzel değil eserin tamamı güzeldir. her ayrıntısı bütünün ahengine hizmet eden mükemmel parçalardır. bütün bu parçaların birleşimiyle gümbür gümbür bir müziktir son dönem osmanlı müziği gibi mıy mıy değildir.

    çoşkun, mağrur, egzotik ve parıltılı bir ihşama sahiptir. sanat müziğini osmanlı müziği sanan dimağlara acilen dinletilmelidir. sanat müziği zaten isim olarak bile saçmayken ihtiva ettiği müzik asla osmanlı müziği değildir. o son dönem osmanlı ve erken cumhuriyet müziğidir. gerçek osmanlı müziği biraz 16, 17, ve 18. yy.dır. 19. yy.ın ilk yarısı da dahil edilebilir ama ikinci yarısı tanburi cemil beyi çıkarırsak can çekişen bir halkın iniltilerinden ibarettir. unutulmamalıdır ki osmanlı klasik müziği enstrumantaldir. şarkı çok geç bir formdur. koro zaten ne idüğü belirsiz bir mizansendir. hele trt koroları bu ülkeye ve müziğimize yapılmış en büyük kötülüktür."

    https://eksisozluk.com/entry/64960620
  • - içinde sadece klasik müzik, sessiz kütüphaneler ve kahve kokusu yayılan kafelerin olduğu bir gezegene ihtiyacım var...