Osmanlı padişahı sadece bir önceki yüzyılda Çar'ın ordulanna karşı tam üç kere savaşmış, yalnız bir seferinde, Kırım Savaşı'na katılan İngiliz-Fransız ittifakının yedeğinde (1853-1855) ga­ lip tarafta olmayı başarmıştı. Padişah l914'te askerlerine hi­ taben -daha önce de alıntıladığımız- konuşmasında Rusya'yı Osmanlı'nın içine düştüğü felaketin ana sorumlusu sayıyordu:
"Mustafa Kemal yeni yapılanmaya 'Kurucu Meclis' adını vermek istedi. Fransız Devrimi'nden beri anayasa yapan meclislere 'Constituante' (kurucu, temellendirici) denmesinden ötürü, ileri görüşlülükle düşünmüştü bunu kuşkusuz. Ama teklifi Genel Kurul'da, Fevzi Paşa'nın daha masum 'şûra'sıyla beraber reddedildi."
Sayfa 187 - İletişim YayınlarıKitabı okudu
Reklam
Günlük askeri rutinin gevşemesi okumalara yoğunlaşma­su nı kolaylaştırdı. Üç alandan seçiyordu kitaplarını: 1) Nispeten genç yazarların romanları; 2) Tarih hakkında genel referans ki­ tapları, ve 3) Çağdaş osmanlıca şiir ve denemeler. tık iki tür neredeyse tümüyle Fransız yazarların kaleme aldığı eserlerden oluşmakta idi. Alphonse Daudet'nin kolay anlatımlı Sapho - Ma:urs Parisienne ("Paris Görenekleri") kitabını Fransızcası­ dan okuyordu. Parislerin günlük hayattaki adet ve davranış­larını konu eden kitabın orijinali eski Türkiye'de anlaşılan çok sayıda nüshasıyla dağıtıma girmişti. lzzeddin ise aynı günlerde Stendhal'in Le Rouge et !e Noir'ma* görülmüştür.
"Salih Bey'in (Bozok) aktardığına göre Lâtife, kocasına karşı, Türk kadınlarının siyasette temsil edilmesini savunmuştu. 1923 Haziran seçimlerinde değişik vilâyetlerde kadınlara oy çıktı ve geçersiz sayılan birçok oy pusulasında haliyle Lâtife'nin ismi vardı."
Sayfa 320 - İletişim YayınlarıKitabı okudu
– Sen gel bakayım! (…) Adın ne? – Bekir, Paşam. – Ne iş yaparsın? – Arabacıyım, Paşam. – Okuman, yazman var mı? – Yok Paşam, Senden öğrenmeye geldim.
"Paris'in banliyölerinden Sèvres'in adı Türkler arasında pek tarih okumamış olanların bile kulağına aşinadır. "Sevr", 10 Ağustos 1920'de imzalanan ama hiçbir Türk parlamentosu tarafından onaylanmayan Barış Antlaşması'nın adıdır."
Sayfa 194 - İletişim YayınlarıKitabı okudu
Reklam
"Milliyetçi güçlerin elindeki imkânlar hakikaten çok kısıtlıydı. Meclis'in açıldığı gün Türk topraklarında 38.000 İngiliz, 59.000 Fransız, 17.000 İtalyan ve 90.000 Yunan asker konuşlanmıştı."
Sayfa 193 - İletişim YayınlarıKitabı okudu
"Büyük ihtimalle 1880-81 Kışı'nda veya 1881 Baharı'nda Osmanlı'nın vilâyet şehri Selânik'te (Yun. Thessaloniki) doğa oğlan çocuğu, Ali Rıza Efendi'yle zevcesi Zübeyde'nin dördüncü evlâdıydı."
Sayfa 16 - İletişim YayınlarıKitabı okudu
"Böyle bir şey asla düşünmek lüzumunu duymamıştım. Bu galat ve sakat zihniyet sahipleri hakkında söylenecek şey şudur: Bu ahmaklar, niçin hâlâ milletin sözüne, milletin kalbine, milleti arzusuna kulaklarını vermekten kendilerini müstağni görüyorlar? [kulak vermeye ihtiyaç duymuyor, minnet etmiyorlar]"
Sayfa 330
Sofya, 12 Ocak 1914
''Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri, fakat bu ihtiraslar yüksek mevkiiler işgal etmek veya büyük meblağlar elde etmek gibi maddi emellerin tatminine taalluk etmiyor [ilgili değil] . Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin ("une grande idee") başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona (bu büyük fikre) çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza etmekten geri kalmayacağım.''
Sayfa 101
496 öğeden 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.