IQ’su 68 olan, fırında sadece yerleri süpürme ve teslimat hayalleri kuran Charlie Gordon’un fantastik hikâyesini anlatıyor. Ta ki, daha önce yalnızca Algernon isimli Farenin üzerinde denenen bir deneye katılma şansı yakalayana kadar. Yapılan başarılı ameliyatın ardından, Charlie’nin zihinsel kapasitesini adım adım olağanüstü seviyelere çıkar, hatta o kadar ilerler ki sonunda bu tıbbi ve bilimsel başarıyı elde eden kişileri bile geride bırakır. Ancak zekâ, göründüğü kadar parlak bir nimet değildir. Çünkü bazen gerçekten bilmemek daha huzur vericidir. Charlie, yıllardır çevresindeki insanlara dair sandığı her şeyin aslında bambaşka olduğunu fark eder. Önceden dostça bulduğu kahkahaların ardında alaycılık olduğunu keşfetmesi çok uzun sürmez. Hafıza zekânın temel taşı olduğu söylenir ve Charlie bunu en zorlu şekilde deneyimler. Zamanla bastırdığı anılar su yüzüne çıkar ve beraberinde de derin acılar getirir. Geçmiş, her zaman güzel anılarla dolu olmuyor maalesef. Kısaca hem etkileyici hem de yürek burkan bir hikâye. Özelikle engelli bireylerin yaşadığı zorlukları ve bir engelli çocuğa ebeveynlik yapmanın ne anlama geldiğini derinlemesine işlerken; sevgi, saygı, insanlarla bağ kurma ve şefkatin ne kadar temel ihtiyaçlar olduğunu bize güçlü bir şekilde hissettiriyor…