Oyunculuğunuz da var. Satranç oynar gibi cimrilikle zor bela oynattığınız piyonlarınızdan, kalelerinize, fillerinize ve vezirinize sıra gelmedi demek. En güzel kelimelerinizi en sona sakladınız. Tek bir taş kaybetmeden zafer ha!Dudaklarınız çürüdükten sonra söyleyemezsiniz şarkıyı. Kollarınız taş kesildikten sonra sularınıza yanaşan filikaların taşıyacağı nedir? Olsun, muzaffer bir kumandan gibi başınızı dik tutun. Fakat unutmayın ki, bir taşımı bile
kaybetmedim, diyorsanız, oyun başlamamış demektir. Buzdan bir astapada üzerinde şaha kalkmış buzdan atlarınız. Oyun eriyor, "Şah!" demeden akıp gidecek ırmak.
Bizi ne çok şey yaralıyor! Ne paltolarımız engel olabiliyor yara almamıza ne zırhlarımız. Ne eldivenlerimiz ellerimizi koruyabiliyor ne botlarımız ayaklarımızı. Masalarımız bir barikat gibi dursa da önümüzde, kalemlerimiz kargıya dönüşse de her akşam kan revan içinde evlerimize dönüyor, seslerle ya da sessizlikle dizlerimizi sarıyoruz.
(...)Vakit varken asıl pedallara. Yol boşsa hızlı da gidebilirsin. Fakat ellerini bırakma sakın. Boşluğa terk edilen ellerde değil, nereye tutunacağını bilen ellerde özgürlük.