Ölçülü Sev! Ölçü Ne?
Adviye Molla her gece yaptığı gibi gene ölülerini tutturdu. Veli Koca'dan, büyük Sinan Ağa'dan başladı, Cangüzel'e dayandı. Cangüzel'in ölümü Adviye Molla'nın hayatında öyle bir kaygı idi ki demekle bitmez tükenmez. İşte hatırlar hatırlamaz gene can evine pır pır bir uçuş, boğazına ateş, gözlerine acı yaş düştü. Cangüzel, vefâsız oğlu küçük Sinan Ağa'nın sevdâsına kurban gitmişti. Ne hikmettir ki insanlara en zorlu hicran, en çok sevip baş tâcı ettikleri taraftan gelir. Kişi suç işler, cana kıyar, hazîne soyar, siyaset güder, hattâ tahta el atar, cezâsını bulur. Fakat dünyâda âşık kadar cezâ gören hiç bir kātil, hiç bir uğru veya devlet düşmanı yoktur. Çok sevmek hayatta en büyük suçu işlemek demek midir? Hafız Nûri, Adviye Molla'nın içinden çıkamadığı bu sırra bir gün şöyle karşılık vermişti: - Belî zâhir, molla kadın! Aşırı sevmek Hak Çalap'a şirk koşmaktır. - Âlâ dersin ama n'idelim? Hâtun tek evlâdını da gönlü alabildiği kadar sevmesin mi? - Dilerse sevsin. Bedelini vermeyi göze alırsa. - Bedeli de ne ola? - Ciğer kanı, ruh selâmeti. Hafız Nûri'nin hikmeti harfi harfine çıkagörünmüş. Cangüzel, oğlunun aşkına ciğerinin kanını tükettikten sonra hiç olmazsa ruh selâmetini kurtarmak için secdeye düşmüş, seccâdesi üstünde inleye inleye ölmüştü.
Sayfa 122·Kitabı okuyor
Dünya tarihinde koca bir ömrü sadece milleti için tüketen belkide tek lider Mustafa Kemal Atatürk tür.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
Reklam
Elif Şafak - Ustam ve Ben
Puan vermedi·480 syf.··
2026 13. kitabı
Masal tadında bir eserdi ve verdiği tarih bilgileri kontrol ettiğimde çoğunun gerçek bilgi veya gerçeğe dayandırılmış güzel bir kurgu olduğunu gördüm bu da benim tarihî kurgu okurken en sevdiğim
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma
Koca Sinan, öyle bir kubbe çatmışsın ki; altına giren neye bakacağını şaşırıyor... Bazı yerler insanın dilini yutar, aklını başından alır; Selimiye de benim için tam olarak öyleydi. Selimiye, sadece bir mabet değil, insanın akıl ve izan sınırlarını zorlayan bir 'aşk'ın taşlaşmış hali.. Burada bakmak, seyretmek değil; Mimar Sinan'ın sabrını ve aşkını nakış nakış işlediği o taşların, adeta secdeye kapandığına şahit olmaktır. Kelimelerin bittiği, hayranlığın başladığı o büyük sessizlikte; beni bu manzarayla nasiplendiren Allah'a hamd olsun. 🤍
Koca bir şantiyede yaşıyoruz. Pencereden bakınca kamyonlar dozerler harıl harıl çalışıyor. İnceden bir ses, kulakların en sinir bozucu yerine dokunuyor. Eski binalar yıkılıyor, yerlerine estetikten mimariden nasibini almamış kazuletle dikiliyor. Mimar Sinan'ın torunları bina yapamıyor...
FATİH SULTAN MEHMET HAN KONUŞUYOR!
Beşyüz yıl önce bana kılıcımın hediyesi olan bu ülkenin semâlarında, bugün nail olduğum "ba'sü ba'de'l-mevt" sırriyle etrafıma bakıyorum. İstanbul, asırların değiştirdiği bir
Reklam
Reklam