Gerçeklik artık filtreli bir veri akışından ibaret bu yeni dünyada. Anlam, belge onayıyla oluşuyor. Yaşamı yaşanmaz hale getirip sonra yaşanır olanı da paketleyip satıyorlar.
Bu simülasyon da kitap okursun ama alıntılamazsan, içselleştirilmiş sayılmazsın. Balkon keyfi yaparsın ama manzara fotoğrafı çekmeden rahatlamış sayılmazsın. Müzeye gidersin ama selfi çekmeden kültürlü sayılmazsın. Filtre uygulanmamış hayatın ham görünür gözüne.
“Ben de oradaydım” deme arzusunun altında yatan şey, Benjamin‘in “aurasını yitirmiş deneyim” kavramıyla açıklanabilir. Walter Benjamin‘nin “aurasını yitirmiş deneyim” kavramı, post endüstriyel çağda deneyimlerin özgün ve biricik niteliğini kaybederek mekanik çoğaltım ve yeniden üretim süreçlerine tabi olmasını ifade eder. Deneyimler artık doğrudan ve otantik yaşantılar olmak yerine, belgeleme paylaşma ve gösterme amacıyla simüle edilmiş olarak üretilen, tekrarlanabilir ve standardize edilmiş performanslara dönüşmüştür. Bu bağlamda deneyimin “aurası” yani biricikliği ve özgünlüğü kaybolmuş, yerini teknik olarak yeniden üretilebilir bir simülasyona bırakmıştır.
Güzel güzel bakmak yetmiyor, markalı güneş gözlüğüyle üstten üstten güzel bakmak gerekiyor artık. Çiçeğin mutlaka 1000 adet olması, egzotik bir tatilde pırlanta ile seçilmiş en doğru şiir ile sunulması gerekiyor aşkın.