Bugün itibari ile küresel deneyim ekonomisinin değeri yaklaşık 16 trilyon $’a ulaşmış. Bu rakam dünyadaki tüm eğitim ve sağlık harcamalarının toplamını aştı. Yani artık öğrenmekten ya da iyileşmekten çok “denemek” istiyoruz. Yapılan araştırmalara göre bir kere yaşanacak deneyim algısı, on kat daha fazla harcama yaptırıyor. Gerçekliği zehirleyip panzeri satmak gerçekten dahiyane bir fikir.
Hedonik adaptasyon, psikoloji ve nörobilimde incelenen bir fenomendir ve insanların olumlu veya olumsuz yaşam değişikliklerine karşı zamanla duygusal tepkilerin azalma eğilimini ifade eder. Bu süreç, organizmanın homeostatik dengesini koruma mekanizmasının bir parçası olarak, bireylerin yeni koşullara alışmasını ve başlangıçta güçlü duygusal tepkiler uyandıran deneyimlere karşı duyarsızlaşmasını sağlar. Piyasa mekanizması, bu doğal psikolojik eğilimi kullanarak, kişileri sürekli yeni deneyimler aramaya ve tüketmeye yönlendirir. Deneyim ekonomisi tek başına bir sektör değil; aynı zamanda epistemolojik bir kopuştur bu yüzden. İnsanı kendi yaşantısında turiste dönüştürür. Yaşamak değil yaşadığını sandığın şeydir. Ve sanırım bu çağda, sandığımız şey ile olduğumuz şey arasındaki fark bizi en çok yoran uçurum. Çünkü seni tükettiren değil aynı zamanda kendi içini de tüketen bir yaratığa dönüştürür. Çark, insanın yaşama sevincini ambalajlayıp, ona kendi sevincini tekrar satan bir tefeci gibi çalışır burada.
Özetle kâr organizması, hedonik adaptasyon eğilimimizi sömürür. Bir şeye alışınca daha fazlasını isteriz. Bu yüzden “tek deneyim yetmez”, sürekli “daha iyisi” gerekir.