Bu dağ geçitlerinde ne bulutlar bir anlığına dağıldığında mucize gibi ortaya çıkan güneş ışığının ne de deniz seviyesinde alçaktan uçan kuşlar gibi çırpınan görkemli kar tanelerinin merhameti var.
Karlar ıslak asfaltın üstüne düşerken her seferinde kısa bir süreliğine tereddüt ediyormuş gibi görünüyor. Alışkanlıkla her konuşmasını ‘elbette … öyle olmalı … ‘ diye muhabbeti bitiren birinin iç çekişi gibi, bitişe yaklaştıkça sükunete bürünen bir müzik parçasının sonu gibi, birisinin omuzuna koyacakken çekinerek geri çekilen bir elin parmakları gibi, kar taneleri karanlık ve ıslak asfaltın üzerine iniyor ve anında iz bırakmadan kayboluyor.