Resim çizmek, verimli olmayan bir sabah çalışmasını sonlandırmak için başvurduğum bir eylemsizlik yöntemiydi. Ama işte bu eylemsizliğimizin ya da hayallerimizin içinde gizli olan gerçeğin zaman zaman su yüzüne çıktığı da olmayacak şey değildir.
Düşünüyordum da , şu hayat dediğimiz şeyin ne hoş ödülleri vardı; şuna buna hınç duymak , kin beslemek ne kadar yersizdi ve dostluklar kurabilmek ve kafa dengi kişilerle birlikte olabilmek ne kadar gıpta edilecek bir durumdu…
Yaşam omuzlarımdan ellerini çekmiyor ve ben her nefes alışımda boğuluyorum.
Ama asla tükenmiyor nefeslerim. Ruhuma ıstırap veren bu döngüyle küfrediyorum varlığıma ki ben hiç de sevmezdim küfür etmeyi. Sövdükçe zehir oluyor içime çektiğim hava ve zehri içime çektikçe sövüyorum.
Dışarıya bakıyorum insanlar mutlu.
Acaba ?
Yoksa takındıkları mutluluk bir maskeden mi ibaret?
Öyleyse ben neden sahip değilim o maskeye?
Zihnimdeki anlamsız sorularla nefes alıyorum.
Zehirleniyorum.
Ama ölmüyorum.
Ah bir kere ölsemm...
Bir kere girse ölüm meleği koynuma.
Ah ah ömrümü vermez miyim uğruna onun?