“Bir keresinde yedi yargıç bile iki tarafı uzlaştıramamış, ama taraflar karşı karşıya gelince, birinin aklına “eğer” gelmiş. Yani şöyle, “eğer sen öyle dediysen, ben de böyle derim,” gibi. Böylece ilk sıkışıp kardeşlik yemini etmişler. İşte bu “eğer” yok mu, en güzel arabulucu; “eğer” deyip de geçme.”