#

#ErmeniKürt

0 üye
Takip
Tehcir mağduru Ermenilere bireysel planda sahip çıkma örnekleri ülkenin dört bir yanından gösterilebilir. Ender bazı yerlerde aşiret veya sülale halinde, bir ağanın ya da beyin ağırlığını koymasıyla koruyucu davrananlar da olmuştur. Ama bölge olarak kapsamlı korumanın yegâne örneğini verebilen Dersim’dir. İç Dersim’in yarı bağımsız konumu bunun için elverişli bir zemin oluştururken, Kızılbaş-Zaza-Kürt aşiretlerin eskiden beri Ermenilerle iyi olan ilişkileri ve mazlumu kayırmaya yatkın hümanist özellikleri çekim merkezi olmasını sağlar. Bu sayede sürgünden kaçan yakın çevrelerin Ermenileri Dersim içlerine sığınma imkânı bulur, bir yıl kadar güvendikleri aşiretler arasında korunur, sonra çokları halkın yardımıyla Rus denetimindeki Erzincan'a geçer ve Rusların savaştan çekilmesini takiben Ermeni gönüllü birlikleri eşliğinde Kafkas bölgesine ulaşırlar. Bu şekilde kırımdan kurtulan Ermenilerin sayısı hakkında değişik kaynakların verdiği rakamlar 10 bin ile 30 bin arasında değişiyor.
belge yayınları·Kitabı okudu
#ErmeniKürt
Bu ülkede Ermeniliğin daha özel bir nefret hedefi olduğunu da unutmayalım. Irkçı duygularla birine hakaret edilmek istendiğinde en tatmin edici küfür olarak ağızlardan tükürüklü “Ermeni...” kelimesi saçılır. Politik arenada hasımlara yapılan Ermenilik ithamı surata atılan kezzap etkisine sahiptir. Bu ayrıcalıklı aşağılanma da sebepsiz değil; bir yere kadar “milleti sadıka” denirken, o köle algısıyla bağdaşmayan ulusal talepler, direnişler görüldükçe “nankör”lükten “hain”liğe suçlama ve sonra da imhaya giriştikçe kendini haklı çıkartmak üzere “her şeye müstehak” ilan etmeyle geliştirilen bir nefrettir bu.
belge yayınları·Kitabı okudu
#ErmeniKürt
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
TTK eski başkanı Yusuf Halaçoğlu’nun ifşa ettiği üzere devlet tam da Dersim’i imha etmeye hazırlandığı 1935-37 arasında özellikle bu bölgenin Alevi Kürtleri içine karışan Ermeni dönmelerini ev ev tespit etmiş. Bu bilgiyi 1938’in tanıklarından Kırganlı bir yaşlının şu ifadesiyle birleştirin: “Esasta asker Dersim’den silah, vergi, askerlik ve Ermenileri istiyordu” !.. Düşünebiliyor musunuz? Aradan 20 yıl geçmiş, devlet halen daha tehcir kalıntısı Ermenilerin peşinde. Ve bu dinmek bilmeyen yok etme histerisi Dersim’in topyekûn mahvedildiği süreçte Ermeni nüfusun belirgin olduğu Halvori gibi yerleri çok özel hedeflemeyi ihmal etmiyor. Hiç mübalağasız diyebiliriz ki Dersim’in öyle muazzam yıkıma uğratılmasında başka şeylerin yanı sıra 1915’te Ermenilerin korunmasına duyulan hınç ve onun hesabını da görme dürtüsü önemli bir rol oynamıştır.
belge yayınları·Kitabı okudu
#ErmeniKürt
Nişan Akkaşyan’ın anlattığına göre Hozat’ın Mutasarrıfı, İbrahim Ağa’ya (İdara’ya) resmî bir yazı gönderir ve Dersim Kürtleri arasında saklanan 10 bin Ermeninin hükümete teslim edilmesini ister. Bunun üzerine Kormışka’da bir toplantı düzenlenir. Birçok köyden gelen liderler mektubu tahsilli kişi olarak çağırdıkları Akkaşyan’a okuturlar. Durumu görüştükten sonra cevap olarak yazdırırlar ki, “Bizim içimizde malesef iki ihtiyar dışında Ermeni yoktur. Biri nalbant, öteki semerci olarak bize çok gerekli olduklarından onları saklamaktayız. Eğer duysak ki dünya üzerinde başka hiç Ermeni kalmamış, onları da biz öldürür ve bitiririz.” Bu ironik karşılık üzerine çok geçmeden Hozat mutasarrıfı bir düzine jandarma eşliğinde daha sert bir yazılı ültimatom gönderir İdara’ya. Tekrar Kormışka’da Beko’nun evinde toplanırlar. Bu defa öncekinden daha fazla sayıda aşiret reisleri ve önde gelenler mevcuttur. Uzun uzun tartışırlar. Îdara birkaç ihtiyar ve kocakarı gönderip ‘olanı budur’ diye tavır sürdürme eğilimindedir. Onun bu görüşünü açıklaması üzerine hepsi susar. Yüzleri donuklaşmış ve soran gözlerle ev sahibi Beko’ya dönerler, onun fikrini duymak için. Beko şöyle konuşur: “Benim yanımda erkek ve kadın toplam 24 Ermeni var. Ben onların saçının bir telini de teslim etmem.” Ve sözünü İdara’ya yönelterek sürdürür: “İbrahim Ağa, sen ki Türk hükümeti tarafından hapsedilmiş ve Diyarbakır zindanından kaçmış adamsın; hükümet seni ele geçirse bedeninden geriye bırakacağı en büyük parça kulağın olur. Ben ise Kıneli’deki toprak meselesiyle ilgili sık sık hükümet kapılarındayım. Ben ki korkmuyorum, sen neden korkarsın?..” Bu sözün üzerine Beko’nun kardeşi Mehmet, elindeki değneği havaya kaldırıp misafirler içinde dikilir ve şu çağrıyı yapar: “Kardeşimin sözleriyle hemfikir olan bu değneği öperek
belge yayınları·Kitabı okudu
#ErmeniKürt